Madrid Gezi Rehberi

Genellikle İspanya denince akla ilk gelen şehir Barcelona olmuştur ve hemen arkasından Madrid ile sürekli kıyaslanmıştır. Kimilerine göre Barcelona, kimilerine göre de Madrid daha güzeldir. Biz Barcelona’cılar tarafındanız çünkü Madrid’in bir sahili yok ve havası Barcelona kadar ılıman değil fakat şehrin geneli ve meydanlar olarak baktığımız zaman Madrid daha ağır basar. Aslında zor bir kıyaslama ve kısır bir çekişme olduğu için Madrid için kaleme aldığımız bir yazıda Barcelona’yı övmeyeceğiz!

İspanya her zaman güzeldir, her daim candır. Bizce bütün ülke özellikle ilkbahar ve yaz mevsimlerinde gezilesidir. İspanyol insanı ise sıkıntılı değildir, rahat insanlardır ve Akdenizli olmanın bütün özelliklerini paylaşırız. Sıcak insanlardır fakat sıkıntıya gelemezler. Eğlenceyi ve eğlenmeyi çok severler ve bunu genelde bizden daha gürültülü olarak sokaklarda yaparlar. Özellikle sokakta içmeye bayılırlar. Bütün bunların haricinde bizden çok daha saygılı ve sosyallerdir. Kolaylıkla aralarına girip muhabbetlerine dahil olursunuz.

Şehirden bahsedersek, İspanya’nın tam ortasında yer alan Madrid’in adeta tam bir başkent olmak için yaratıldığını düşünüyoruz. Şehir planlaması ve altyapısı konusunda uzman olan İspanyolların bu konumlandırması ile teorimizin İspanyollarca kabul edilmesini bekliyoruz. Eeeey Madrid, Ülke haritasına baktığımız zaman bütün yolların sana çıktığını görüyoruz. Stratejik konumlandırılmışsın ve diğer İspanyol şehirlerine göre gelişmişsin, başkent olduğun her halinden belli ve ayrıca kalabalıksın. Temizlik ve düzenlilikten bahsetmiyoruz bile çünkü bu zaten İspanya’nın özellikle büyük şehirlerinde karşımıza çıkan bir özellik. Kısaca Madrid güzeldir ve iki defa düşünmeden gidilmesi gereken Avrupa şehirlerinden bir tanesidir.

Madrid Meydanları ise geniştir ve sayıca çoktur, daha bi İspanyol gibi İspanyol olan mutfağı vardır ve bizce kaliteli restoran sayısı ortalamanın üstündedir. Ayrıca İspanyol bar kültürünü fazlasıyla yaşatacak sayıda bar vardır. İspanya’da insanların saat alışkanlıkları diğer ülkelere göre farklıdır. Akşam yemeğine saat 9-10 arası gibi başlayıp gece dışarıya 1-2 arasında çıkarlar. Sonra sabaha kadar dans. Bazı bölgelerinde şu meşhur siesta kültürü vardır ve öğleden sonra 3-6 arasında bazı dükkanların kapalı olduğuna denk gelebilirsiniz.

Konu İspanya olunca erkek tarafımızın hassas noktasına denk geliyoruz ve daha önce bu ülkede yaşamış birisi olarak tecrübeleri geniş. İşte bu yüzden Madrid ile ilgili kapsamlı bir rehber hazırlayarak sahip olduğu 6 yıllık deneyimi paylaşıyoruz.

Madrid’e Nasıl Gidilir?

Madrid’e THY ve Pegasus su gibi akıp giderken, sefer üstüne sefer eklerken daha bir çok Avrupa merkezli havayolu firmasını bu yolun yolcusu olarak bulabilirsiniz. Bu çeşitlilikten ötürü Madrid uçak bileti fiyatlarına bakarken sizi yormadan direkt skyscanner.com.tr adresine yönlendiriyoruz. Eskiden İspanya’ya giderken THY biletleri çok ucuz oluyordu fakat artık işler değişti ve şu an Pegasus kayda değer şekilde daha uygun götürüyor. Tek sıkıntısı 4 saatlik yolculuğun koltuklardaki o diz mesafesi ile nasıl biteceği. Bu noktada tercih size ve konfor anlayışınıza kalmış.

 

Madrid’te Nerede Kalınır?

