İznik

Biraz kaçamak bolca Tarih!

İstanbul’da yaşayanlarımız için hafta sonu kaçış noktalarını araştıralım dedik ve fark ettik ki hemen yanı başımızda bir tarih yatıyormuş! Geç fark edenlerden olduğumuz için biraz utansakta en azından güç olmadı :) İznik, İstanbul’dan 1 saat sürüyor, orhangazi’den sonra zeytinliklerin arasında yemyeşil bir yolda ilerliyorsunuz. Gittiğinizde burada 1 gece kalmanızı öneririz. Kalacak yer olarak ise Cem Oteli tercih edebilirsiniz. Otel sahibi Cem Bey’in anlatacağı pek çok hikayeleri var. İznik tarihini bölgenin yerlisinden dinlemek adına doğru kişiyle tanıştık :)

İznik, Helenistik çağdan kalma ızgara planlı kent yerleşimi, Roma, Bizans ve Osmanlı döneminden kalan anıtsal yapıları ile tarihi kent dokusu bütün canlılığıyla korunmaktadır. İznik şu an Unesco gözetiminde, eğer herşey yolunda giderse Unesco Dünya Kültür Miras listesine alınması olası fakat bu bakımsızlıkla çok kolay gözükmüyor. Şehir gerçekten berbat durumda. Yolları çok bozuk ve havası kömürlü.

İznik Kuruluş Hikayesi

Efsaneye göre favori tanrımız Dionysos bu şehri çocuklarının anası Nikaia adına kurmuştur. Bu en yaygın ve insanların hoşça karşıladığı efsane olduğundan baya popüler ama kuruluş hikayesi ile ilgili daha bir çok hikaye duymak mümkün. İznik’teki çeşitli bölgelerde M.Ö. 2500 yıllarına inen uygarlık izleri hala saklıdır. Adına altın sikkeler basılan ve tarihe Altın Şehir olarak anılan İznik, Osmanlı’nın eski başkenti olma özelliğinin yanı sıra tarihte 2 farklı dönemde burası başkent yapılmıştır. Bu dönemler Anadolu Selçuklu ve Bizans dönemleridir. Şehir, Türklerin yönetimi ele almasıyla İznik adını almıştır. 1331 yılında Orhan Gazi yönetimindeki Osmanlı orduları tarafından ele geçirilmiş ve Osmanlı döneminin ilk camii medrese ve imareti burada inşa edilmiştir.

İznik Gezilecek Yerler

İznik’te bir çok kültürel değer var. Bunlar; Antik tiyatro, Ayasofya camii, Yeşil camii, Süleyman paşa Medresesi, İznik Müzesi, Dikilitaş olarak gidiyor. İznik surlarının ise büyük çoğunluğu günümüzde hala ayakta ve 4 tane giriş kapısı mevcut. Yarım gününüzü ayırarak her yeri gezip bitirebilirsiniz. Alın bir harita ve yürüyerek dolaşın.

İznik Antik Tiyatro

İznik’te bizi en çok şaşırtan yer Antik Yunan Tiyatrosu oldu. Dünya’da düz alan üzerine kurulan tiyatro bu özelliğiyle hala ayakta kalan 2 tiyatrodan biri olma özelliğini taşıyor. Tiyatro, İmparator Trajanus döneminde 111-112 yıllarında yapılmıştır. Yaklaşık 20 yıl önce gün yüzüne çıkartılan bu tiyatro, Roma döneminde Gladyatörlerin dövüştüğü bir arenaya dönüştürüldükten sonra 13.YY’da toplu mezarlığa dönüştürülmüş ve daha sonra da burada seramik fırınları yer almıştır. Buradaki taşların, surların onarımında kullanıldığı da sonradan anlaşılmıştır. İçeriyi gezerken taşların üzerinde Gladyatörler dönemini andıran işaretler ile kemik kalıntıları görmek mümkün. Şu an hala kazı çalışmaları devam etmekte ve toprağı kazıdıkça hala bir çok eser ve kanıt çıkmaktadır. Genel olarak İznik bölgesinde çıkan eserleri görmek için ise İznik müzesini ziyaret edebilirsiniz.

İznik Müzesi

İznik Müzesi yani ilk yapıldığı zamanki adıyla Nilüfer Hatun İmareti, 1388 yılında Sultan 1. Murad tarafından annesi Nilüfer Hatun adına yaptırılmış ve 1965 yılında müzeye çevrilmiştir. Eskiden burası hayır kurumu olarak hizmet veriyormuş. Bu yapı, 14.YY Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. Osmanlı mimarisindeki ters ‘T’ planı ilk kez bu yapıda görülmüştür. Sütun ve payelerin taşıdığı kubbeli bir galeri, kubbe ve tonos kemerlerin örttüğü bir ana ve yan mekanlardan oluşan yapısı ile Bizans’a özgü duvar işçiliği ile dikkat çeker.

İznik Yeşil Camii

İznik müzesinin hemen karşısında ise Yeşil Camii yer almaktadır. Burası 1378-1392 yılları arasında Çandarlı Halil Hayrettin Paşa tarafından Mimar Hacı Musa’ya yaptırılmış. Osmanlı sanatı ve Selçuklu minare geleneğinin en iyi örneklerinden biridir. Bu camii adını, Turkuaz renginde çinili ve tuğlalı minaresinden almıştır. Erken Osmanlı döneminin tek kubbeli camileri arasında en görkemlilerindendir. Mermerlerden yapılmış caminin mihrabında görülmeye değer zengin bir taş işçiliği vardır. Eşsiz minaresi caminin sağ köşesinde yer alır. Gövdesi ise mavi ve yeşil renkli çinilerle zikzaklı mozaik tekniğiyle bezenmiştir.

