Kopenhag Gezi Rehberi – Soğuk Ülkenin Sıcak Şehri

 

Bizce Kopenhag bize eksik anlatılan şehirlerden bir tanesi. Gezmeden önce şehre dair bir çok harika fotoğraf görerek beklentilerimizi belli bir seviyeye yükseltmiştik. Geldikten sonra ise gördüklerimizle birlikte bu şehirde yaşama isteği noktasına kadar ulaştığımızı buradan açıklıyoruz. Evet artık kafa olarak orada yaşıyoruz. Üzgünüz Viyana!

Diyeceksiniz ki nedir sizi bu noktaya getiren şey?! Yazımızın başlığında söylediğimiz gibi; burası soğuk ülkenin sıcak şehri. Şehrin renkleri o kadar sıcak ki soğuğu hissetmiyorsunuz diyeceğiz ama büyük yalan hsajdhk.

Kopenhag’a geldiğinizde, mimarisi, renkli sokakları, kanalları, restoranları, kafeleri ve hatta bisikletleri ile şehrin kendine has havasını anlıyorsunuz. Havanın genellikle soğuk olduğu bir şehirde, normalde dışarıda çok fazla dolaşmak istemeyiz ama bu şehir içimizde bir merak uyandırıp bizi sokaklara taşıdı ve gördüklerimizi tam olarak ifade etmek gerekirse; havanın griliği bile şehrin renklerini gizleyemedi!

Kopenhag seyahatimizde bizi en çok şaşırtan ve etkileyen şey kaliteli restoran ile cafe sayısının fazlalığıyla birlikte şehrin her anlamda sağlıklı yaşamın merkezi olması. Sağlıklı beslenmeye çalışan ve bu konuya ilgisi olan iki insan olarak, şehirde yaratılmaya çalışılan sağlıklı ortam için bu denli uğraşılması hem etkileyici hem de daha önce herhangi bir şehire görmediğimiz türde oldu. Adamlar aşmış! Neler yapıyorlar hemen anlatmaya başlayalım:

Bizim biliyorsunuz 2023! hedefi varken adamlarda 2025 hedefi var ve mottolarında diyorlar ki Enjoy Life, Copenhagers! Tahmin edersiniz ki onların hedefleri bizimkinden epey bi farklı. Şöyle ki; 2025 yılına kadar şehirde 0 karbon seviyesine gelmeye çalışıyorlar. Bunu sağlayabilmek için sigara içilmeyen, yeşil ve bisiklet dostu bir ortam yaratma hedefleri var. Yine bu döneme kadar sağlıklı beslenmede de dev adımlar atmaya hazırlanarak özellikle belli yaşın üstündeki insanların beslenme alışkanlıklarını %90 oranında organik yiyeceklere çevirmeyi hedefliyorlar. Günümüzdeki durum ise %88 seviyesinde.

Peki bu 0 karbon seviyesine nasıl gelecekler? Şöyle ki; günümüzde şehir merkezinde ulaşımın %50’lik kısmı bisiklet ile yapılıyor. Bu oranla Kopenhag, Groningen’den sonra Dünya ikincisi. Bakış açılarına göre bisikletin önemi sadece karbon değil aynı zamanda fiziksel aktivite. O yüzden bisiklet insan sağlığı açısından çok önemli bir hamle. Ayrıca şehirdeki nüfusun %96’lık kısmı 15 dakikadan daha kısa bir sürede herhangi bir parka ulaşabiliyor. Adamlar bu hale gelebilmek için yıllardır uğraşıp şehir planlamasını buna göre yapmışlar. Yani birileri kötü bir şehir planlamasının sonuçlarının nereye varacağını iyice kavrayarak çok evvelden önlemini almış. Şehir içinde bir arabanın park edeceği kadar bir alanı bile bu amaç için değil de insanlara sosyal aktivite sunacak bir alan yaratarak geri kazandırmış. Respect!

Gelelim sağlıklı beslenme kısmına, devlet sadece vatandaşlarına değil göçmenlere de ücretsiz halk eğitim kursları vererek halkı bilinçlendiriyormuş. Yapacakları şeyleri merak ettiyseniz şu linkteki resmi dokümana göz atabilirsiniz.

Şehir, restoran ve cafe bakımından inanılmaz zengin. Abartmıyoruz hemen her sokakta ilginizi çekecek bir restoran veya cafe bulma ihtimaliniz çok yüksek ve bu yerlerin tamamı kalite olarak ortalamanın üstünde. Bi ara pes edip yeter daha fazla yer denemek istemiyorum raddesine geldiğimizi hatırlıyorum. Düşünsenize soğuk bir ülkede yaşıyorsunuz ve iç ortamda vakit geçirebilmelisiniz. Hem evinize yatırım yapıp evinizi güzel hale getirmek istersiniz hem de sosyal hayata dahil olmak için gittiğiniz yerin güzel olmasını istersiniz. İşte bunu Kopenhag’ta adamlar fazlasıyla sağlayarak diğer İskandinav ülkelerinde görmediğimiz türde birbirinden güzel iç mekanlar yaratmışlar. Denediğimiz yerler için her zaman olduğu gibi bir yeme içme rehberi hazırlamaktan geri kalmayacağımızı da hatırlatmak isteriz. Günümüzün popüler yiyeceklerinden kinoalar, chia tohumları hep bu Danimarka’nın işi. Eeeyy Danimarka sen misin benim milletime kinoayı tanıtan! Gün gelecek kapınıza kebapları yığacağız!

Bizim için Kopenhag o kadar anlatılası bir seyahat oldu ki daha oradayken bu yazıyı hazırlamak için heyecanlanmaya başlamıştık. Beklentilerin üstüne çıkması böyle bir şey olsa gerek. Şimdi bu heyecanımızı sizinle paylaşmak üzere, bildiğimiz bütün detaylarıyla hazırladığımız Kopenhag gezi rehberi yazımız başlasın! Sabredip sonuna kadar okuyanlara bonus bilgiler var, birisi oradan şaşırt beni mi dedi acaba?

