Paros

Paros Gezi Rehberi

 

Beyaz ile yıkanmış duvarları, mavinin bütün tonlarında boyanmış kapı, çatı, panjurları ile dümdüz çatılarından sarkarak sokağı gölgelendiren begonvilleri, evlerin etrafını çevreleyen portakal ve nar ağaçlarıyla adeta bir resmin içindeymişsiniz gibi hissediyorsunuz. Geleneksel Kiklades mimarisi kompozisyonunu da bir şekilde anlatmış olduk diyebiliriz. Zira Kiklades adalarını gezerken göreceğiniz manzara genellikle böyle olacaktır.

Gemiler limana ilk yanaştığında, onları karşılayan şey beyaz badanalı mavi kubbeli yel değirmeni oluyor. Çatısız evleri ve yel değirmenleri adeta adanın sembolü. Masmavi suları ise her daim davetkar.

Paros’tan biraz bahsedelim. Burası, 70 km çevresiyle Kiklades adalarının en büyük 2. adası. Kiklades adalarına değinecek olursak, bu ada grubu Yunanistan’ın Ege Denizindeki en çok turist ağırlayan bölgesi. Tanrılarıyla meşhur Yunanistan’da bu bölgeye Kiklades isminin verilmesinin ise bir nedeni var. Kiklades, Yunanca ”etrafında” anlamına geliyor. Etrafında denilerek kastedilen alanın merkezi ise Delos adası olup bu ada Yunanistan’a göre kutsal bir ada. Şimdi diyeceksiniz ki bu ada neden kutsal? Bu ada aslında Mykonos’un hemen yanında yer alan ve kayalıklardan oluşan bir ada olup bir çok mitolojik kişinin burada doğduğuna inanılmakta. Bu kişilerin arasında Apollon ve Artemis de var.

Kiklades adalarını bu kadar turistik yapan en büyük özelliklerden bir tanesi ise Mykonos ve Santorini‘nin burada bulunması. Paros daha çok lokallerin ve İngiliz, İtalyan, Avusturyalı, Alman turistlerin tercih ettiği, Mykonos ve Santorini gibi turist merkezi haline gelmemiş bir tatil cenneti. Türk turistlerce ise henüz keşfedilmemiş bir ada olarak hayatına devam ediyor.

Tarihte ise durum böyle değil. Aslında çok önceden keşfetmişiz! Osmanlılar bu adaya 1527 yılında gelerek 300 yıl burayı ve Yunanistan’ın geri kalanını yönetmiş. Meşhur Hürrem Sultan’dan önce gelen Nurbanu Sultan ise buralıymış. Konumuza geri dönersek, Yunan özgürlük savaşında 1827 yılında ada Yunanistan kontrolüne geçmiş. Paros’un Antik çağlardan günümüze bir diğer özelliği ise beyaz ve yarı transparan mermeri. Hala eskiden kalma mermer ocaklarını görebilmek mümkün. Bu mermerin bir çok ünlü yapının inşasında kullanıldığı söyleniyor.

Kiklades adalarının popülerliğinden bahsetmiştik. Bu adalar 1960’lı yılların başında Mykonos ile popüler bir turizm merkezi haline gelmiş. Tasvir ettiğimiz Kiklades mimarisinin yarattığı güzellik bütün adalarda ortak bir görüntü oluşturarak buraların popüler haline gelmesini sağlamış. Bu mimarinin bir diğer özelliği ise keskinlik yerine ovallik ön plana çıkmış. Genel olarak mavi ve beyaza doyuyorsunuz. Yunanistan bayrağındaki renkleri her yerde kullanarak müthiş bir bütünlük yaratmışlar.

Paros’u anlatmaya geri dönersek, hayal ettiğimiz ada sokakları da tam böyleydi zaten, gezimiz süresince gördüğümüz Paros; sakin, yoğun turist ortamından uzak, yerli halkın tercih ettiği ve beklediğimiz gibi kaybolunacak, sayamadığımız sayıda sokakları olan şirin bir ada. O halde paros gezi rehberi yazımızı gerekli bilgilerimizi de ekleyerek biraz daha detaylandıralım.

 

Paros’a Nasıl Gidilir?