Madrid’te kalmak için tavsiye ettiğimiz bölge Gran Via ile Puerta del Sol bölgelerinin etrafı olacaktır. Tabii yukarıdaki otelin reklamından sonra orayı da tercih edebilirsiniz heheh. Tavsiye ettiğimiz bu bölgeler tam merkezde yer aldığı için fiyatlar haliyle bir tık yukarıda olabilir bu yüzden erken rezervasyon yaptırmanızı tavsiye ederiz. Eğer bütçem kısıtlı ve konaklamayı ucuza halletmem gerekiyor derseniz Getafe bölgesini tercih edebilirsiniz. Buradan tren ile şehir merkezi olan Puerta del Sol metro durağına ulaşabilirsiniz. Biz bir defa gittiğimizde Villaverde bölgesinde kalmıştık. Fiyatlar şehir merkezine göre yarı yarıya daha ucuzdu ve tren ile şehir merkezine 15 dakikada ulaşıyorduk. Tek sıkıntısı tren saatlerine göre hareket etmemiz gerekmesiydi çünkü treni kaçırırsanız Uber devreye girer ve planlar suya düşer.

Bir defasında ise Gran Via üzerinde kalmıştık. Oradaki durum haliyle daha farklı ve keyifli oluyor. Otele dönüş için tren vs. ulaşımı hesaba katmıyorsunuz ve kafanız rahat oluyor.

O halde her zaman yaptığımızı yapıyoruz ve sizleri booking.com ‘a sevk ediyoruz. Eğer burada aradığınızı bulamazsanız hostellere göz atmak için hostelworld.com ‘u sunuyoruz. Yok hayır biz grupça gidiyoruz ve kişi sayısının avantajını kullanmak istiyoruz diyorsanız da sizi Airbnb’ye havale ediyoruz.

 

Madrid’te Ulaşım

Bu şehirde de her şehirde olduğu gibi yine yürüyerek ulaşımınızı sağlamanızı öneriyoruz. Özellikle İspanyol şehirlerinin sokaklarında dolaşırken ummadığınız bir sokağın bittiği yerde karşınıza çok beğeneceğiniz bir meydan çıkma ihtimali çok yüksektir. Madrid’te bu şehirlerin başında geldiği için yürüyelim arkadaşlar!

Çok gerektikçe metro kullanma imkanı da vardır ve metro yeterince gelişmiştir. Metro için bir 2.5 Euro ödeyerek bir metro kartı satın almanız gerekir ve sonrasında bu karta yükleme yaparsınız. Tatilin sonunda ise bir daha başka yerde kullanamayacağınız 2.5 euro’luk bir metro kartı size hatıra olarak kalır.

Bu arada bazı istasyonlarda metroya girişte turnike yoktur fakat sakın buna güvenip de biletsiz metroya girmeyin. Çünkü çıkış noktanızda turnike olacak ve üstünden atlayamayacağınıza göre başladığınız yere geri dönmek zorunda kalabilirsiniz.

Metro çalışma saatleri de yeterince uygun. Sabah saat 5’de başlıyor.

Eğer araba kiralamak istiyorsunuz olası park sorunlarını göze almanız gerekir. Şehrin yoğun bölgelerinde direkt bir kapalı otopark bulup girin. Eğer sokağa koyarsanız ceza yeme ihtimaliniz %99. Biz yedik oradan biliyorum. 27.5 Euro’cuk.

 

Madrid Gezilecek Yerler

Madrid şehri gezilecek yer bakımından epey zengin bir şehirdir ve güzel haberi veriyoruz, aşağıda yazacağımız gezilecek yerlerin hemen hemen hepsine yürüyerek ulaşabilirsiniz. Bazı istisnalar illa ki var, bu yüzden de bir yol haritası çıkarabilmeniz için her bir gezilecek yerin konumunu yazıya ekledik. Teşekkür sesleri, çikolatalar, püskevitler ve çiçeklere hiç gerek yok. Beğenmeniz yeter efenim.

 

Gran Via

Madrid’in en popüler caddesi burasıdır. Kimse kusura bakmasın ama burayı kimse İstiklal caddesine benzetemez çünkü alakası bile yok. İki yönlü araç trafiği olan bu caddenin bir ucu Cibeles Sarayı’dır ve cadde boyunca bir sürü restoran ile mağaza vardır. Şehrin en hareketli caddesidir. Şöyle başından sonuna dek bir yürüyüş yapmanızı öneririz.