 

Kopenhag’ta Nerede Kalınır?

Kopenhag’ta konaklama düşündüğümüzden daha pahalıya patladı. Genelde gecelik kişi başı konaklama ücretini ortalama 30 Euro civarında tutmaya çalışırız fakat bu sefer 40 Euro’ya patladı ki bu bulabildiğimiz en ucuz seçenekti. Bakmaya ise 1 ay öncesinde başlamıştık. Kaldığımız yer olan Hotel Copenhagen’ı tavsiye edebiliriz ama öyle gönül rahatlığıyla değil. İnternet problemi olan bir oteldi. Muhtemelen 2. Kopenhag çıkarmamızda bu oteli tercih etmeyeceğiz.

Kalacak yer arayışındayken karşımıza çıkan en mantıklı yerlerden birisi olan Copenhagen Down Town Hostel’de yer olmadığı için rezervasyon yapamamıştık ve bir akşam dolanırken karşımıza çıktığında, girişinde yer alan barıyla epey eğlenceli gözüküyordu. Bir sonraki gidişimizde burada kalacağımız kesin. Size de eğlenceli bir konaklama için burayı tavsiye ederiz. Şehir merkezine de bizim otele kıyasla biraz daha yakın.

Lokasyon olarak belli bir önerimiz yok. Şehirde mesafeler yakın ve toplu taşıma yeterince iyi olduğu için problem yaşamayacaksınız. Yine de bir öneri vermek gerekirse ‘Indre By’ bölgesini öneririz.

 

Kopenhag’a Nasıl Gidilir?

İŞTE BÖYLE GİDİLİR jhasdhads

Kopenhag’a gidiş için iki tane seçenek var. İlki tabii ki havayolu, ikincisi ise otobüs. Türkiye’den gelecekseniz THY’nin Pegasus’un, Atlas Global’in ve İskandinav havayollarının hemen hemen her gün tarifeli seferleri bulunuyor.

Eğer çevre ülkelerden gelmek isterseniz Almanya ve İsveç’ten otobüs ile gelme imkanı var. Almanya’dan otobüs imkanı için Deutsche Bahn’ın sitesini kullanabilirsiniz. Hamburg-Kopenhag arası 5 saat sürüyor ve tek yön bilet 20-30 Euro civarında.

 

Kopenhag’ta Ulaşım

İtiraf etmek gerekirse Kopenhag pahalı bir şehir ve buradaki aşırı pahalılıkla başa çıkabilmek için bazı önlemleri erkenden almak gerekiyor. Bunların başında geleni ise şehre ayak bastığınız anda City Pass satın almak. Bu sayede otobüs, metro, tren gibi toplu taşımalardan sınırsız faydalanabiliyorsunuz. 24 saat ve 72 saatlik iki tane City Pass türü var. Eğer 3 günlüğüne geliyorsanız 72 saatlikten satın alın kafanız rahat olsun. 72 saatliğin fiyatı 200 DKK, 24 saatliğin fiyatı 80 DKK.

City Pass’ı havaalanından satın alabileceğiniz gibi online da satın alabiliyorsunuz. Buyursunlar linki burada Eğer havaalanından satın almak isterseniz C terminaline gitmeniz gerekiyor.

Derseniz ki bana daha pratik bir yöntem lazım. Onu da düşünmüşler! www.citypass.dk adresine gidip mail adresinizi, telefon numaranızı ve kredi kartı bilgilerinizi girin. Biletiniz sms olarak telefonunuza gelsin.

Özellikle bizim gibi kışın geldiyseniz soğukta dolaşırken bir otobüse sığınmak bile sizin için bir seçenek oluveriyor. Diyeceksiniz ki biz yazın gidiyoruz yürüyerek dolaşacağız, bu kısmı mantıklı ama illa ki toplu taşıma gerekecektir çünkü sizin de içinizde bizdeki gibi bi sokak keşfetme güdüsü varsa bütün şehre nefes yetmeyebilir ve toplu taşımaya ihtiyaç duyabilirsiniz. Kendimizden örnek vermek gerekirse, günde ortalama 15 km. yürümemiş olmamıza rağmen toplu taşımayı çok sık kullandık.

Güzide şehrimizin toplu taşımaları da imkanlarla dolu. Trenlerde ve otobüslerde wi-fi hizmeti var fakat üye olmanız gerekiyor. Bir diğer gözümüze çarpan özellik ise S-tog trenlerinde bulunan silent zone kompartımanları oldu, çalışmak veya uyumak için bire bir.

Kopenhag metrosu şu ana kadar gördüğümüz en kolay metrolardan biri. Çok geniş bir alana yayılmıyor ve şu an için 2 tane hat var fakat 2019’da 3 yeni hat daha eklenecek. Özellikle bu şehirde metro kullanmak ve aktarma yapmak çok kolay, çünkü aktarma yaparken indikten sonra farklı bir yere gitmenize gerek yok. İndiğiniz yerde diğer hattın metrosuna binebiliyorsunuz. Diyelim ki M1 hattında indiniz, M2 için başka bir yere gitmenize gerek yok sadece inip sıradaki treni beklemeniz yeterli.

*Kopenhag’ta ulaşım konusunda tek sıkıntı yaşadığımız zaman merkez tren istasyonunda oldu. Eğer bu istasyona işiniz düşerse aklınızda bulunsun akşam 8’den sonra info ofisi kapanıyor ve bilgi alabileceğiniz hiç kimse kalmıyor.

Kopenhag’a nasıl geleceğimizi, kalacak yerimizi ve ulaşımı hallettiğimize göre şimdi gelelim gezilecek yerlere

 

Kopenhag Gezilecek Yerler

Kopenhag’ta gezilecek yerler bitmiyor. Günde 15 km. yol yürüdük, hiçbir şehirde kullanmadığımız toplu taşımayı kullandık, sabah 9 gece 12 full-time gezdik ama 4 gün yetmedi. En son dönerken dedik ki keşke 2 gün daha vaktimiz olsaydı. Şehrin renkleri güzel olunca sokaklarını, yemek seçenekleri güzel olunca restoranlarını, ortamı güzel olunca barlarını, müze konuları güzel olunca müzelerini gezmek istiyorsunuz.