Paros’a biz aferry.com sitesinden satın aldığımız Blue star ferry bileti ile Kos üzerinden gittik. Bilete kişi başı 28.50 Euro ödedik. Türkiye’den Paros’a gidiş için çeşitli feribot güzergahları mevcut. Ada’da bir de havalimanı yer alıyor fakat Türkiye’den direkt uçuş bulunmuyor. Biz Bodrum’da olduğumuz için Bodrum-Kos-Paros güzergahını kullandık çünkü direkt feribot mevcut değil. Muhtemelen Rodos’tan da geçiş vardır. Bu şekilde yaptığımızda Kos-Paros arası yaklaşık 7 saat sürdü.

Feribot konusunu biraz detaylandırmak istiyoruz. Öncelikle yolculuk boyunca feribotun içi çok soğuktu ve çok aydınlıktı. Sanki yol boyunca içeride düğün vardı, gece yolculuğu yaptık ama her yer ışıl ışıldı. İnanılmaz mantıksız bir şekilde ışıklar kesinlikle kısılmadı dahi. Ayrıca bir de sürekli çalışan televizyon vardı ki Türkiye’deyken izlemeye tenezzül etmediğimiz güzide Türk dizilerimiz gece boyunca ekranı şenlendirdi. Feribotta adeta bir insanlık dramı yaşanıyordu. Işıktan kaçıp uykuya dalmak için yoğun bir mücadele vardı. İnsanlar genellikle koltukların altlarına yatarak kendilerine gölge oluşturuyorlardı. Her yerde yatan bir insan, yeni bir gözyaşı demekti. Yürekler parçalandı, firma lanetlendi. Deniz tutanlara ise iyi bir haberimiz var, feribot epey büyük olduğu için tsunami haricinde gelişen hava şartlarını hissetmiyorsunuz. Yol boyunca uyanık olduğumuz için biliyoruz, hiç sallanmadık.

*Dönüşte de aynı firma ve feribotu kullanarak Paros-Kos güzergahında döndük. Bilet fiyatı yine 28.50 Euro idi.

Feribottaki koltuklar aslında rahatsız değil ve uçak koltuğuna göre daha geniş fakat ışık durumundan ötürü gece yolculuğu yapmanızı önermiyoruz. Koltuk seçiminde ise Air Seats Lounge 1 ile Air Seats Lounge 2 den şaşmayın. Bütün Blue Star Ferry feribotları için söyleyebiliriz ki bu kısımlardan bilet alın.

*Yunanistan’dan gelmek isteyenler için ise yine bu feribot ile Atina’nın Pire limanından 4 saatte Paros’a ulaşmak mümkün.

Ayrıca Paros limanı Ege Adalarının merkez limanı olduğu için Atina’dan Girit’e kadar bir çok yöne her gün sefer düzenleniyor. Kos seferleri ise 3-4 günde bir yapılıyor.

Şimdiden Bon Voyage!

 

Paros’ta Nerede Kalınır?

Paros’ta kalacak yer olarak limanın çevresindeki otelleri tercih edebilirsiniz. Bizim kaldığımız yer Hotel Zannet ismindeki bir tesisti. Fena değildi biz memnun kaldık ilgili çalışanları var yardımcı oluyorlar. Booking.com üzerinden araştırmaya devam! Merkezi Parikia’dır ve bu filtre ile arama yapabilirsiniz. Gecelik 1 oda ücreti ise 60 euro tuttu. Kahvaltı hariç. Otelin ise hemen önü Paros’un masmavi sahillerinden bir tanesine açılıyor.

En güzel tarafı da sabah denizin sahile hafif hafif vurmasıyla uyanırken aynı ses ile gece uykuya dalmaktı. Evet bu oteli öneriyoruz.

 

Paros’ta Ulaşım

Paros’ta ulaşım için otobüs mevcut fakat adayı layığiyle dolaşmak için araba kiralamak en doğrusu. Araba kiralarken de liman boyu uzanan rent a car dükkanlarının hepsine girip çıkın ve pazarlığınızı yapın. Bizim aldığımız en iyi fiyat, Fiat Panda araç için vergiler dahil günlük 40 euro oldu. İrinei rent a car firmasını bulun. Selamımızı da söyleyin kesin hatırlar, hoş sohbet muhterem bir amcadır, 2 saat abartısız muhabbet ettik.