Konum için tıklayın

 

Palacio de Cibeles

Meşhur Kibele sarayı Cibeles Meydanında yer alır fakat 2018 yılı boyunca yapılan renovasyon çalışmaları sebebiyle bu güzel saray şu sıralar herhangi bir fotoğraf vadetmiyor. Bizim koyduğumuz bu fotoğraf ise 2012 yılından kalma. Şu anda ise dışında eski halini yansıtan bir kaplama var.

Kibele sarayında Kibele tanrısına dair bir belirti veya bununla ilişkilendireceğimiz bir olay yoktur öncelikle bunu açıklayalım. Burası aslında Madrid şehir meclisinin günümüzde bulunduğu saray fakat ilk yapıldığı yıl olan 1919 yılında burası İspanya’nın PTT’si olan Correos’un genel merkezi olması için yapılmış. Yani OGS yatırmak için falan bu saraya geldiğinizi düşünün. Ayrıcalıkta üst nokta değil mi shadjhsad

Sonrasında nasıl bir aydınlanma yaşayarak burayı PTT konseptinden çıkartmışlar bilmiyoruz fakat 2011 yılından itibaren içine de girebiliyor ve terasına çıkarak fotoğraf çekmek serbest. Ayrıca sarayın hemen önünde Cibeles isminde bir çeşme yer alıyor.

Konum için tıklayın

 

Fountain of Neptune

Amerikan tabiriyle biraz ‘’overrated’’ bir nokta olan Neptün Çeşmesi sizi hayal kırıklığına uğratabilir. Buraya ayrıca bir mesai harcamayın. Neden yazdınız madem diye de sormayın adettendir böyle şeyler yazılır. Nasılsa Prado müzesine gideceksiniz değil mi? Hele bi gitmeyin! Detaylarını aşağıda paylaşacağımız bu müzeye giderken Neptün çeşmesinin de önünden geçeceksiniz. Biz yine de konumunu bırakalım.

Konum için tıklayın

 

Mercado de San Miguel

İspanya şehirlerinin karakteristik özelliklerinden bir tanesi her şehirde bulunan sabit pazarlardır. Bu sabit pazarlarda bizde eskiden olduğu gibi günlük sebze-meyve ile et-balık ürünleri satılır. Bir de buna ek olarak bu pazarlarda kaliteli tapas, aperatif barlara yer verilir. San Miguel marketi de Madrid’teki bu sabit pazarların arasında en popüler ve en güzel olanıdır. Mutlaka bir akşam yemeği için buraya gitmenizi ve buradaki barların her birinden tadımlık bir şeyler alarak takılmanızı öneririz. İlk gördüğünüz yerden bir kadeh içkinizi alıp sonra onunla birlikte istediğiniz tapas barda tadım yapabilirsiniz. Tabii bardağınızı aldığınız yere bırakmak koşuluyla. Avrupa’da güven esastır, Türkiye’de kurala karşı gelmek sünnettir.

Konum için tıklayın

 

Madrid Meydanları

Avrupa’da meydan dediğimiz zaman aklımıza ilk gelen Ülkeler İspanya ile İtalya olur. Bu meydan kültürünün ilk çıktığı yer ise İspanya’dır.

Plaza kelimesi meydan anlamına gelmektedir ve İspanya şehirlerinin karakteristiğini bu meydanlar oluşturur. Dolaştığınız her İspanyol şehrinde irili ufaklı meydanlar ile karşılaşmışsınızdır fakat Madrid bu konuda epey mesafe kat etmiş bir şehirdir. Diğer Avrupa başkentlerine göre su ile daha az barışık bir şehir planlamasına sahip olan Madrid’te bunu kapatmak için mi bilinmez daha fazla meydan vardır. Hepsi de çok güzeldir ve her birinde oturup saatlerce etrafı seyretmek istersiniz.

Meydanlar genellikle bir katedrale, bir yönetim merkezine ve bir tabur askerin geçit yapabileceği büyüklüğe sahip olacak şekilde yapılırlar. Şimdi size Madrid’te bulunan en güzel meydanları listeliyoruz.