Gezilecek yerlerin yetişmemesinin bir diğer nedeni ise internetsiz kalmamızdı. İnternet olayını seyahatin 3. gününde çözdüğümüz için ilk gün Google Maps’in offline çalışma özelliğine sığınmıştık ve bu yüzden arada yol üstü atladığımız yerler olmuştu. Sonra oralara tekrar geri dön ve gez derken haliyle vakit tasarrufu yapamadık. E bir de her yere giderken önce Google’dan arat sonra bul ve tekrar haritadan aç derken bunlar hep vakit kaybı oldu. Biz çektik siz çekmeyin diye size güzel bir gezilecek yer listesi hazırlayarak konumlarını da ekledik. Faydalı olacağına eminiz <3

 

Nyhavn

Kopenhag’a geldikten sonra şehirde ilk olarak gezilmesi gereken yer 17. YY’dan kalma Nyhavn ismindeki bu kanal olmalı. 7 farklı renkte boyanmış Kuzeye özgü tuğla evleri, kanal boyunca demirlemiş tahta gemileri, iki taraflı uzanan restoranlarıyla tam bir başlangıç noktası ve çok güzel fotoğraflar sunuyor. Bu arada Nyhavn’daki en eski evin 1680 tarihli olduğunu ve ünlü yazar Hans Christian Andersen’in de burada yaşadığını öğrendik.

Eskiden Nyhavn kanalı liman olarak kullanılıyormuş ve epey hareketli trafiğe sahipmiş. Fakat savaş sonrası kanalın güney tarafı artık tahta gemilerin sergilendiği bir müze olarak kullanılmaya başlanmış. İşte bu yüzdendir ki şu an burada demirlemiş tahta gemiler bize hala 17. YY havası veriyor.

Ayrıca şu an şehirdeki bütün kanal turları buradan yapılıyor. Fakat kanal turu düşünüyorsanız kışın gelmemelisiniz çünkü Şubat ayında denizin kısmi olarak donduğuna şahit olduk.

Nyhavn, Kopenhag’ın en popüler turist noktası olduğu için haliyle epey popüler fakat problem değil, daha az popüler olup en az Nyhavn kadar güzel başka bir yer biliyoruz.

Nyhavn konumu için tıklayın

 

Ovegaden Oven

Nyhavn’ın bir benzeri olan Ovegaden Oven kanalı, Christianshavn bölgesinde bulunuyor. Nyhavn’a göre daha sakin ve daha az turistik olduğu için burayı sevdik ve Christiania’ya giderken kanal boyunca yürüyüş yapmak keyifli oluyor.

Kanalda bir de Michelin yıldızlı restoran var. İsmi Era Ora.

Ovegaden Oven konumu için tıklayın

 

Tivoli Gardens

Şehrin en meşhur ikinci turistik noktası olan Tivoli bahçeleri aslında bir eğlence alanı, ve büyük bir alanı lunapark halinde. Her gün sabah 11 akşam 21 arası açık olan bu parka giriş ücreti kişi başı 100 DKK.

İçeride günlük yenilenen programlar var ve gün boyunca konserden tiyatroya çeşitli etkinlikler de düzenleniyor. Bu etkinliklerin bazılarına ek ücret ödemeye gerek yokken bazıları ek ücrete tabii tutuluyor. Şehrin en aktif eğlence yeri olarak burayı söyleyebiliriz. Eğer bu şehirde yaşasaydık muhtemelen buraya yıllık üyelik yapardık gibi şeyleri dahi konuşmuşluğumuz oldu.

Konum için tıklayın

Tivoli’den çıktıktan sonra ana cadde boyunca ilerlerseniz karşınıza pembe tonlarda bir bina olan Palads Teatret çıkacaktır. Burası da Kopenhag’ın en büyük sinema merkezidir.

 

Radhaus

Radhaus yani Belediye binası şehrin tam olarak merkez noktasında, Palads Teatret’i hemen geçince işte tam orada bulunuyor! Etkinliklerin, gösterilerin protestoların merkezi olarak söyleniyor. Buranın etrafında bir çok bar ve gece kulübüne denk gelmek mümkün. Radhaus meydanında bir de Hans Christian Andersen heykeli bulunuyor.

 

Stroget Caddesi

Burası şehrin bir numaralı alışveriş caddesi ve aynı zamanda Avrupa’nın da dükkan dolu en uzun yaya yolu. Stroget caddesi 1.1 km uzunluğunda ve cadde boyunca Dünya’nın en lüks mağazalarından orta seviye mağazalarına kadar bir çok dükkan ile karşılaşıyorsunuz. Bizim en fazla ilgimizi çeken Lego dükkanı olmuştu. O kadar güzel bir dükkan ki tekrar çocuk olup parçaları birleştirmek istiyorsunuz. İçeride gördüğümüz şeylerden sonra bir Lego müzesinin olup olmadığını sorduk fakat yokmuş. Şehirde her şeyin bir müzesi olduğu için nedense bu duyguya kapıldık.

Burada yer alan bir diğer ilginç dükkan ise 1611 yapımı bir binada yer alan Royal Copenhagen Flagship Store oldu. Burası 1775 yılından bu yana porselen ürünler tasarlayıp çoğunlukla Kraliyet ailesine satan bir dükkanken sonradan Kraliyet ailesinin yönetimine geçerek faaliyetlerine devam ediyor. Denilene göre ilk açıldığı yıldan bu yana yapılan hiçbir ürün eskisini tekrar etmemiş ve sürekli yeni işler ortaya çıkartmışlar. Özetle tarih ile sanat bu dükkanda bir arada.

Ha bir de ilginizi çekerse ve özlem duyarsanız cadde boyunca bolca H&M var.

