Ljubljana Slovenya Gezi Rehberi

 

Çoğumuz Slovenya ülkesinin ismini Bled gölü nedeniyle Instagram’da ya da spor ile ilgiliyseniz kuvvetli basketbol takımları sayesinde duymuşuzdur. Başkentinin ismi ise duyulsa da pek hatırlanacak cinsten olmadığı için onu bir kalıba sığdıramıyoruz. Keşke bir imkanımız olsa da Ljubljana ismini Devlet Bahçeli’ye söyletebilsek :))

Bu güzel ve küçük ülke; İtalya, Avusturya, Hırvatistan ve Macaristan ile sınır komşusu olan yemyeşil bir alanı kaplıyor. Hatta o kadar yeşil ki Avrupa’nın en yeşil 3.ülkesi seçilmiş.  Başkenti Ljubljana ise Slovenya’nın 2016 yılında Avrupa’nın en yeşil başkenti seçilmiş. Doğal güzelliğinin yanı sıra sakin mi sakin, huzurlu mu huzurlu, ayrıca görünüşe göre güvenli bir şehir de derdik fakat bunu çürütecek bir olay başımızdan geçtiği için bu kısmı atlıyoruz. Bu detaya yazımızın devamında değineceğiz. Seni affetmeyeceğiz Hırsız!

Yeşilliğiyle nam salmış şehrimize büyük bir gaz ile aralık ayında gittiğimiz için o yeşilliğin çok farkına varamadık fakat ülke içerisinde yaptığımız yolculuklar ve biraz da hayal gücümüzün yardımıyla Ljubljana’nın yeşil başkent ünvanını boşuna almadığına ikna olduk.

O halde Ljubljana gezi rehberi yazımız başlasın!

Ülkenin büyük kısmı Slovenya Alpleri ile kaplı ve bolca sahip olduğu ormanları sayesinde Slovenya’nın %60’ından fazlası yeşil alan. Parçalanan Yugoslavya’dan ayrılan ülkelerden biri olan Slovenya bağımsızlığına 1991 yılında kavuşmuş. Burada yaşayan insanlar savaştan ve kaostan epeyce nasibini almış olmalılar ki şu an onların keyfini kolay kolay kimse kaçıramaz modunda hayatlarını yaşıyorlar. İnsanlar görünürde gayet sıcakkanlı ve yardımseverler. Biraz daha ileri giderek Slovenya’nın diğer ex-yugo ülkelere kıyasla bi tık daha batı Avrupa’ya yakın olduğunu söyleyebiliriz. Coğrafi konumun da bunda etkisi olduğunu düşünüyoruz. Bir diğer nedeni ise burası aslında Yugoslavya döneminin en fazla yatırım alan yeri olduğu için söyleyebiliriz. Tabii ki bunu sokakta yürürken anlamıyorsunuz fakat araştırdık öyleymiş.

Bir çok Avrupa başkentinde olduğu gibi burada da şehrin içinden bir nehir geçiyor ve Ljubljanica ismindeki bu nehir şehrin eski ve yeni merkezlerini ayırıyor. Kalenin bulunduğu taraf ve kalenin eteklerinde kalan kısım şehrin eski merkezi ve nehrin öteki tarafı ise şehrin yeni merkezi olarak adlandırılıyor. Nehir boyunca uzanan mekanlar ise şehrin en güzel kısmını ortaya çıkartıyor. İki tarafı birbirine bağlayan her bir köprünün ise ayrı bir hikayesi var. Köprülerin hepsi birbirinden değerli ve güzel manzaralar sunuyor. Bu arada diğer ex sosyalist ülkelere göre kıyas yaparsak Ljubljana’nın merkezinde yürürken sosyalizmin mimari izlerini görmek pek mümkün değil. Geniş cadde ve sokakları veya mono blok yapıları görmüyorsunuz. Bu bakımdan bizi şaşırttın Ljubljana.