 

Plaza Mayor

1580 yılında, simetri ve titizliğin eseri olarak yapılan bu meydan bizce Madrid’in en güzel meydanıdır. E haliyle bundan dolayıdır ki epey turistiktir. Muhtemelen şehre ayak basan turistler havaalanından sonra ilk olarak direkt buraya ayak basıyor. Siz yine de bu şekilde söylememizden irrite olmayıp mutlaka gidin çünkü gerçekten vakit geçirmesi çok keyifli bir meydandır. Ayrıca burası İspanya’nın en büyük meydanı olma özelliğine sahiptir ve bir çok kaliteli restoran vardır. Tabii bu durum restoran fiyatlarına da yansımış olacak ki bir arka sokaktaki yerlere göre fiyatlar %40 civarı daha pahalıdır. Bu yazıyı yazarken Euro 5.10 oldu. Yıllar sonra bu orana bakıp vay be o günlerde ne güzel geziyormuşuz şimdi 8 oldu demeyiz umarım : )

Sonuç itibariyle mutlaka gidin. Orta çağ’da engizisyonun yapıldığı bu meydanda bir drink alın.

Konum için tıklayın

 

Puerta Del Sol

Madrid’in en popüler ikinci meydanı olarak burayı söyleyebiliriz. Puerta del Sol ile Plaza Mayor arasındaki mesafeyi bir Albay yürüyüşü ile 10 dakikada kat edebilirsiniz. Puerta Del Sol’un Türkçe anlamı ‘Güneş Kapısı’ demektir. Aynı zamanda meşhur Gran Via caddesinin bir paralelinde yer alır.

Puerta Del Sol’un biz Türkler için en spesifik özelliği burada takılan ve Türkçe bilen Bulgar dilencilerdir sanırım. İstanbul’daki usule yeterince hakim olan bu kimseler yanınıza yaklaşıp allah rızası için ile başlayan cümleler kurup sizi şoke ederler. Hazırlıklı olun, 3 te 3 yaptılar shajadh

Konum için tıklayın

 

Plaza de Santa Ana

Federico Garcia Lorca’nın heykelinin yer aldığı ve popüler buluşma meydanlarından biri olan Santa Ana meydanı, Puerta del Sol’a yakın konumda bir başka meydandır. Bu meydanda Sol’e göre daha fazla kafe, restoran ve tapas bar bulunur. Ayrıca Madrid’teki en eski tiyatro olan ve 17.YY’da inşa edilen Teatro Espanol da bu meydanda yer alır.

Konum için tıklayın

 

Plaza de Espana

İspanya’nın her şehrinde bu isimle bir adet meydan bulunmaktadır. İspanya meydanı anlamına gelen bu meydanda da, diğer İspanya şehirlerinde kullanıldığı anlamının dışına çıkılmıyor. Bu anlam, genelde gösteri gibi buluşmaların yapıldığı yeri içerir. Yemek tarifi verir gibi anlattık ama gerçekten durum bu şekilde. Biz alışkınız ama siz denk gelirseniz şaşırmayın. Madrid’te geçirdiğimiz süre boyunca burada bir tane gösteriye denk geldik bile.

Madrid’in en yüksek binası olan Torre de Madrid ise 142 metre uzunluğuyla bu meydanda yer alır.

Konum için tıklayın

 

Plaza de la Villa

Plaza Mayor’dan Kraliyet Saray’ına doğru süzülürken göreceğiniz küçük ama güzel bir meydandır. Calle Mayor üzerinde yer alır ve Panoromik fotoğraf çekebilme kabiliyetinizi sınamak için güzel bir fırsattır. Sabrın sonu selamettir efenim.

Burası aslında Madrid’in en güzel orta çağ meydanlarından bir tanesidir. Mayor caddesi üzerinde olacağına daha izole bir yerde olsaydı daha da güzel olurdu diye düşünmeden edemedik. Tabi Orta Çağ’da durumlar böyle değildi. Orta çağ döneminde Plaza de la Villa, Madrid şehrinin giriş kapılarının ortasında yer alıyormuş ve şehre ilk olarak bu meydandan giriliyormuş. Ayrıca 1600’lü yılların sonuna doğru şehrin önemli insanlarının da burada evleri varmış.

Şu an burada bulunan tarihi evlerin en önemlileri ise Casa y Torre de los LujanesCasa de Cisneros ve Casa de la Villa’dır.

Meydana geldikten sonra arka sokaklarına etrafında yer alan şehrin Orta çağ giriş kapılarına da göz atmayı unutmayın.