*Şehir Vintage dükkanı olarak da epey zengin ve bir çoğu Norebro Tiyatrosunun bulunduğu sokak ile paralel sokaklarında yer alıyor.

Stroget konumu için tıklayın

 

Freetown Christiania

Gelelim Kopenhag’ın bizim jenerasyonumuz arasında bu denli duyulmasına sebebiyet veren ve herkesin gelmek için hayalini kurduğu bölgesi olan Christiania’ya. Burası 1971 yılında terk edilmiş haldeyken bir grup tarafından ele geçirilip bu günkü haline getirilmiş ve günümüzde yaklaşık 1000 kişinin yaşadığı bir mahalle olup Ülkenin en popüler yeri haline gelmiş. Herkesin terk ettiği Christiania bölgesine ilk sahip çıkanlar o dönemde bu mahalleyi evsizlere barınak sağlamak amacıyla kullanmış. Arkasından buraya hippilerin çökmesiyle mahalleye olan bakış açısı biraz değişerek barınaktan çok, mekanı liberal hareketlerin merkezi haline getirmek istemişler. Bakmışlar ki herkes güzel güzel takılıyor, o noktada kafalarda bir ütopya belirmiş ve neden biz kendi topluluğumuzu kurmayalım ki seviyesine yükselerek Christiania topluluğunu kurmuşlar. Kendi kurallarını belirleyerek kendi düzenlerini kurmuş, bayraklarını tasarlayıp paralarını dahi yapmışlar (para bilgisini teyit etmedik, efsane olabilir) ve bunları yaparken verilen en büyük söz ise kararlarının arkasında durmak olmuş. Yani yolundan dönenin kaşığı kırılsın hesabı.

Zaman içerisinde Christiania çok badireler atlatmış, çok isyanlar çıkmış hatta polisle mahalle sakinleri arasında çok defa çatışma çıkmış ve bu çatışmalarda da 1 kişi ölmüş. Bu da kayıtlardaki tek ölüm olarak belirtilmiş. Christiania, kimi zaman toplum tarafından istenmemiş, 90’lı yıllarda Hükümet karşı çıkmış, kimi zaman Danimarkalı şirketlerin ülkelerindeki özgürlükçü düşünceyi pazarlayarak reklam yapma aracı haline gelmiş fakat kavgasıyla dövüşüyle bu günlere kadar gelmiş. En fazla problem ise uyuşturucu konusunda yaşanmış ve dediklerine göre 2004 yılından beri sert uyuşturucuların içeride kullanımına izin verilmiyormuş fakat ot satışları ve üretimi halen devam etmekte.

Şimdilerde ise Christiania’da bir köşede yogiler meditasyon yaparken ilk okul çağındaki çocuklar binicilik eğitimi alıyor, bir yandan da diğer bir kesim kafalarına göre ot vs. takılıyor. E haliyle değişik bir ortam.

Buraya geldikten sonra Ljubljana’daki Metelkova ile kıyaslamasını yaptık fakat burası kesinlikle daha farklı. Bir tarafta polisin girmediği ve girmeyi düşünmediği bir ortam varken öbür tarafta Christiania daha fazla olayın merkezi olmuş ve polis bir problem anında içeri girebiliyor. Sonuç olarak gidip görmenizi tavsiye ederiz, çekinecek bir durum ortada yok.

Christiania’da şöyle bir gariplik yaşadık. 2 tane farklı dükkana girip biraz insanlarla muhabbet ederek tarihini öğrenelim istedik fakat bizi pek sıcak karşılamadılar ve muhabbeti baya hadi yeter uzayın burdan seviyesinde tuttular.

Güncel kurallarının listesi:

Konum için tıklayın

 

Rundetaarn

Burası 17.YY’dan kalma bir yapı ve astronomik gözetleme kulesi olarak inşa edilmiş. Yaklaşık 7.5 katlık yükseklikteki en tepe noktasına ulaşmak için, sarmal dönen merdivensiz yürüyüş yolu ile çıkıyorsunuz. 7.5 kat deyince gözünüzü korkutmayalım, nasıl çıktığınızı anlamıyorsunuz bile. Tepesinde ise Kopenhag’ın en yüksek noktasına ulaşarak şehri en yüksekten görme şansını yakalıyorsunuz. Tepeye çıkmaya çok değer mi pek emin değiliz ama içerisi görülmeye değer.

Giriş ücreti: 25 DKK

Konum için tıklayın

 

Norrebro

Burası şehrin göçmen mahallesi olarak geçiyor. Superkilen parkı, Torvehallerne, Assistens Cemetery gibi yerler bu bölgenin içinde kalıyor. Norrebrogade isminde upuzun bir caddesi var ve bahsettiğimiz üç yer de bu caddenin üzerinde kalıyor. Cadde boyunca bir çok farklı memleketten restoran ve cafe görebiliyorsunuz. Türk yerleri de buranın içerisinde tabii ki.

 

Superkilen Parkı

Norrebro içerisinde yer alan en güzel alan bizce burası. Kendilerine Superflex ismini vermiş bir grup sanatçı tarafından yapılan bu parkta üç bölüm yer alıyor. Bunlar; Red square, Black market ve Green park. Red Square’de modern şehir hayatı temsil ediliyor, Black market’da klasik çeşmeli ve oturma yerleri olan bir park temsil ediliyor, Green park’ta ise piknik ortamı temsil ediliyor.

Bu parkın Norrebro’da yapılmasının ise bir anlamı var. Buradaki amaç, parkın çevresinde yaşayan 50 farklı milletten insanı ortak bir yerde buluşturmak. Bunu yaparken de, parkların tasarımında klasik şehir objelerini kullanmak yerine hangi objeleri kullanacaklarını halka soruyorlar ve halkın seçtiği objeleri bu insanların ülkelerinden getirterek veya satın alarak bu parkın tasarımında kullanıyorlar. Bu süreç içerisinde Filistin, İspanya, Tayland, Texas ve Jamaica’ya kadar gidip objeleri toplamışlar. Palmiyeler bile Çin’den getirilmiş ve daha neler neler var. Azim ve başarı diyip Respect Brosss diyoruz! Belki hatırlayanınız vardır, bu işi yapan Superflex ismindeki arkadaşlar yıllar öncesinde İstanbul Bienaline de katılmışlardı.