Burası için aslında öğrenci şehri tanımını yapmak doğru olur. Eğlence hayatı bakımından da epey hareketli. Akşamları sıkılmak veya programsız kalmak mümkün değil çünkü nehir boyu akşamları çok hareketli ve yazının devamında detaylandıracağımız kendine has ‘metelkova’ adında bir yeri var. Onlarca müze ve sanat galerisi ile birçok aktivite seçeneğinin olması da cabası.

Bu kısa girişten sonra gitme kararı aldığınızın farkındayız. O halde nasıl gidilir anlatalım;

 

Ljubljana’ya nasıl gidilir?

Ljubljana’ya Türkiye’den gelmeyi planlıyorsanız THY’nin tarifeli uçuşlarıyla bunu yapabilirsiniz. Uçak biletleri ucuz mu diye sorarsanız cevabımız hayır. Çok hareketli bir hat olmadığından mıdır bilinmez fakat fiyatlar ortalamanın bir tık üstünde. Yine de bir göz atmak için skyscanner veya direkt thy sayfalarından bir bakın bakalım. Eğer hava yolu ile gelirseniz şehire ulaşmak için otobüs kullanabilir ve saatlerine buradan bakabilirsiniz.

Bizim Slovenya’ya gelişimiz ayrı bir deneyim oldu. Biliyorsunuz amaç en hesaplı şekilde gezmek. Bunun için ne yapalım diye düşünürken aklımıza Bla Bla Car geldi ve bir baktık ki Viyana’dan Bla Bla ile geliş 18 Euro gidiş 22 Euro. Bu tren ve otobüs biletinin yarısı anlamına geliyordu. Uçak biletine bakmadık bile. Bla Bla Car seyahatini biz sevdik. Bu yüzden bununla ilgili ayrı bir yazı hazırlamayı planlıyoruz ve bize 2. bi seyahat planı yaptıracak bütçe dostu hamleleri seviyoruz.

Slovenya gezimize ise direkt Ljubljana’dan başlamadık. Tura Bled gölü ile başlayıp Bohinj ile devam ettik. Aradaki geçişleri ve Ljubljana varışımızı da otobüs ile yaptık.

Ljubljana için kişi başı 8 euro ödeyerek 2 saatlik bir yolculuk ile Bohinj’den otobüsle geldik. Otobüste montumuzun çalınmasıysa kışın dondurucu ayazında şehre varışımız bütün Slovenleri töhmet altında bırakacak küfürlerle kutlandı! Siz siz olun otobüsteyken eşyalarınızı koltuk üstü rafa bırakmayın. Otobüs ile gelirseniz terminalden şehir merkezi olan Preseren meydanına yürüyerek 15 dakikada ulaşabiliyorsunuz.

Aslında bu yolculukları Slovenya’ya ulaştıktan sonra bir araba kiralayarak da yapabilirdik fakat Bled-Bohinj-Ljubljana güzergahında otobüsle seyahat etmek daha hesaplıydı. Eğer ilkbahar veya yaz mevsiminde gelirseniz otobüs ile seyahat etmek pek neşeli olmayabilir. Ayrıca o güzelim doğada yolculuk yaparken otobüsü kenara çekmek için şoföre bahaneler üretmek lazım. Bu yüzden araba kiralanması bütçeye ve hava durumuna bağlı olarak mantıklı olabilir. Bu bir iç dökmedir.

 

Ljubljana’da nerede kalınır?

Ljubjana küçük bir şehir olduğu için old town’da veya yeni şehir kısmında bir hostelde kalmayı tercih edebilirsiniz. Hem bu şekilde hareketli gece hayatı sonrası yatağınıza dönmek için fazla uğraşmamış olursunuz.

Hostel nereden buluruz diye sorarsanız hostelworld.com ile hostelbookers.com sayfaları size yardımcı olacaktır. Tabii ki booking.com’u da buradan sevgiyle ve özlemle anıyoruz.