Konum için tıklayın

 

Plaza de Oriente

Madrid Kraliyet Sarayı ile Kraliyet tiyatrosunun hemen ortasında yer alan bu meydan 1840 yılında yapılmış. Zamanında bu bölgede bulunan Orta çağ evlerinin tamamının yıkılmasıyla yapılan bu meydan o zamanki Kral tarafından epeyce önemsenmiş olmalı.

Plaza de Oriente’ye geldiğiniz zaman sırasıyla Kraliyet Sarayı, Almudena Katedrali ve diğerlerini göreceksiniz demektir.

Konum için tıklayın

 

Madrid Kraliyet Sarayı

İspanya Kralı’nın sarayıdır ve Kraliyet Ailesi burada yaşar. İnanılmaz değil mi ya bu nasıl bir ayrıcalıktır arkadaş! 2018 yılında sarayda yaşıyorsun ve insanlar bu sarayın içini gezmek için kişi başı 10 Euro para ödüyor. Zenginliğe bak! Ha bir de diyorlar ki aslında kraliyet ailesi sürekli olarak burada yaşamıyor fakat bir başka saray olan Zarzuela’da yaşıyor. Pes doğrusu :)

Avrupa’nın en büyük Kraliyet sarayı olan bu yapıya giriş ücreti 10 Euro olmasına rağmen her daim kalabalık olduğu için içeriye girebilmek için genellikle kuyruğa girmeniz gerekiyor. Bu yüzden gelmeden önce bu durumu hesaba katmanızı öneririz.

Sarayın alanı ve etrafındaki alanın çok eski bir tarihi var. Şöyle ki; sarayın bulunduğu alana ilk olarak 9.YY’da Müslüman istilacılar tarafından bir Alcazar inşa ediliyor. İlk yapıldığı tarihten itibaren Alcazar’ın alanı genişleterek büyütülüyor ve Madrid’in başkent olmasıyla birlikte bu Alcazar 1560 yılında gerekli çalışmalar başlatılarak 1598 yılında Saray’a çevriliyor. Zamanında Müslümanların lideri olan Emir burada yaşıyormuş ve Alcazar’ın buraya yapılmasının sebebi ise konumu itibariyle geleni gideni gözetlemeyi mümkün kılmasıymış. Yıllar içerisinde bu bahsettiğimiz alanda çeşitli değişiklikler yapılmış ve saray büyük bir yangından etkilenerek 1734 yılında yıkılmış. 4 yıl sonra ise Kralın emriyle günümüzdeki Kraliyet Sarayı inşa edilmiş.

Barok sarayımızın içerisine girdiğiniz zaman karşınıza Kraliyet Donanma Müzesi, Kraliyet Kütüphanesi, Kraliyet Şapeli, Kralın Odası ve Dünya’nın tek Stradivarius müzesi çıkıyor. Bunlara ek olarak İspanya’nın resim sanatına katkıda bulunan sanatçıların eserlerini de gezi boyunca göreceksiniz.

Kraliyet sarayının etrafında ise 3 adet park yer alır. Parklar sırasıyla Plaza de Oriente, Gardens of Sabatini ve Campo del Moro. Bunlardan Moro, 20 hektarlık bir alana yayılmıştır. Sabatini ise neoklasik tarzda yapılmış bir parktır. Heykeller, çeşmeler, havuzlar gibi süsleyici öğelerle donatılmış ve ağaçlar dahil her şey simetrik yapılmıştır.

Konum için tıklayın

 

Teatro Real de Madrid

Madrid’in en büyük ve birincil Opera binası olan Teatro Real 1818 yılında yapılmış bir bina olup Kraliyet Sarayı’nın karşısında yer alıyor. Burayı gezmek için günlük yapılan turlara katılabilirsiniz. Turlar ortalama 1 saat sürüyor ve bu sayede binanın özellikleri ile tarihini öğrenebiliyorsunuz.

Konum için tıklayın

 

Almudena Katedrali

Madrid Kraliyet Sarayı’nın hemen yanında yer alır ve Madrid Başpiskoposluğunun merkezi buradadır, buradan yönetilir. Buranın en ilginç özelliği ise 1083 yılında tekrar İspanyolların hakimiyetine giren bir caminin üzerine yapılmış olmasıdır.

Konum için tıklayın

 

Palacio de los Consejos

Türkçesi ‘Tavsiyeler Sarayı’ olan bu bina Almudena Katedrali’nin yanında yer alır. 17 YY.’dan kalan bir bina olan Consejos’un olayı ise İspanya’nın Barok mimarisinin örnek temsilcisi olmasıdır. Meraklısı için konumunu bırakıyoruz.