Mutlaka görülmesi gereken bir yer olarak notlarınıza eklemenizi tavsiye ederiz. Buraya gelmek için Nyhavn’dan otobüse binebilirsiniz.

Konum için tıklayın

 

Assistens Cemetery

Avrupa’da mezarlıklara bakış açısının bizdekinden epey farklı olduğunu kanıtlayan bir çok örnekle karşılaşmıştık fakat farklı yerleri gördükçe üstüne koyarak farklılaştıklarına ikna olduk.

Bu mezarlıkta binlerce ünlü Danirmakalı yatıyor, hikayeleri ile büyüdüğümüz Hans Christian Andersen de buna dahil. Buraya kadar her şey tamam. Fakat bu alan aynı zamanda göçmen mahallemiz Norrebro’nun en büyük yeşil aktivite alanı olarak değerlendiriliyor. İnsanlar eskiden buraya piknik yapmaya filan geliyormuş, şimdilerde ise spor yapmaya gelenlerle karşılaştık. Ha diyeceksiniz siz ne yaptığınızın farkında mısınız diye :D Biz de turistiz ablacım gezin dediler geldik işte ahsdsghj

Olur da gelmek isterseniz konum için tıklayın

Sırf burası da değil, bir de Vestre Cemetery var. Orası da ülkenin en büyük mezarlığı. Bir de hemen yanında büyük ve yeşil bir park var. Neyse tamam bu konuyu kapatıyoruz.

 

Torvehallerne

Burası şehrin süper ötesi gurme marketi. Şehri dolaşırken karşınıza çıkan bazı restoranların dahi stantlarını görebileceğiniz ve her şeyin tazesinin satıldığı yere göz atmanızı tavsiye ederiz. Zaten şehirde kötü beslenme gibi bir şey mümkün olmadığı için burayı anlatmak için çok süslü kelimeler seçme ihtiyacı duymuyoruz. Yeme içme konusu biliyorsunuz ki bizim için başlı başına bir konudur. Çok güzel bir Kopenhag yeme içme rehberi yazısı yolda!

Bu arada Torvehal hafta içi akşam 8’de, Cumartesi 6’da Pazar ise saat 5’de kapanıyor. Evet her gün uğradık o yüzden biliyoruz.

Torvehal konumu için tıklayın

 

Christiansborg Palace

Burası Hükümetin sarayı ve bu güzel ülke şu an bu saraydan yönetiliyor. Gelin bizi de yönetin be sevaptır!

Öğrendiğimize göre Parlamento, Yargı kurumları ve Başbakan buradaymış. Eğer doğruysa yine bildiğimiz kadarıyla Dünya’da ilk defa tek bir yerde bu üçü birden aynı binada buluşuyor. Adamlar her bakımdan aşmış, hükümetin yasama, yürütme ve yargısı bir arada takılıyor.

Mimari olarak ise meraklıları için söyleyelim, burası neo klasik ve neo barok mimariden esinlenerek yapılmış bir saraydır.

Sarayın bazı bölümleri ziyarete açık fakat biz pek zorlamadık.

Konum için tıklayın

 

Amalienborg Palace

Danimarka kraliyet ailesinin evi olan Kraliyet sarayı, Rokoko mimarisinden etkilenerek 1760 yılında yapılmış bir saray. Hala içeride birileri var mı o konuda bilgimiz yok.

Buranın olayı, her gün öğlen 12 civarı asker nöbet değişimi yapılması. Askerleri ilk gördüğümüzde üniformaları nedeniyle Danimarka askeri mi yoksa İngiliz askeri mi izliyoruz tam emin olamasak da bu İngiliz kılıklı Danimarkalılar, bu topraklara aitler.

Konum için tıklayın

 

Ofelia Plads

Fotoğraf gözünüzü alıyor değil mi? Biz de koyduktan sonra fark ettik hahah

Burası eski bir limanken şimdilerde Kopenhag açık sergi alanı gibi bir şey. Festival dönemlerinde burada etkinlikler düzenlenirken aynı zamanda hemen arkasında yer alan Kraliyet Tiyatrosunun da açık tiyatro alanı olarak kullanılıyor.

Bizim Kopenhag’ta bulunduğumuz dönemde şehirde Frost Festivali yapılıyordu. Bu hali de festival için yapılan ‘wave’ çalışmasından kalma.

Konum için tıklayın

 

Opera Binası

Burası için Dünya’nın en modern yapılarından biri diyorlar. Aynı zamanda inşasına en fazla para harcanan (500 milyon dolar) opera binasıymış ve Amalienborg Sarayı’nın karşı kıyısında yer alıyor.

Konum için tıklayın

 

Royal Danish Library – The Black Diamond

Yine bir Danimarka tasarım harikası bina ile karşı karşıyayız. Burası Ülkenin kraliyet kütüphanesinin bir uzantısı ve yine gereken özen gösterilmiş.

1999 yılında kullanıma başlayan bu kütüphanenin içerisinde aynı zamanda Ulusal Fotoğraf müzesi, restoran ve bir konser ile tiyatro alanı yer alıyor.

Pazartesi’den Cuma’ya 08 – 21 saatleri arasında açık.

Konum için tıklayın

 

Nikolaj Kunsthal

Burası Kopenhag’ın merkezinde bir çağdaş sanat galerisi. Aslına bakarsanız şehrin en eski kiliselerinden bir tanesi ve aynı zamanda bir saat kulesi, fakat artık eski amacından çok farklı bir noktada kullanılıyor.