Biz ise booking üzerinden bulduğumuz Gloria isimli bir guesthouse’da kaldık. Preseren meydanına yürüyerek 8 dakika uzaklıkta olan bu evi sadece ev sahibi yüzünden bütün Türk halkına tavsiye edebiliriz :) Tatlı mı tatlı iyi mi iyi olan süper ev sahibi ne yaptı biliyor musunuz? Montumuzun otobüste çalındığını kendisine söylediğimizde bize kendi montunu verdi ve yetmezmiş gibi yolculukta üşürsün al bunu sende kalsın dedi. Otelin ise gecelik 2 kişi 59 euro gibi bir fiyatı vardı.

Bu şehirde kalış süresi ne kadar olmalı sorusunun cevabı ise bizce 2 gün. Cuma ve Cumartesi gecelerini burada geçirmenizde fayda var. Burası minik bir öğrenci şehri olduğu için vaktinizi çok çok güzel geçireceğinize eminiz.

 

Ljubljana’ya ne zaman gidilir?

Bakın burası çok önemli. Avrupanın en yeşil ülkesinin en yeşil başkenti olan Ljubljana’ya ilkbahar’da gelmelisiniz. Bizim gibi woohaaa neee Slovenya’mı??? Hadi hemen gideliiiiimmm diyip Aralık ayında yollara düşerseniz yeşile dair sadece hayal kurarsınız. Biz bir hata yaptık, siz yapmayın. Bu hatadan dolayı Slovenya’ya ilkbaharda tekrar geleceğiz. Evet bunu yapacağız. Çünkü farkındaysanız yemyeşil bir tane bile fotoğraf çekemedik!

Favori mevsim: ilkbahar

 

Ljubljana’da ulaşım

Ljubljana’da ulaşım konusu epey basit. Sadece yürüyerek gezebileceğiniz bir şehir ama otobüs imkanı da var. Durumun güzelliğini anlatabilmek için aşağıdaki haritayı inceleyebilirsiniz.

Şehirde bisiklet kiralama imkanı da mevcut. Şehrin belirli noktalarında bisikleti alıp bırakma yerleri olduğu için herhangi bir noktadan kiralayıp sonra gittiğiniz yerde bisikleti bu bırakma noktasında bırakabilirsiniz. Konu ile ilgili daha detaylı bilgi için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Ljubljana’da gezilecek yerler

Ljubljana gezilecek yerleri 1 gününüzden fazlasını almayacaktır. Tabii müze gezme hevesinizi bilmediğimiz için bu durum müzelere göre değişkenlik gösterecektir. Şehirde bolca müze ve sanat galerisi var.

Gezilecek turistik noktaların tamamı birbirlerinden 10’ar dakikalık yürüme mesafe uzaklıkta olduğu için yayıla yayıla gezebilirsiniz. Tura başlama noktası olarak önerimiz Preseren meydanı olacaktır. Bu meydanı gördükten sonra nehir boyunca yürüyüş yaparak hem o güzel köprüleri hem de bir çok güzel restoran & cafe’yi görebilirsiniz. Preseren meydanının karşı tarafına geçerek ise şehrin Old Town kısmını gezebilir ve sonrasında yürüyerek kaleye ulaşabilirsiniz. Kalede bir panaromik şehir fotoğrafı çektikten sonra kapanış ve Metelkova’ya geçebilirsiniz. Ertesi gün ise Tivoli parkının çimlerinde yuvarlanıp sonra yine Metelkova’ya geçebilirsiniz :)

Tabii ki sırf bunlar değil. Sizleri aç aç gezdirecek halimiz yok. Çok ama çok lezzetli yiyecekler bulduğumuz o güzel restoranlar için de bir yeme içme rehberi hazırladık. Okumak için buraya tıklayabilirsiniz..

Bu arada her şehirde olduğu gibi Ljubljana için de bir şehir kartı mevcut. buraya tıklayarak bilgi alabilirsiniz. Online satın alındığında %10 indirimi var. Şehirdeki onlarca müze ve galeriye indirimli giriş imkanı sağlıyor.