Konum için tıklayın

 

Biblioteca Nacional de Espana

İspanya ulusal kütüphanesi sadece İspanya’nın değil aynı zamanda Dünya’nın en büyük kütüphanelerinden bir tanesi olup Madrid’te yer alıyor. Okuduğumuza göre 26 milyon parça bulunuyor.

Konum için tıklayın

 

Barrio de La Latina

Burası Madrid’in en eğlenceli ve hareketli bölgelerinden bir tanesidir. Bunun böyle olmasının sebebi burasının bir Madrid geleneğine sahip olmasıdır. Madrid’liler için buraya gelip bir iki kadeh içki ile muhabbeti birleştirmek bir hafta sonu adetidir diyebiliriz. Latince eğlenme anlayışının nasıl olduğunu anlamak için buraya mutlaka gelmeli ve bir barından diğer barına sekmelisiniz J

Genellikle akşam 8’den sonra daha eğlenceli oluyor fakat gün içerisinde de mekanlar dolu oluyor. Bu mahalle sadece restoran ve barlardan ibaret değil. Ara sokaklarında çok güzel minik meydanlar ve bazilikalar yer alıyor. Etrafını iyice dolaşmadan ayrılmayın.

Konum için tıklayın

 

Puerta de Alcala

Toledo kapısı birlikte yer alır. Retiro parkına giderseniz buradan da geçeceksiniz. Neoklasik bir yapı olan Alcala kapısı şehrin sembollerinden bir tanesi olarak sayılıyor.

Konum için tıklayın

 

Retiro Parkı

Burası Madrid’in en popüler ve en büyük parkıdır. 1746 yılında yapılan bu parkta Madrid’in en eski ağaçları yer alır. Zamanında İspanya kralı Philip V. için yapılmıştır ve 19. YY’a kadar park devleti yönetenlere ait olarak kalmıştır. İçerisinde bir çok çeşme, heykel ve özel alan yer alır. Prado müzesine ve özellikle Alcala kapısına epey yakındır. Buraya gelirken planınızı buna göre yapabilirsiniz.

Konum için tıklayın

 

Bonuslar

Las Ventas

Meşhur boğa güreşlerini bilmeyen yoktur. Hatta İspanya denince akla ilk gelen şey genellikle boğa güreşleri olur. İşte bu Las Ventas ismindeki yer de tam olarak boğa güreşlerinin yapıldığı en eski arenalardan bir tanesi olup 1931 yılında açılmış. Epey büyük bir arena olan Las Ventas’da boğa güreşleri sezonu genellikle Nisan gibi başlıyor ve Ekim ayına kadar devam ediyor. Özellikle San İsidro festivalinde hemen hemen her gün boğa güreşlerini izleyebilirsiniz.

Boğa güreşleri haricinde burada zaman zaman tenis müsabakaları veya tiyatro etkinlikleri de yapılıyor.

Daha detaylı bilgi alıp takviminden takip etmek için buraya tıklayabilirsiniz

Konum için tıklayın

 

Santiago de Bernabeu

Madrid’e kadar gelip futbolda ne kadar iddialı olduklarından haberi olmayan yoktur diye düşünüyoruz. Avrupa’nın en büyük statlarından bir tanesi olan Santiago Bernabeu, Avrupa’nın en güçlü futbol takımlarından bir tanesi olan Real Madrid kulübünün stadyumudur ve birçok turist stadı gezmek için buraya hücum eder.

İyidir hoştur fakat içerisini gezmek biraz pahalıdır. 14 yaşından küçükler için 18 Euro, büyükler için ise 25 Euro isterler. İçerisini gezmek için ise 2 saat kadar vaktinizi ayırmanız yeterli olacaktır.

Konum için tıklayın

 

Barrio Chueca

Madrid’in en özgür ve en renkli noktası olarak bu mahalleyi söyleyeceğiz. LGBT friendly bir ortam olan Chueca’da her tarzda insanla karşılaşmak mümkün. Sokak ve meydanlarında yüzlerce Pub, cafe ve butik barındıran Chueca’da her gün sokaklarda binlerce insan görmeniz mümkün. Özellikle LGBT turizmi sebebiyle epey hareketli bir yer olan bu mahallede birer drink almanızı öneriyoruz.

Metro ile Chueca durağından bu bölgeye ulaşabilirsiniz.