Adada bazı mesafeler araba ile 40 dakikaya kadar sürebiliyor. Bütün adayı ise arabayla 2 buçuk saatte dolaşabiliyorsunuz. Bu tabii ki gelişigüzel bir dolaşma için verilecek zamandır. Plajları görünce bayılacağınız ve yüzmek isteyeceğiniz için ohoo 2 buçuk saatlik mesafe için ben araba mı kiralayacağım demeyin.

O halde gelelim gezilecek yerlere;

 

Paros’ta Gezilecek Yerler

Paros’ta gönlünüzce gezebilmeniz için araba kiralamanız lazım. Yineledik! Gezilecek yer çok, girilecek mavilik bol, içilecek uzo mu?, o da çok :)

Biz arabayı 1 gün kiraladık ve o gün de bütün adayı dolaştık. Siz de aynı şekilde yapabilirsiniz. İlk gün arabasız olduğumuz için fazla uzağa gidemeyerek sadece merkez Parikia ve çevresini yani yürüyerek dolaşabileceğimiz yerleri dolaştık ve yürüyerek ulaşabileceğimiz yerlerde denize girdik.

Araba kiraladığımızda ise Parikia’dan (Limandan) aracımızı aldık, sonra en güzel ve hareketli plajlar ile en güzel köyleri rotamıza katarak turumuza başladık. Önce Monastiri bölgesindeki Kolibithres Plajına gittik ki burada mükemmel bir deniz var. Sonra buradan adanın en güzel köyü olan Lefkes’e doğru çıkarak biraz burada vakit geçirdik.

Lefkes’ten sonra ise adanın plajlarını dolaşmaya devam ederek sırasıyla Lageri, Dionysos, Ambelas ve Golden beach’e gidip beğendiklerimizde yüzdük. Adanın en güzel plajı ise Golden Beach.

Plaj faslından sonra, Adanın balıkçı kasabası olan Aliki ve sonrasında Naousa’ya geçerek orada akşam yemeği yedik. Akşam yemeğinizi Aliki’de de yiyebilirsiniz fakat restoran çeşitliliği ve kalitesi açısından Naousa bir adım öne çıkıyor.

Paros hakkında biraz dedikodu yapalım. Burası boz bir ada ve bunun nedeni çok fazla rüzgar alması. Akşamları için mutlaka üstünüze bir şeyler alın yoksa rüzgarla savrulursunuz. Ağustos sonunda gitmemize rağmen akşamları epey serin oluyor.

 

Parikia

Burası Paros’un başkentidir. Limanın hemen arkasında yer alan Yunanistan’ın en eski kiliselerinden olan Panagia Ekatontapiliani, diğer adıyla 100 kapılı kilise burada yer alır. Bizans döneminden kalma olup Hristiyanlar için çok önemli bir yerdir. Bizans İmparatoru Konstantin döneminde MS 326’da Konstantin’in annesi tarafından yaptırıldığı iddia edilen kilise İstanbul’daki Ayasofya’nın mimarisinde bazı alanlarda örnek teşkil etmiştir. Hıristiyanlar için önemli bir ibadet yeridir çünkü yapıldığı tarihten bu yana hiç bir zaman ibadete kapanmamıştır. Parikia’dan çıkan eserlerin bir bölümünün şu an Atina Ulusal Arkeoloji müzesinde sergilendiği söyleniyor.

Bir de burada Parikia’nın diğer önemli noktası olan Kale yer alıyor. Orta çağdan kalma bu kaleden geriye günümüzde kalıntıları kalmış bu yüzden ilk bakışta orasının kale olduğunu anlamak pek kolay olmuyor.

Kısacası Parikia’daki bütün sokaklara girip çıkarak dolaşmalısınız. Küçük bir merkez olduğu için fazla vaktinizi almayacaktır, fakat evleriyle size kendini sevdirecektir.

 

Lefkes

Paros’ta gördüğümüz en yeşil yer, dağların arasında kalmış Lefke köyü oldu. Burası aynı zamanda adanın da eski başkenti. Burada dolaşırken Eski Bizans yolunu kullanarak beyaz mavi evlerin, sevimli cafe ve dükkanların arasından Prodromos ve Marmara köylerine ulaşmanız mümkün.