 

Ljubljana Castle (Grad)

Eğer kuş bakışı Ljubljana nasıl olur diye merak ettiyseniz bunun gerçekleşmesi için Kale’ye çıkmanız yeterli olacaktır. Şehrin koruyucusu olan bu görkemli kale 11. YY.’da inşa edilmiş olup 12. YY’da günümüzdeki halini almıştır. Bu güzel manzaranın ve kaleye ulaşmanın bir bedeli yok sanıyordunuz değil mi? Yanıldınız! Dik mi dik bir yokuşu var ve çıkmanız performansınıza bağlı olarak 10-15 dakika sürecektir. Aralık ayının karlarında tırmandığımız bir yol olduğu için bizce şikayet etmeden çıkılabilir.

Kaleye çıkan yolun başlarında ise bonus niteliğinde harika bir vintage shop var ve burada Yugoslavya dönemine ait eşine ender rastlanan pek çok eşya bulabilirsiniz. Burayı gezerken fark ettik ki aslında o dönemlerin popüler kültürüne ait birçok değeri paylaşıyormuşuz. Bu dükkandayken sizi çocukluğunuza götürecek birçok şeyle karşılaşacaksınız. Ayrıca burada sosyalist dönemin bisikleti olan Pony’leri 2 saati 5 euro’ya veya tüm günü 12 euro’ya kiralayabiliyorsunuz.

Bu arada kale kısmına geri dönersek kaleye giriş ücretli olup buraya tıklayarak önden online biletinizi ve füniküler biletinizi %10 indirimli olarak satın alabilirsiniz. Füniküler için sıra bekleyebilirsiniz, kalabalık olabiliyor.

Kalenin içerisinde ise yeme içme yerleri ile bir kaç dükkan ve kukla müzesi yer alıyor. Geniş avlusunda bir çok etkinlik ve konser düzenlendiğini öğrendik. İçeride dolanırken gördüğümüz en etkileyici yer ise okçuların odası oldu. Buna ek olarak topçuların odası ve hücreleri de gezebiliyorsunuz.

Kale’de çok ilginç ve bir o kadar da mantıklı şekilde escape oyunu oynayabiliyorsunuz. Orta çağ kalelerinin o büyülü ortamı için sizce de çok mantıklı değil mi? Kişi başı 10 euro ödeyerek kaçış oyununu bir orta çağ kalesinde oynamaya ne dersiniz? Bu cümleden sonra bize bu imkanı bedavaya vermelilerdi :) Eğer bu kaçış oyunu olmasaydı kale için sana değmez! diyecektik lakin işler değişti. Yeterli vaktiniz varsa tavsiye ederiz.

 

Preseren Meydanı

Adını Slovenya’nın en ünlü şairi olan Dr. France Preseren’den alan bu meydanda Christmas dönemine özel Christmas marketi kurulup Slovenya’nın en büyük yılbaşı ağacı buraya getiriliyor. Biz bu dönemde şehri ziyaret ettiğimiz için bizim için şehrin en güzel noktası burası oldu.

Preseren meydanı, yolların kesişmesinden ortaya çıkıyor ve şehrin orta çağ tarafına açılann kapılarından bir tanesinin girişinde yer alıyor. Meydanın önündeki kesişen yollar ise Triple Bridge olarak adlandırılıyor. Bahsedilen kapı tabii ki günümüzde burada yer almıyor ve 19. YY’da yıkılan şehir duvarları sebebiyle burası günümüzdeki meydan halini alıyor. Bu meydanda aynı zamanda 17. YY’dan kalma bir kilise yer alıyor. Meydanın tam ortasında ise şairimiz France Preseren’i tasvir eden bir heykel yer alıyor.

Triple Bridge hikayesine gelirsek, Türkçe çevirisi üçlü köprü ve daha önce görmediğimiz değişiklikte bir görüntü sunuyor. 3 tane kesişen köprünün bu şekilde yapılmasının ise bir amacı var. Sağ ve sol taraftaki köprüler yaya gidiş ve gelişi için yapılırken ortadaki köprü ise araçların geçişi için yapılmış. Preseren meydanının trafiğe kapalı olduğunu düşünürsek artık bu araç geçiş amacının geçerli olmadığını söyleyebiliriz.