Hafta içi 12-6 arası açık fakat pazartesileri kapalı olan ex-kilisede programlı olarak sergiler düzenleniyor. Web sayfasından kontrol edebilirsiniz. Biz oradayken bir aksiyon yoktu fakar yine de merak edenler olursa bu bilgiyi paylaşalım istedik. http://www.nikolajkunsthal.dk/en/arrangementer

Konum için tıklayın

 

Kopenhag Renkli Sokakları

İtiraf etmeliyiz ki buraya gelmeden önce rengarenk sokakların çeşit çeşit fotoğraflarını görerek Kopenhag’a karşı epey kurulmuştuk. Dedik ki gidip hepsini bulacağız ve biz de oralarda fotoğraf çekeceğiz. Acayip sözümüzün eriyizdir. Şimdi bu sokakları sizinle de paylaşıyoruz.

 

Magstræde

En ünlüsünden başlıyoruz, burası Kopenhag fotoğraflarının %30’luk filan kısmını oluşturuyor. Ayrıca şehir merkezinde olduğu için kolaylıkla ulaşabilirsiniz.

Konum için tıklayın

 

Olufsvej

Burası bizim favorimiz oldu! Biraz uzakta kalıyor fakat epey güzel fotoğraflar çıkıyor. Eğer vaktiniz olursa konumunu bırakıyoruz. Kar yağışı altında bile gittik be!

Konum için tıklayın

 

Larslejsstræde

Burası, Kopenhag ile özdeşleşmiş meşhur mavi evin bulunduğu sokak, tek bir ev için buraya gitmeye değer mi bilemedik ama karar sizin. Çok uzaklarda kalmıyor. Rundetaarn’a epey yakın.

Konum için tıklayın

 

Nyboder

Burası Danimarka donanması askerleri için yapılmış bir bölge olup 4 farklı sokaktan oluşuyor. Nyboder aslında epey meşhur, Hatta bu sokaklardaki hakim renk olan sarı rengi bile Kopenhag halkı tarafından Nyboder sarısı olarak adlandırılıp ayrıştırılmış. Biz de sarılar kar beyaz olmadan yakaladığımız için kendimizi şanslı hissettik.

Konum için tıklayın

 

Gernersgade ve çevresi

Burası yine Nyboder tarzında sokakların olduğu bir yer. Bu ürüne bakan buna da bakıyor mantığında buraya da gelebilirsiniz. Şayet isterseniz konumunu bırakıyoruz, daha ne yapalım.

 

Sofiegade

Christiania yolundayken uğrayabileceğiniz bir sokak, yine tek bir ev var fakat popüler dediler koyduk!

Konum için tıklayın

 

Dipnot: Şu meşhur deniz kızına gitmedik, çok gereksiz dediler, bu şehrin simgesi olmaya layık değil dediler, o yüzden bulmak için de uğraşmadık.

 

Kopenhag Müzeleri

Kopenhag müze bakımından çok zengin bir şehir ve yeterli vaktiniz varsa ilgi alanınıza yönelik bir müze bulacağınıza inanıyoruz. Müze girişleri ise paralı ve oldukça pahalı. Fakat panik yok, Copenhagen Card var! Bu kartı satın aldığınız taktirde şehirdeki bütün müze girişlerini, turistik aktivitelerini ve ulaşımı ücretsiz yapıyorsunuz. Yazının başında bahsettiğimiz City Pass’e göre kapsamlı bir kart ve haliyle fiyatı da daha yüksek.

İncelemek isterseniz şuraya tıklayabilir ve fiyatlarına bakabilirsiniz. Çok faydalı olan bir hesaplama modülü ile güzel bir site yapmışlar, kartı satın almadan gireceğiniz yerleri seçerek olası harcamalarınızı hesaplattıktan sonra buralara giderken kullanacağınız olası toplu taşıma harcamalarını da üzerine ekleyip bir yekûn ortaya çıkartıyor. Buna göre kartı alırsanız ne kadar kar ettiğinizi hesaplıyor. Fakat burada minik bir yanlış yönlendirme var, öğrenci girişlerindeki indirimli fiyatlar üzerinden hesaplama yapılmıyor. Şöyle ki, bazı müzelere ve turistik yerlere öğrenciler ücretsiz giriyor. Bizim de kız tarafımız hala öğrenci olduğu için bu hesap bizi avantajlı hale getirmedi. Bizim adımız kül yutmaz! Kazanan City Pass oldu!

Faydalı bilgimizden sonra gelelim müzelere;

 

Design Museum

Danimarka demek bir diğer anlamıyla tasarım demek. Geçmişten günümüze Danimarka’nın tasarım anlayışı, nelerden esinlenildiği, nelerin değiştirildiği ve daha bir sürü şey için bu müzeye gelmelisiniz.

Giriş ücreti için 115 DKK ödeniyor fakat öğrenciyseniz herhangi bir ücret ödemiyorsunuz.

Pazartesileri kapalı, diğer günler 10-18 arası açık.

Konum için tıklayın

 

National Museum

Gördüğümüz en geniş kapsamlı Ulusal müze diyebiliriz. Ulusal müze deyince genellikle o ülkenin tarihini görmeyi beklersiniz fakat burada insanlığın kültürel tarihi anlatılıyor. Grönland’tan Yeni Zelanda’ya dair sınırsız bilgi var. Biz bu müzeye gelirken Vikingleri görme hevesiyle gelmiştik fakat okuduğumuz kaynakların aksine Vikingler kısmı bu müzeden 2013 yılında çıkartılmış.

4 katlı bir müze olan National Museum için biraz uzun vakit ayırmak gerekebilir. Eğer ilgi alanınız değilse bayma olasılığınız da var. Karar sizin ama biz tavsiyemizi yapıyoruz.

Giriş ücreti 85 DKK, öğrenci indirimi yapılmıyor.

Pazartesileri kapalı, diğer günler 10-17 arası açık.

Konum için tıklayın

 

Louisiana Museum of Modern Art

Gelelim şehrin en bilinen ve en çok ziyaret edilen müzesine. Burası, ölmeden önce gidilmesi gereken 1000 yer listesinde yer alıyor. Louisiana modern sanat müzesi çok geniş bir yelpazeye sahip ve sürekli yenilenen sergiler düzenleniyor. Biz oradayken Picasso’nun seramikleri sergileniyordu ve genelde bir sergi ortalama 5 ay boyunca kalıyormuş.