Bu köye mutlaka gitmelisiniz. Adanın görülmesi gereken en güzel köyü burası. Görülmesi gereken görkemli bir kilisesi mevcut. Köy, yürüyerek dolaşılıyor çünkü sokakları bir arabanın geçemeyeceği kadar küçük. Burada dolaşırken çok keyif alacağınıza eminiz. Telefonunuzun şarjını fotoğraf için saklayın yoksa pişman olabilirsiniz. Köyün ara sokaklarında dolaşırken köyün en renkli minnoş meydanındaki yaşlı teyzenin kahvesini içmeyi unutmayın. O kadar küçük bi dükkan ki sürekli içeride bir şeyler kırılıyor :)

Marmara köyü demişken, buranın yaklaşık 4 km devamında ise Marathi‘ye ulaşabilir ve meşhur Paros mermerinin kaynağı olan mermer ocağını görebilirsiniz.

 

Naousa

Paros’ta en sevdiğimiz yer bu şirin balıkçı kasabası oldu. Kiklades mimarisinin adada en güzel yansıtıldığı yerlerden birisi olan Naousa’nın mavi beyaz dar sokakları tam da kaybolmayı sevdiğimiz türden. Sokaklarında bir çok butik dükkan yer alıyor ve tamamı el yapımı ürünler satıyor. Dolaşması çok keyifli olan Naousa, adanın geri kalanından daha lüks ve pahalı. Bir çok güzel restoran da adanın bu kısmında bulunuyor.

Alışverişi seviyorsanız, lükse meraklıysanız, Naousa’da size göre şeyler bulacağız demektir. Özellikle Naousa limanında yer alan gurme restoranları mutlaka denemelisiniz. Bütçe olarak biraz bünye yorucu olduğu kadar leziz oldukları söyleniyor. Biz denemeye cesaret edemedik fakat siz denerseniz lütfen bize anlatın.

Naousa’nın böyle olmasının bir sebebi var çünkü ünlüler ve sosyetenin tercih ettiği bir bölge. Gece hayatı olarak ise adanın en hareketli bölgesi yine burası. Minik sokaklarında rengarenk barlarla karşılaşabiliyorsunuz. En romantik anlar için Naousa’ya gidin.

 

Aliki

Burası bir balıkçı barınağı ve adanın Naousa ve Parikia’ya göre nispeten daha az turistik olan konumu olarak burayı tavsiye ediyoruz. Akşam yemeği için burası önerilen bir diğer nokta olup artık klasikleşmiş Yunan adaları ahtapot fotoğraflarını burada yakalayabilirsiniz. Restoranların sıralandığı cadde Akşam 7′ den sonra araç trafiğine kapatılan Aliki’de bir yürüyüş turu sonrası beğendiğiniz restoranı deneyebilirsiniz. O halde TripAdvisor diyoruz.

 

Petaloudes Kelebekler Vadisi

Parikia’ya 6 km uzaklıkta yer alan kelebekler vadisinde rengarenk kelebekler görebiliyorsunuz. Kanatları kapalıyken sarı siyah gözüken bu kelebekler daha önce Rodos adasında gördüklerimizin aynısı. Herhalde ada ortamında böyle oluyorlar diyebilir miyiz? Bu canlıların en güzel görüntüsü iste aynı anda harekete geçme anları. Umarız bu anı yakalayacak kadar şanslısınızdır.

 

Antiparos

Paros’un hemen yanında yer alan bir ada olan Antiparos, Paros’a feribotla sadece 10 dakika uzaklıkta ve her 15 dakikada bir feribot kalkıyor. Buraya hem arabalı feribot ile hem de yaya olarak geçebilirsiniz.

Ada, arkeolojik olarak önemli bir yer ve yaklaşık 1.200 gibi bir nüfusu var. Burası da yine Kiklades mimarisi ile oluşturulmuş yapılara ve sokaklara sahip bir şehir merkezine sahip olup Paros’taki Naousa’dan çok bir farkı bulunmadığını söyleyebiliriz. Buranın popüler plajları arasında Soros, Glyfa, Apantima, Monastiria gibi yerler var.