 

Mestni Meydanı

Belediye sarayı’nın bulunduğu meydan olan Mestni Meydanı’nda şehrin bir diğer simgelerinden olan Üç Carniola Nehri Çeşmesi yer alıyor.

Mestni meydanının özelliği ise burasının Orta Çağ Ljubljana’sının en önemli merkezlerinden bir tanesi olması. Bu kadar ufak bir şehir için başka kaç tane merkez olabilir ki diye insanın bi sorası geliyor ama bize bu şekilde anlattılar. Bu meydanın tarihi 12. YY’a kadar uzansa da 1510 yılında gerçekleşen deprem sebebiyle oluşan yıkımdan ötürü o tarihten geriye pek bir şey kalmamış. Bunun yerine Rönesans döneminden nasibini alan meydanda bir çok barok bina görmek mümkün.

 

Zmajski Dragon Bridge

Şehrin ve hatta direkt ülkenin simgesinin dragon olduğunu düşünüyoruz. Ülkede dolanırken bir çok yerde dragonlu bir şeyler görüyorsunuz. Anlamı ise şehir efsanelerine dayanıyor. Şehrin koruyucusu olan dragonlar varmış ve şehri haydutlardan korurlarmış diye anlatılan hikayeler var.

Bunu bir kenara bırakırsak aslında burası sanat ve mimari sevenler için çok güzel bir köprü ve erken dönem asma betonarme köprülerin güzel bir örneği. Ljubljana şehrinin en çok fotoğraflanan noktası olan Ejderhalı köprüde bir instagram hatırasına ne dersin tatlı kız?

 

Cooperative Bank Binası

Hazır instagram demişken, şehrin en çok fotoğraflanan bir diğer yeri olan bu banka binasına da bir göz atabilirsiniz. Slovenya bayrağının motifleriyle süslendirilmiş bir bina olan eski banka binası aynı zamanda Art Nouevau akımından etkilenerek yapılmış bir yapı. Şehir merkezinde yer aldığı için mutlaka gözünüze çarpacaktır.

Adres: Mikloshicheva cesta 8

 

Tivoli Parkı

Avrupa’nın Green Capital’i olan Ljubljana’da bu onuru destekleyecek bir park olmalıydı tabii ki! Biz kışın gittiğimiz için parkın tadını yeterince çıkartamadık fakat yeterince büyük ve eminiz ki deli gibi yeşildir.

1813 yılında tasarlanmış Tivoli parkı 5 km2 bir alanda yer alıyor. Parkta aynı zamanda yüzme havuzu ve birçok spor aktivitelerinin yapıldığı alanlar da yer alıyormuş fakat biz o kadar derinine nüfuz edemedik. Arkadaşlar -10 dereceydi anlayabiliyor musunuz?

 

Metelkova

Gelelim Ljubljana’nın 1 numaralı görülmesi gereken yeri olan Metelkova’ya. Burası sadece Slovenya’nın değil aynı zamanda Avrupa’nın da en özgür alanlarından bir tanesi olabilir. Kopenhag’daki Christiania bölgesinin bir benzeri fakat daha özgürünü düşünün. İllegal yollarla bir grup aktivist tarafından işgal edilen bir alan olan Metelkova’da buna rağmen işler legal yoldan yapılıyor. Burayı her şeyden ve her türlü otoriteden bağımsız bir meydan olarak düşünün. Özerk ama anarşik değil. Liberal fakat kuralsız değil. İşte böyle bir şey :)