İznik Süleyman Paşa Medresesi

Süleyman paşa medresesi, Bilinen en eski Osmanlı medresesi olma özelliğini taşımaktadır. Bunu da hatırlatmakta fayda var. Süleyman paşa medresesi, İznik’i kültür merkezi yapan medreselerden sadece bir tanesidir. Rumeli fatihi olarak bilinen Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa tarafından 1332 yılında yaptırılmıştır. Binada 11 hücre, 1 dersane ve bunları örten 19 kubbe mevcuttur. Medrese açık avlulu ve ‘U’ planlıdır.

Medrese, İznik geleneksel çini sanatını yeniden kazandırmak amacıyla İznik’in ilk çiniciler çarşısı olarak günümüzde hizmet veriyor. Şu an burada çini ve seramik üretimi yapan 10 adet sanat atölyesi bulunmakta olup burada yapılan burada satılıyor.

İznik Çinisi

Bahsettiğimiz üzere İznik’teki bir diğer meşhur olay İznik Çinisi’dir. Bölgede dolaşırken pek çok çini dükkanı veya çini pazarına rastlayacaksınız. Fakat bunların içerisinde işini nesilden nesile devam ettiren ve eskinin ustalığıyla çalışan Adil Bey’in çini dükkanına uğramanızı ve işçiliğe tanıklık etmenizi isteriz. İznik çini sanatında, M.Ö. 3000 yılının ilk yarısında mimari ile tanışan çiniler, İslam mimarisinde M.S. 9 YY’da kullanılmaya başlanmış. Bu topraklardaki çini, Selçuklular döneminde yani 13. YY’da gelişmiş olup pek çok cami, medrese, türbe ve saray inşasında kullanılmıştır.

İznik Konsili

İznik, Hıristiyanlar için ise ayrı bir öneme sahiptir. Hıristiyan aleminin en üstündeki kişilerin bir arada toplandığı ilk konsil burada yapılmıştır. Bu konsilde çıkan sonuçlar ve alınan kararlar günümüzde hala Hristiyanlarca uygulandığı bilinmekte olup bunlardan en önemlisi Paskalya’dır. Aynı zamanda İncil bu dönemde sadeleştirilmiş olup günümüzde de bu hali bilinmektedir. Konsil neticesinde Hıristiyanlık Roma imparatorluğunun resmi dini olarak ilan edilmiştir. Hıristiyanlık ile ilgili yortu günleri ve Nikaia Kanunları adı ile bilinen 20 maddelik metin, bu Konsilden sonra kabul edilmiştir.

İznik Ayasofya Camii

M.S. 787 yılında 7. Ekümenik Konsilin toplandığı bu kilise, Hıristiyanlık dini açısından oldukça önemlidir. Zira, bu iznik’te toplanan 2. konsildir. Ayasofya, ilçe merkezinde ve kentin 4 ana kapısına ulaşan yolların kesiştiği noktada yer almaktadır. İlk olarak 4.YY’da yapılan kilise kalıntıları üzerine 6. YY’da Justinianus tarafından yeniden inşa ettirilmiştir. Bu yapının geometrik desenli renkleri, mermer döşeme mozaiği ile aziz ve havari betimlemeli freskleri oldukça ilgi çekicidir. Kanuni döneminde Mimar Sinan tarafından yapılan önemli değişikliklerle önüne bir minare eklenmiş ve duvarları nakışla bezenmiştir.

İznik Sualtı Bazilikası

İznik Gölü ve sürprizleri! 2013 yılında hava fotoğrafları ile tespit edilen ve İznik gölüne batmış bir Bazilika var desek çok ilgi çekici olmaz mı? Çok enteresan değil mi! Bu Bazilika’nın 4. veya 5. YY’da yapıldığı tahmin ediliyor. Kilisenin içinde bir mezarda tespit edilmiş ve günümüzde Bazilika’nın bulunduğu alan 1. derece sit alanı ilan edilmiş. Bu bazilika harici bir de Koimesis Kilisesi vardır.

1.Murat Meydan Hamamı

İznik’te 3 adet hamam bulunuyor, bu hamam ise 14.YY’da inşa edilmiştir. Birbirine simetrik yerleştirilmiş istiridye motifli trompların taşıdığı sekizgen kasnağa oturan soğukluk, aynalı tonoz örtülü ılıklık, sıcaklık ve halvet odalarından oluşur. Ayrıca soğuk su deposu ve doğu batı uzantılı beşik tonuz örtülü külhan, hamamın diğer bölümlerindendir. 2006 yılında eser gün yüzüne çıkarılmış olup çevresinde ahşaptan çini çarşısı ve içinde İznik Minyatür hizmet vermektedir.

İznik’te bilinmesi gereken engin bir tarih ve buna şahitlik eden görkemli ve değerli bir çok yapı bulunuyor. Bu kadar gezi sonrası acıkan bünyeler için İznik gölünün sazan ve yayın balığını öneriyoruz. Son yıllarda gittiğimiz en güzel balık restoranı olan Rahmi Baba restorana ise mutlaka gitmelisiniz. Gölün Orhangazi tarafına giden yolu kullanarak göl kenarından yaklaşık 50 dk. kadar ilerliyorsunuz ve bu muhteşem restoranın meze ile balık çeşitleriyle kendinizden geçiyorsunuz. Güler yüzlü personeli ve aşırıya kaçmayan fiyatlarıyla tek kelimeyle harika bir yer.

İyi gezmeler!

Pin It on Pinterest

Share This