Burası o kadar küçük bir ada ki kuzeyden güneye en uzun noktası sadece 11 km. Arkeolojik olarak önemli demiştik, bunun nedeni ise adanın etrafında yer alan bir sürü minik ve yerleşim olmayan adacıkların her birinin arkeolojik sit alanı olması. Bunlardan en popüler olanı ise Despotiko ismindeki ada’nın Antiparos arasında yer alan dar boğazının deniz derinliği sadece 1 m. Düşünsenize yürüyerek başka bir adaya geçmek ne kadar da keyifli olur :)

Antiparos’un en çok ziyaret edilen noktası ise meşhur mağarası. 400 merdiven çıkacak nefesiniz var ise ziyaret edebilirsiniz.  Bu adayı en çok ziyaret eden turist kitle arasında çıplaklar var. Çıplaklar plajı geleneğini, bayrağı önde taşıyarak sürdürüyorlar. Özellikle adanın gözlerden uzak kumlu koyları bu ortam için gayet uygun. D vitaminine inananların adresi!

Perigiali ve Theologians plajları bu halleriyle epey popüler. Ayrıca ada kamp yapmak için de popüler bir destinasyon.

Bir diğer gezilecek yer ise Ada’nın kalesi. 13.YY’dan kalma bir yapı. Ada ile ilgili bir diğer bilgi ise Antiparos’un bir çok zengin ve ünlünün tatil için tercih ettiği bir yer olması. Bunların en başında gelen ise Tom Hanks.

Genel olarak Paros’tan çok farklı bir ada değil ve vaktiniz genişse yani en azından 3 günlük bir süre Paros’a ayırdıysanız burayı da gelmişken görebilirsiniz.

 

Paros Plajları

Paros’ta deniz için doğru plajı seçerken rüzgara göre karar vermelisiniz. Genellikle adanın doğu tarafındaki plajlar bol rüzgarlı oluyor. Bunun nedeni ise Paros ile Naxos adası arasında bulunan boğaz. İki adanın birbirine uzaklığı ise 5 mil.

Rüzgar konusunda gittiğiniz zaman tavsiye almanız önemli ve adanın sörf tutkunları için bir merkez olduğunu hatırlatırsak ne demek istediğimizi daha iyi anlayacaksınız. Burada Kite Surf ise epey yaygın olarak yapılıyor zira rüzgar buna epey müsait.

Biz araba kiralayarak adanın bütün kayda değer plajlarını dolaştık fakat daha fazlası için tekne turu yapmalısınız. Tekne turu olarak ise Rofos Boat Tours’a katılabilirsiniz. Kayalıkların içerisinde turkuaz bir suda yüzme deneyimi her gün karşımıza çıkacak bir durum değil. Tavsiyeyi aldınız, teşekkürleri duyar gibiyiz.

 

Golden Beach

Plaj sıralamamıza Adanın en güzel plajından başlayalım istedik. Evet arkadaşlar adanın araba ile ulaşılabilir en güzel plajı açık ara burası. Adanın güneydoğu kısmında yer alıp bolca rüzgar alan fakat sahilin hemen önündeki doğal koruma sayesinde çok fazla dalganın kıyıya taşınmadığı bir sahil burası. Adını ise altın kumundan aldığını söylememize gerek yok sanırım. Burada 2 adet sahil işletmesi var ve sezonda burasının epey eğlenceli hale gelerek partilere ev sahipliği yaptığını söyleyebiliriz.

Fakat rüzgar dalgaları kıyıya savurmasa da kumları üzerinize savurabilir ve bazı durumlarda yanınızdakiyle iletişim kurmakta zorlanabilirsiniz. Bu gibi durumlara da hazırlıklı olmak lazım.

 

Lageri Plajı

Burayı bize bayağı övmüşlerdi fakat oraya ulaştığımızda karşılaştığımız dalga ve rüzgar seviyesi biraz yorucuydu. Kim bilir belki de biz kötü bir günde denk geldik. Hava durumunu kontrol etmeye değer.

 

Dionysos plajı

Burası, Lageri plajını ararken tesadüfen karşımıza çıkan bir plaj oldu. İnsanların arabalarını park edip şemsiyelerini kapıp yürüdüklerini görünce bir göz atalım diyerek peşlerine takıldık. Kum bir yoldan ulaşılıyor ve sessiz, güzel bir koy ile karşılaşıyorsunuz. Deniz dalgalı değil gayet sakin fakat 1 adım attığınızda pat diye derinleşiyor. Eğer derin su seviyorsanız burayı mutlaka denemelisiniz. Gitmeden önce ise hazırlıklı olun çünkü dar bir sahil ve tesis bulunmuyor.