12.500 m2 bir alan olan Metelkova aslında terk edilmiş bir askeri kışladır. Slovenya, tarihte uzun yıllar boyunca Habsburg Hanedanlığı tarafından yönetilmiş bir ülke olup bu kışla da hanedanlık tarafından yaptırılmış ve 1941 yılına kadar Yugoslav ordusu tarafından kullanılmış. Araya giren başka istilacılar ile yönetimler arasında el değiştirip 1991 yılına kadar Sosyalist Yugoslavya’nın yönetimine geçmiş. 1991 yılında dağılan Yugoslavya sonrası bu alanın talipleri artmaya başlamış ve ilk olarak sanatçılar bu alanın kendilerine verilmesini hükümetten talep etmiş. Buranın ticari bir alana çevrilmesinden yana olmayan sanatçı ve aktivisit toplulukları harekete geçip bu alanı özgür sanat merkezi olarak yeniden dizayn etmek istemiş. Hükümet ise bu isteği kabul etmemiş ve bu karardan 2 yıl sonra bu alan illegal olarak işgal edilerek bağımsız bir alan olarak deklare edilmiş. O dönemde bu hareket büyük tepki toplamış fakat günümüzde bu durum tolere edilir bir hal almış ve şehrin simgesi haline gelerek bir çok turisti buraya çekmeye başlamış.

Burada her yıl binlerce alternatif etkinlik düzenleniyor ve alanın içerisinde bar, gece klübü, sanat galerisi, modern sanat müzesi ve hastane mevcut. Bar sayısından tam olarak emin olmasak da 7-8 tane olduğunu düşünüyoruz. Her bir köşesi Street art ile kaplı binaları, tribal heykelleri ve underground yapısı ile yarı uyanık tarzdaki sessiz şehir merkezinden epeyce ayrılan bir mekan burası. İçeride punk konserlerinden elektronik müziğe, tangodan lgbt etkinliklerine dair bir çok çeşitlilikte etkinlik düzenlenip farklı zevklere sahip insanları bir arada vakit geçirebiliyor.

İllegal bir yapılanma olduğu için buradaki işletmelerin hiç birisi vergi ödemiyor ve denetlenmiyor. Düşünsenize işgal altında olan bir yer ve devlet buna göz yumuyor. Hatta Ljubljana belediye başkanı bile bu alanla ilgili ‘’ şehrin yansıması ve bir çok farklı fikre sahip insanın kendini özgürce ifade ettiği alan ‘’ olarak tanımlıyor.

Buraya geldiğinizde farklı tarzda insanlarla sosyalleşebiliyorsunuz. Bir köşesinde yer alan barda insanlar tango yaparken hemen yanındaki barda patara kütere bir punk konseri olabiliyor. Ortadaki meydanda insanlar toplanmış içkilerini paylaşıp muhabbet ederken öbür tarafta bir sanat galerisi davetlilerini ağırlıyor. Şehrin en eğlenceli ve gece hayatının en kalabalık yaşandığı yer burası. Size tavsiyemiz; buraya ilk olarak gündüz vakti gelip etrafı görün. Direkt akşam vakti gelirseniz ve underground ortamlara alışık değilseniz etraf sizi biraz ürkütebilir veTürkiye’den sonra bu kadar özgürlük fazla gelebilir! Metelkova aslında Avrupa’nın en özgür noktası ve Türkiye’den sonra garip gelebilir ama kimse size karışmak için orada değil. Herkes özgürlüğünü yaşamak ve sosyalleşmek için orada.

Metelkova’dan bir fotoğraf özellikle paylaşmıyoruz ki biraz merak uyandıralım ve gidip gözlerinizle görün istedik. hihihihi

 

Ljubljana Müzeleri

Ljubljana City Museum

Bu müzeye girişi ücretsiz olarak düşünebilirsiniz. İçeri girdiğinizde bir adet kahve satın aldığınız taktirde giriş için ekstra bir ücret ödemenize gerek kalmıyor. Şehir ile ilgili geçmişten günümüze her şeyin anlatıldığı bir müze olan şehir müzesinde, Ljubljana’nın yıllar içerisinde ne kadar yaşlandığını görebiliyorsunuz.

 

Museum of Modern Art

Modern sanata ilgi duyanlar için ex komünist bir ülkenin modern sanat müzesini gezmelerini tavsiye ederiz. Pazartesi günleri kapalı olan müze her gün 10-18 arası ziyarete açık ve giriş ücreti 5 euro, öğrenci 2.5 euro.