Müzede ağırlıklı olarak bizim favori akımımız olan, impressionist ve expressionist sanatçıların eserleri sergileniyor. Eğer bizdenseniz bizim kadar mutlu ayrılacaksınız demektir.

Buranın tek sıkıntısı gidişi. Merkez tren istasyonundan yaklaşık 30 dakika süren bir yolculuk yapmanız gerekiyor. Sonrasında ise varış istasyonundan 10 dakikalık bir yürüyüş ile müzeye ulaşıyorsunuz.

Müze giriş bilet bilgileri için şuraya tıklayarak bilgi alabilirsiniz. Öğrenci indirimi var.

Pazartesi günleri kapalı, hafta içi 11 – 22 ve hafta sonu 11 – 18 arası açık ve gidiş yolu alternatifleri için alttaki konuma tıklayıp Google tavsiyesi alın. Saate göre daha uzun veya daha kısa gidiş yolları değişkenlik gösterebiliyor.

Konum için tıklayın

 

Carlsberg Glyptotek Museum

Carlsberg birasını bilmeyen yoktur, bu bira üreticisi Danimarka merkezlidir ve sahibinin oğlu Carls Jacobsen önemli bir sanat severdir. Bu minik bilgi önemli çünkü bu müze, Carls’ın kendi koleksiyonunun etrafında oluşturulmuştur. Sanata inanılmaz düşkün bir abi olduğu için biradan kazandığı paranın büyük çoğunluğunu sanata harcayarak sürekli yeni koleksiyonlar oluşturmuştur. Gün gelmiş, topladığı binlerce eseri bir müzede sergilemeye karar vermiş ve hepsini 1897 yılında Glyptotek’i inşa ederek buraya bağışlamış. Günümüzde hala Carlsberg’in bu kuruma bağışları devam etmekteymiş.

İçeriye girdiğinizde mermer heykellerden, Fransız sanat eserlerine, 2000 yıllık mumyalara ve uygarlık tarihine kadar çeşit çeşit eserler göreceksiniz. Bir tutam Monet, bir cimcik Renoir ve Van Gogh dahi var. Adam nasıl bir tutkunsa artık, 6.000 yıllık sanat tarihinin örneklerini bu müzeye toplamış. Manyak ama helal olsun!

Pazartesi günleri kapalı, Salıdan Pazara 11-18 arası açık, Perşembe günü ise 11-22 arası açık.

Konum için tıklayın

 

Guiness World Records Museum

Avrupa’da sadece 1 adet Guiness Rekorlar Kitabı müzesi olduğunu ve onun da Kopenhag’ta olduğunu biliyor muydunuz? Eğer siz de bizim gibi absürtlüklerden hoşlanıyorsanız bu müzeden keyif alacaksınız demektir. Bütün rekorları betimlenmiş olarak göreceksiniz.

Hafta içi saat 10-18 arası açık, hafta sonu ise 10-20 arası açık.

Konum için tıklayın

 

Bütçe

Gelelim herkesin merakla beklediği konuya. Danimarka ziyadesiyle pahalı bir ülke ve Kopenhag çok çok pahalı bir şehir. Danimarka kronu ile tanıştığımız güne lanet ettik. Eğer bir gün biri çıkıp da size Kopenhag seyahati hediye ederse sakın kaçırmayın.

Size bir Kopenhag seyahatini en hesaplı şekilde yapabilmek için kullandığımız ve bildiğimiz yöntemleri anlatmaya çalıştık. Umarız faydalı olacaktır. Eğer çok kafayi çizerseniz metro’da bilet kontrolü yapılmadığını söyleyelim ama bizden duymuş olmayın. Otobüslerde ise bilet göstermeden bindiğinizde kimse bir şey demiyor. Ha biz City Pass’ımız cebimizde keyfimiz yerinde takıldık fakat bi kaç defa meraktan biletsizmiş gibi takıl abi şeklinde otobüse binmeyi denedik ve bir şey olmadı. Siz yine de bunları bilin ama uygulamayın.

Bazı temel harcamaları listelersek;

Kahve: 45 DKK

Bira: 40-50 DKK yerine göre değişiyor.

Lüks bir akşam yemeği 500-600 DKK

Normal bir akşam yemeği 350-450 DKK

 

Danimarka’da Kredi Kartı Kullanımı

Danimarka ile ilgili bahsetmediğimiz son ve önemli bir ayrıntı var. Bu adamlar kağıt para konusunda da kafayı çizmişler. Şöyle ki: 2016 yılında hükümet bir bildiri yayınlayarak bütün perakendecilere sadece kredi kartı kullanılması talimatı veriyor. Burada amaç kağıt paranın kaldırılarak sadece kredi kartı kullanımına doğru geçişi hızlandırmak ve 2 yıldır da bu sürecin içerisindeler. Geldikleri noktada her yerde kredi kartı ile ödeme yapabiliyorsunuz. Tuvalete bile kredi kartı ödeyebilirsiniz desek doğru söylemiş oluruz. Biz de bu düzene uyarak Christiania haricinde nakit kullanmadık. Fakat derseniz ki biz Kron almak istiyoruz, o zaman şehir merkezinde ve özellikle Stroget caddesinde bir çok noktada exchange office göreceksiniz. Bu işi sakın ha havaalanında yapmayasanız, uyarıldınız. Ha bir de mutlaka bir şekilde 5 Kron edinin. Bu demir parayı gördükten sonra harcamayıp kolye filan yapmak isteyebilirsiniz. Hem güzel bir hatıra olur hem de magnet almanızdan daha ucuza gelecektir çünkü evet doğru bildiniz bu şehirde magnetler de pahalı! 40 DKK

Son olarak;

Genelde soğuk şehirler pek sevilmeyen yerlerdir ve gitmeden önce iki defa düşünürüz. Kopenhag’a gelirken de bi durup düşündük ve acaba bu mevsimde doğru tercih mi yapıyoruz dedik, sonra da amaaan boşver kalk kız gidelim dedim, iyi ki de gelmişiz. Epey üşüdük, biraz da fazla harcama yaptık ama böyle bir şehri gördüğümüzü düşünürsek fazlasıyla değdi. Bir daha gelir miyiz? Banko geliriz.