 

Parikia Plajı

Otelimizin hemen önünde yer alan Parikia plajının sonuna doğru yürüdükçe deniz daha güzelleşiyor. Biz burayı pek sevdik. Belki de her sabah uyandığımız ve gece bizi uyutan dalga sesi nedeniyle sevdik :)

Eğer Oteliniz Parikia’da ise ve bizim gibi Paros’a ulaşamak için 8 saat yolculuk yaptıysanız günün yorgunluğunu atabilmek için buradan daha yakın ve güzel bir plaj yok. O liman hareketliliğine rağmen çok güzel bir su sizi karşılıyor.

 

Monastiri Plajı

Bu plaja ulaşmak için Monastiri bölgesine gidip sahil boyunca ilerleyin. Tekne tamirhanesini geçip yol boyunca devam edince buraya ulaşacaksınız. Akvaryum gibi bir yer burası. İnanılmaz küçük bir koy ve su mükemmel. Deniz o kadar keyifli ki sadece kum ve derinleşmesi için epey gitmeniz lazım. Çok farklı ve güzel bir deniz. İsmi ise ‘ufak havuz’ anlamına geliyor diye duyduk ve mantıklı geldi çünkü gerçekten havuzdan farksız bir deniz. Böylesini görmemiştik.

 

Kolymbithres Plajı

Sessiz ve sakin bir koy arıyorsanız bir diğer alternatif ise burası olacaktır. Tek problemi biraz kayalık ve taşlık olması fakat dediğimiz gibi bu ada da her zevke göre plaj bulacaksınız :)

 

Agia Irini Plajı

Adanın bir diğer keyifli koyu olan Agia’da denizin bir kısmı kum bir kısmı ise minik taşlık. Bir tane de tesis bulunuyor ve keyifli bir ortam. Ailerler için uygun bir plaj olabilir.

 

Santa Maria Plajı

Sörf yapmak istiyorsanız bu plajı tercih edebilirsiniz.Genellikle sörfçü tayfa burada takılıyor.

 

Ambelas Plajı

Bir diğer aile plaji ise Ambelas’dır.

Aile plajları filan derken hemen denk geldiğimiz 2 tane beach club önerilerini paylaşarak paros plajları konusunu sonlandıralım.

İlki önerimiz olan; Plazz beach, Parikia sahilinde yer alan popüler bir beach club ve eğlenceleriyle ünlü bir yer.

İkincisi ise limanın hemen yanındaki koyda yer alan Paradiso Beach Club.

Bu kadar yüzdükten sonra acıkmış olmamız lazım. Paros yeme içme rehberi yazımız için buraya tık tık.

 

Bütçe

Bütçe konusunda kıyaslamak istediğimiz nokta, Türkiye’de yapılan bir tatilin mi yoksa Yunan Adaları semalarında yapılan bir tatilin mi daha hesaplı olacağıdır. Bizim yaptığımız harcamaya göre gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz ki Paros’ta kalacağınız otel ve yapacağınız yeme içme harcaması ile burada daha hesaplı bir tatil yapma ihtimaliniz epey yüksek. Dikkat dikkat bu sözümüz 5 yıldız konforu arayanları kapsamamaktadır.

Özellikle bir Türkiye klasiği olan ve denize girmek için yüzlerce TL ödeme durumunun buralarda olmadığını söylersek eminim ki yüzler gülecektir. Herhalde bir Yunan vatandaşı denize girmek için kendisinden 100 euro istense ülkeyi terk eder. Sanıyoruz ki bu uygulama bir tek bizim sahillerimizde bir de İbiza’da var.

Buralarda en popüler plajda şezlong için 2 euro ödersiniz. Alacağınız 1 adet bira restoranda 3.5 euro iken en üst düzey beach club’ta 5 euro’ya satılır. Aynı fark kahve için de geçerlidir. Yemekler için ise balıkçı barınakları tercih edilirse en ucuz ve en kaliteli ürünlerden oluşturulan menülere kişi başı 15-25 euro arasında ödersiniz. Bunun içerisinde bolca Uzo, bolca sıcak-soğuk mezeler havada uçuşurken gırla deniz ürünleri yiyerek masadan kalkarsınız.