Adres: Cankarjeva cesta 15

 

Museum of Contemporary Art

Metelkova’nın içinde yer alan ve daha alternatif öğelere yönelmiş bir müzedir.

Giriş 5 euro, öğrenci 2.5 euro

 

Ljubljana Eğlence Hayatı

Ljubljana eğlence hayatı için nehir kenarında ve bir paralel sokağında yer alan mekanlara gidebilirsiniz. Burası bir öğrenci şehri olduğu için ve pek çok backpacker’ın uğrak noktası olduğu için şehirde yeterince gece hayatı olduğunu düşünüyoruz.

Özellikle nehir boyunca sıralanmış mekanlarda çok keyifli bir akşam geçirebilirsiniz. Eskiden Asmalı’da görmeye alışık olduğumuz sokak shotçıları nehir boyunca sizi sarhoş etmek için birbiriyle yarışır. Christmas dönemi gittiğimiz için sıcak şaraba ek olarak pek çok içkinin sıcak versiyonunu yapıp satıyorlardı. Sıcak cin, sıcak rom gibi. Fiyatları da epey uygun.

Bizim önerimiz ise tabii ki ballandıra ballandıra anlattığımız Metelkova’dır. Bizce herkes gibip o ortamı yaşamalı ve aslında neleri kaçırdığımızı görerek kıyas yapmalı. Hiç bir şey yapmadan bi süre oturup etrafı seyretmek bile yeterli. (İma içerir)

 

Bütçe

Slovenya, Avusturya’da yaşayan insanlar olarak bize ucuz geldi. Kabaca Avusturya’nın %40 daha uygun hali diyebiliriz. Elbette lüks bir restorana giderseniz bir akşam yemeği için hala kişi başı 30 euro ödeyebilirsiniz. Fakat geneli hakkında fikir sahibi olmanız açısından bir sıralama yaptık.

Kahve: 1,5 euro

Bira: 2-4 euro

Kokteyl: 5-7 euro

Şarap: 3 euro

Akşam yemeği: 8-15 euro

Kahvaltı 5-10 euro

Ücretlerimiz kişi başı olup vergiler dahildir.

 

Ljubljana’ya gitmek kesinlikle çok doğru bir karar oldu fakat zamanlaması yanlıştı. Tekrar etmekte fayda var, bu ülkeye ilkbahar mevsiminde gelin. Ljubljana’ya ise 2 gecenizi ayırarak bu 2 geceyi hafta sonuna denk getirin.

Sevgiler :)

Bilinmesi Gerekenler

Slovenya bir Avrupa Birliği ülkesidir ve burayaya gelebilmek için Schengen vizesi almanız gerekmektedir. VFS Global’den vize başvurusu yapabilirsiniz. http://www.vfsglobal.com/slovenia/turkey/

Slovenya’da geçerli para birimi Euro’dur.

Ljubljana, Slovenya’nın başkentidir.

Slovenya’nın nüfusu 2 milyon olup başkent Ljubljana’nın nüfusu 300.000 civarındadır.

Slovenya, Yugoslavya’nın bir parçası olup 1991 yılında bağımsızlığına kavuşmuştur.

Ljubljana’da yılın en sıcak ayı ortalama 30 derece ile Temmuz olup en soğuk ayı ise ortalama -5 derece ile Ocak ayıdır. En yağışlı dönemi ise Ekim ayıdır. Yılın pek çok dönemi bolca yağış alır.

Ljubljana 2016 yılında European Green Capital seçilerek Avrupa’nın en yeşil başkenti ünvanını almıştır.

Metelkova ismindeki bağımsız alanı 1993 yılından beri barışçıl ve özgürlük yanlısı aktivistler tarafından işgal altında olup herhangi yüksek otorite tarafından denetlenmemektedir.

Slovenya’da insanların İngilizce bilgileri şaşırtıcı derecede iyi. İletişim konusunda problem çekeceğinizi sanmıyoruz.

Slovenya’da musluk suyu içilebiliyor. Tadı fena değil.

Pin It on Pinterest

Share This