Konum için tıklayın

 

Madrid Müzeleri

Madrid müze konusunda bir başkent olmanın verdiği sorumlulukla birlikte yeterince iddialı bir şehir. Arkeoloji müzesinden, Mısır’a ve Donanma müzesine kadar şehirde bir çok müze bulunuyor. Kraliyet sarayındaki Stradivarius müzesi zaten bizce bu işin top noktası. Mutlaka gidin.

En popüler üç müzesi ise Golden Triangle of Art ismiyle Paseo del Prado caddesinde yer alıyor. Bu arada Diego Velazquez ismini hiç duymadıysanız Madrid’e geldiğinizde bolca duymak için hazırlıklı olun. Resim sanatına doymak istiyorsanız şimdi bu müzelerden tek tek bahsedelim.

Prado Müzesi (Prado Museum)

Madrid’in en meşhur müzesi olan Prado’da Avrupa’nın en değerli sanat eserleri sergileniyor. Bu müzeyi özel kılan şey ise 12.YY’dan 20.YY’a kadar uzanan geniş bir dönemi kapsıyor ve İspanya Kraliyet ailesinin koleksiyonuna dayanıyor. Özellikle Goya ve Velazquez sevenler buraya toplansın çünkü Goya’nın Maja’ları ve Velazquez’in Las Meninas’ı burada! Evet yanlış duymadınız.

Müzenin büyük resmine baktığımız zaman ise burada yaklaşık 8000 resim, 1000 tane heykel ve 8000 kadar çizim var. Yani gezmek için kayda değer bir zaman ayırmanız lazım. Şöyle kabaca 4-5 saat alacak bir aktivite ve meraklısı için altın değerinde. Zaten bu yüzden Dünya’da en çok ziyaret edilen müzelerden bir tanesi konumunda. İçeride bulunan eserlerin yanında daha fazlasının da dışarıda olduğunu düşünmüşler ki şimdilerde müzeyi büyütmeye başlamışlar ve 2019 yılında yeni bir bölümü açılacakmış.

Giriş ücreti ile alakalı şöyle güzel bir haberimiz var. Pazartesi – Cumartesi arası saat 18-20 saatlerinde giriş ücretsiz. Pazar günleri de saat 17-19 arası ücretsiz gezebiliyosunuz. Fakat 4-5 saat ayırmanız gerekebilir derken boşuna söylemedik, buna göre değerlendirmenizi yapın. Eğer fazladan kalmak isterseniz şuradan online bilet alabilirsiniz.

Konum için tıklayın

 

Museo Nacional Centro de Arte Reina Sofia (Kraliçe Sofya Müzesi)

20.YY Modern sanat müzesi olan Reina Sofia müzesine Prado’yu bitirdikten sonra onun devamı niteliğinde gelebilir ve resim sanatı konusunda overdose olabilirsiniz. Bu müzenin sürpriz konukları ise Picasso ve Dali, ve Picasso’nun Guernica eseri. Burası Prado’ya göre daha bi İspanya odaklı olduğu için bulunduğunuz ülkeye ait çalışmaları görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz demektir.

Ayrıca içeride ücretsiz olarak faydalanabilinen bir kütüphane de yer alıyor.

Online bilet satın almak için buraya tıklayın

Konum için tıklayın

 

Thyssen Bornemisza Museum

Çağdaş sanat müzesi olan Thyssen için diğer iki müzeden arta kalanların sergilendiği yer diyebiliriz. Oradaki eserlerden sonra al bu da senin olsun diye acıyıp vermişler diye düşünüyoruz. Burada göreceğiniz eserler çoğunlukla İzlenimcilik ve ifadecilik üzerine çalışmalar olacak. Bizim sevdiğimiz iki alan olduğu için bizim için keyifli bir müze oldu. Yaklaşık 2 saatte tamamını gezersiniz.

Online bilet satın almak için buraya tıklayın

Konum için tıklayın

 

Bütçe

Genel olarak bütün Avrupa’yı ele aldığımız zaman Madrid için Avrupa ortalamasının altında fiyatların olduğu bir şehir yorumunu yapabiliriz. Burası sonuçta bir Akdeniz ülkesi ve herhangi bir Orta Avrupa şehrinde göreceğiniz fiyatların daha azıyla karşılaşacaksınız. Kuzeye çıktıkça fiyatlar artıyor, güneye indikçe fiyatlar düşüyor dersek kabaca ne anlatmak istediğimizi ifade etmiş oluruz.