Eğer ucuz yollu öğünleri tercih ederseniz ise Gyros fiyatı 3-4 euro arasında değişir. Gyros, yani bize göre tavuk dürüm, bir çok yerde gayet lezzetli ve doyurucu yapılıyor.

Biz Paros Yunan Adaları gezimizde çok güzel vakit geçirerek buradan sonra İos adasına geçtik. Geçerken de dedik ki keşke 2 yerine 3 gün kalsaymışız çünkü 1 gün daha fazladan Paros’ta geçirmek güzel olurdu. İos gezi rehberi olarak ise ayrı bir yazı hazırladık.

Kısacası;

Adada balıkçı barakalarından, dağ köylerine, rengarenk liman kasabalarından, üzüm bağlarına kadar birçok harika seçenek var. Buraya kadar gelmişken ahtapot yemeden, adanın rengarenk butiklerindeki el yapımı ürünlerden bir hatıra seçmeden, Golden Beach plajında yüzmeden, eğer adrenalin seviyorsanız Kite Surf yapmadan dönmemeniz gerek.

Bizden söylemesi, bunların hepsini 70 km’lik bir başka alanda bir arada bulmanız mümkün değil :)

İyi tatiller!

Bilinmesi Gerekenler

*Yunanistan’a gelebilmek için Schengen vizesi almanız gerekmektedir. Yaz sezonu istisnalarıyla bazı Yunan adalarına kapı vizesi ile gidilmesi mümkündür. Vize için: http://www.vfsglobal.com/greece/turkey/

*Kapı vizesi uygulaması Paros adasında geçerli değildir.

*Yunanistan’ın Başkenti Atina’dır.

*Yunanistan’da geçerli para birimi Euro’dur.

*Türkçe’deki meyve, sebze, balıkçılık ve denizcilik terimlerinin çoğu Yunanca’dan dilimize girmiştir.

*Yunanca, Hint Avrupa dil ailesinde kendi başına bir koldur ve başka bir dil ile kök kardeşliği paylaşmaz. Modern Yunanca ise Antik Yunanca’dan farklıdır.

*Paros, Yunanistan’ın Ege Denizinde yer alan Kiklades (Cyclades Islands) adalarından bir tanesi olup buradaki 2. en büyük adadır.

*Paros’un nüfusu yaklaşık 14.000 civarındadır.

*Paros’ta tüm ada genelinde toplam 20-25 adet taksi çalışıyor ve bu taksiler her feribot yanaştığında limanda, her uçak indiğinde ise havalimanında toplanıyor. Bu yüzden taksi bulmak çok kolay olmuyor. Bu durumu mutlaka göz önünde bulundurun ve 3-4 kişilik bir grup halinde tatil yapıyorsanız araba kiralayın.

*Paros halkının büyük çoğunluğu Easter Paskalya döneminde adaya gelerek Ekim ayına kadar kalıyor ve sonrasında Ana karaya yani şehirlerine geri dönüyor.

*Paros’ta ”high season” olarak tabir edilen yaz sezonu Haziran ortası gibi başlayarak 20 Ağustos civarı son buluyor. Seyahat planınızı buna göre ayarlamanızı tavsiye ederiz. Yüksek sezonda epey kalabalıkken 20 Ağustos sonrası ciddi anlamda boşalıyor. Kiklades Adaları geneli için bu durumdan bahsedebiliriz.

*Paros’ta yılın en sıcak dönemi 25 derece sıcaklık ile Temmuz ayıdır.

*Gitmeden önce yanınıza mutlaka hırka veya o görevi gerecek kıyafet alın. Ada sürekli rüzgarlı ve akşamları epey serin oluyor. Feribot yolculuğu da ayrıca serin geçecektir bilginiz olsun.

*Adanın köylerinden biri olan Marmara, yunanca mermer anlamına gelmektedir ve adanın Eski çağlardan kalan mermer ocakları burada yer almaktadır.

*Medici Venus, Nike of Samothrace, Hermes ve bebek Dionysus heykelleri ile Atina Akropolisi Parthenon’un çatısı Paros mermeriyle yapılmıştır. Napolyon Bonaparte’un mezarının da Paros mermerinden yapıldığı söylenmektedir.

 

Pin It on Pinterest

Share This