Eğer giderseniz, keyfini çıkarmaya bakın çünkü Avrupa’nın her bakımdan en güzel ve örnek şehirlerinden bir tanesine gidiyorsunuz!

Evet biliyoruz biraz uzun bir Kopenhag gezi rehberi oldu!

İyi tatiller

Bilinmesi Gerekenler

Danimarka, Avrupa Birliği ülkesidir ve gidebilmek için Schengen vizesi alınması gerekmektedir. Schengen vize başvurusu için bu linki kullanabilirsiniz. http://www.denmarkvac-tr.com

Kopenhag, Danimarka’nın başkentidir.

Danimarka’da geçerli para birimi Danimarka Kronu’dur.

Danimarka’nın ülke nüfusu yaklaşık olarak 6 milyon olup Kopenhag’ın nüfusu 1.5 milyon’dur. 

İlginç gelebilir ama koskoca Grönland Danimarka toprağıdır.

Yine ilginç gelebilir ama Kopenhag’da plaj vardır. Klampenborg isimli bölge şehrin sayfiye yeri olup yaz dönemi çokça tercih edilir.

Kopenhag yılda ortalama 20 milyon turist ağırlama seviyesiyle Kuzey ülkelerinin en yoğun trafiğe sahip şehridir.

Şehre gelen turistlerin 1 milyonu sadece Christiania’yı ziyaret ediyormuş.

Kopenhag’da İngilizce biliyorsanız sırtınız yere gelmez. İngilizce bilmeyen bir insan ile karşılaşmanız çok düşük bir ihtimal. Bizde otobüs şöförleri durakta bekleyenleri ezerken Kopenhag otobüslerinde Sam Smith ile direksiyon sallayan şöförler var.

Kopenhag’ın yıllık sıcaklık ortalaması 17 derecedir. Kışın eksi derecelerin görüldüğü şehirde yazın hava sıcaklığı 25 dereceye kadar çıkar. 

Kopenhag’a gelirken rüzgarın bitirici etkisini  hesaba katın. Hava sıcaklığı kış döneminde 3-4 derece gibi normal gözükse dahi şehir dümdüz olduğu için müthiş rüzgarlı oluyor ve bir anda rüzgar etkisiyle kendinizden geçiyorsunuz.

Musluk suyu içebiliyorsunuz.

Kopenhag’ta Vikingler ile ilgili müze beklentimizi gideremedik. National Museum’da var dediler fakat yoktu, sonra bir takipçimiz bizi bilgilendirerek yakınlarda bir Viking müzesi olduğunu söyledi. Biz gidemedik ama siz gidin. https://www.vikingeskibsmuseet.dk/en/

Bir çok gezilecek yer için açılış ve kapanış saatleri verdik fakat siz siz olun gitmeden önce bu yerlerin web sayfalarından tekrar saat kontrolü yapın. Biz kışın gitmiştik eğer yazın gidiyorsanız saatler banko değişecektir.

Temel Danca Kelimeler

 

Hoşgeldin Velkommen
Merhaba Hej
Merhaba (Telefonda) Hallo
Nasılsın? Hvordan har du det? (inf)
Hvordan har De det? (frm)
‘Nasılsın’?’ sorusuna cevap Fint, tak. Hvad med dig?
Adın ne? Hvad hedder du?
Adım… Jeg hedder …
Neredensin? Hvor er du fra?
Hvor kommer du fra?
Ben şuradanım… Jeg er fra …
Jeg kommer fra …
Tanıştığıma memnun oldum Rart at møde dig
Günaydın God morgen
Tünaydın God eftermiddag
İyi akşamlar God aften
İyi geceler God nat
Hoşçakal Farvel (frm)
Hej hej (inf)
İyi şanslar! Held og lykke!
Şerefe! Skål!
Bunden i vejret eller resten i håret!
(bottoms up or the rest in your hair)
– only used with friends when very drunk
İyi günler Hav en god dag
Fortsat god dag (Enjoy the rest of your day)
Afiyet olsun Vær så god! (sometimes said at the start of meals)
Velbekomme! (said at the end of meals)
İyi yolculuklar God rejse!
Anlıyorum.. Jeg forstår
Anlamıyorum.. Det forstår jeg ikke
Evet Ja
Hayır Nej
Belki Måske
Bilmiyorum Jeg ved ikke
Lütfen daha yavaş konuşur musun? Vil du tale lidt langsommere?
Vil de være venlig at tale langsommere
Lütfen tekrar eder misin? Kan du sige det igen?
Kan de sige det igen?
Lütfen not alır mısın? Kan du skrive det ned, tak?
İngilizce konuşuyor musun? Taler du engelsk?
Danca konuşuyor musun? Taler du dansk? (inf)
Evet, biraz
(ya sen …?’)
Ja, en smule
Ja, lidt
Danca ….. nasıl söylüyorsun? Hvordan siger du … på dansk?
Afedersin, pardon! Undskyld mig!
Bunun fiyatı ne kadar? Hvad koster det?
Hvor meget koster det?
Üzgünüm! Undskyld!
Lütfen Hvis du vil være så venlig at …
(If you’ll be so kind, as to …)
Teşekkürler Tak
Mange tak
Tusind tak (thousand thanks)
Tak for … (thanks for …)
Rica ederim Det var så lidt
Ingen årsag

2 Comments

  1. Asena

    Çok tatlı ve açıklayıcı bir rehber olmuş, teşekkürler! (: Kopenhag’a bayıldım.

    Reply
  2. Filiz Özdemir

    Kopenhag çok güzel bir sehirmis , teşekkürler

    Reply

Submit a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Pin It on Pinterest

Share This