Madrid’te bir kahveyi 1.5 Euro’ya alırken Münich’te 3.5 Euro ödersiniz. Aynı şey akşam yemeği kıyaslaması için de geçerlidir. Bu yeme içme konusu biliyorsunuz ki bizim için değerli bir konu. Bu yüzden bir adet Madrid yeme içme rehberi hazırladık ve bununla da kalmayıp İspanya mutfağını anlattık. Okumak için buyurun buradan yakın.

Bütün bu bilgilerin sonrasında toparlarsak Madrid için 3 gece yeterli olacaktır. İlkbahar veya yaz gibi gidip keyfini çıkarın. Belki oradan güney sahillerine de inersiniz.

İyi tatiller! :)

Bilinmesi Gerekenler

İspanya’ya gelebilmek için Schengen vizesi almanız gerekmektedir. Vize için şu adresten randevu alabilirsiniz. İspanya vizesi

İspanya’da geçerli para birimi Euro’dur.

Madrid, İspanya’nın başkentidir.

Madrid’te yıllık ortalama sıcaklık 25 derecedir. En sıcak dönemi Temmuz ayı olup en soğuk dönemi Ocak ayıdır.

Madrid’in nüfusu 6.5 milyondur ve bu haliyle Londra ile Berlin’den sonra gelen AB’nin en büyük 3.şehridir

Madrid, ekonomik bakımdan, yaşam standartları bakımından ve market büyüklüğü bakımından Güney Avrupa’nın en büyük finans merkezi konumunda olan bir şehirdir.

Madrid, yaşam standartları bakımından Dünya’da yaşanılabilir 10 şehirden biri olarak gösterilmektedir

Madrid isminin (Ayıların toprağı) anlamına gelen Ursaria isminden geldiğine inanılıyor. Bu yüzden de şehrin sembolü olarak Ayı kullanılıyor. Şehrin bir diğer sembolü ise çilek ağacı. Bir diğer isim iddiası ise Arapça ‘ hayat veren ‘ anlamına gelen Mayra isminden türeyerek Madrid halini aldığı.

Madrid’te yapılan binaların bir çoğu ve sahip olunan mimarinin ortaya çıktığı dönem 1500 ile 1700 yılları arasında şehre hükmeden Habsburg hanedanlığı dönemindedir. Bu dönemde yapılan mimarinin başlıca özellikleri tuğla kullanımı ve sade bir ön yüze göre özenle hazırlanmış iç mekanlardır.

Madrid, Dünya’da Tokyo’dan sonra kişi başına en fazla ağaç düşen şehirdir ve Madrid’te yaşayan bir insan herhangi bir yeşil alana yürüyerek 15 dakikadan kısa bir sürede ulaşabilir. Ayrıca bu yeşil alanlar son 20 yılda %20 oranında arttırılmıştır.

Madrid, Paris’ten sonra Avrupa’nın en geniş metro ağına sahip 2.şehirdir.

Alcazar kelimesi, Endülüs emevileri döneminde İspanya ve Portekiz’de inşa edilen kalelere verilen isimdir ve Kale anlamına gelir.

Temel İspanyolca Kelimeler

  • Si – Evet
  • No – Hayır
  • Buenos Dias – Günaydın
  • Buenas Tardes – Tünaydın
  • Buenas Noches – İyi akşamlar
  • Mucho Gusto – Memnun oldum.
  • Adios – Hoşçakal
  • Como esta? – Nasılsın
  • Gracias – Teşekkürler
  • De Nada – Bir şey değil
  • Disculpe – Pardon!
  • Socorro! – Yardım!
  • Por Favor – Lütfen
  • No entiendo – Anlamıyorum
  • Cuanto cuesta? – Bunun fiyatı kadar?
  • La cuenta por favor – Hesap lütfen
  • Que es esto? – Bu nedir?
  • Donde esta el bano? – Tuvalet nerede?
  • Puedo fumar? – Sigara içebilir miyim?
  • De donde viene usted? – Nereden geliyorsunuz?
  • Que hora es? – Saat kaç?
  • Que me recomienda para comer? – Yemek için ne tavsiye edersiniz?
  • Como puedo ir a …. ? – ….. nasıl gidebilirim?

0 Comments

Submit a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Pin It on Pinterest

Share This