İzlanda Gezi Rehberi

İzlanda’yı gezdikten sonra anladık ki, meğerse biz bunca zamandır sadece Dünya üzerinde geziyormuşuz ve aslında daha hiçbir şey görmemişiz. Bu ada ülkesi bizde öyle bir farkındalık yarattı ki adeta uykudan uyandırdı. Aslında Dünya üzerinde bambaşka bir Dünya daha varmış ve biz bunu daha yeni keşfettik dedirtti. Bunca ülkeyi gezdikten sonra başka hiçbir ülkede görmediğimiz ve muhtemelen göremeyeceğimiz güzelliklerin bütününe burada rastladığımız için biz İzlanda’nın adını ‘gerçek üstü’ koyduk. Neden mi böyle diyoruz? Çünkü İzlanda emsalsiz bir volkanik ada. Elbette ki Dünya üzerindeki tek volkanik ada değil fakat Kuzey kutbuna bu kadar yakın olmasından dolayı sahip olduğu eşsiz konumu sayesinde doğanın bütün dinamiklerinden etkilenen, ateş ve buzun birleştiği gerçek üstü bir yapıya sahip. Düşünsenize, ateşin izini ve külünü bıraktığı her yere önce buzun imzası geliyor ve o siyah-kırmızı karışımı volkanik örtüyle kaplı lav tarlaları bembeyaz bir hale bürünüyor. Sonra üzerine eklenen bitki örtüsüyle o absürt toprak ve kaya parçaları ayrı bir renge bürünüyor.

Hidrojen sülfürü kokan adada her şey öyle hızlı değişiyor ki, belli bir noktası tamamen buzul haldeyken 10 km. ilerisine gittiğinizde beyaz örtüden ve buzdan eser kalmıyor. Hava koşullarının hiç alışık olmadığımız şekilde aniden değişmesi ve sertleşmesiyle bir anda her şey farklılaşabiliyor ve kendinizi hiç beklenmedik koşullar altında bulabiliyorsunuz. İzlanda’ya karşı o kadar doluyuz ki bu yazıyı bir coğrafya veya meteoroloji dersine çevirsek çeviririz. Bütün seyahat boyunca ‘şu dalga burayı ne güzel aşındırmış’ veya ‘rüzgar burada hep böyle esiyorsa bu yontulmuş şekillerin oluşması çok normal’ ya da ‘bunlar nasıl renkler böyle’ şeklinde şaşkınlık içinde gezdiğimizden ötürü ders anlatıyormuşçasına yorumlama lisanına çok hakim hale geldik.

İzlanda’da görülecek şeylerin gerçekten sınırı yok desek yanlış bir tabir olmaz. Yanardağ, buzul gölü, buz mağarası, gayzer, şelale, yer altı kaynaklı sıcak sudan oluşan göl, krater, falez, fiyord, kuzey ışıkları ve sadece burada yaşayan bazı hayvan türleri. Yani hem yerde hem gökte ne hayal ediyorsanız hepsini bu gerçek üstü ada sınırlarında görmek mümkün.

İzlanda için bir diğer kullanılabilecek tabir ise olsa olsa Şelaleler adası olur. Mart sonrasında giderseniz muhtemelen ortalama her 5 km.’de irili ufaklı bir şelale göreceğiniz adada muazzam bir döngü var. Volkanik yapısı sayesinde farklı etken maddelere sahip olduğu için yer altından gelen su bile mavinin 3 farklı tonunda ortaya çıkıyor. Bkz. Blue Lagoon (Mavi Lagün) Kuzeyin sert iklimi ile ateşin birleşimi, sürekli Game of Thrones sahnesi tadında görüntüleri karşınıza çıkartıyor. Burayı gördükten sonra dedik ki, Floki ne de güzel bulmuş güzelim adayı öyle! (Vikings dizisini izleyenler bir adım öne çıksın)

Bu kadar betimlemeden sonra bütün gezdiğimiz yerleri yazının devamında anlatarak sağlam uyarılar vereceğiz fakat bu cennet adanın iki tane handikabı var; ilki, Avrupa standardının üzerinde pahalı olması. Bunun nedeni ise tarım çok sınırlı alanda yapılabildiği için tamamen dışarıya muhtaçlar. Ayrıca para birimi Euro değil, Krona, ve bu para TL karşısında son derece değerli. İkinci handikap ise adamların lisanları klavyede random gülmekten farksız. ‘’Jkövlrjsk’’ yazdığımızda buna mesela random gülmek diyoruz fakat muhtemelen İzlanda dilinde faydalı bir anlama geliyordur. Örneğin başkent Reykavikin aslında doğru yazılışı olan Reykjavik’i yaklaşık 10 hatalı yazıştan sonra doğrulayabilmek durumu açıklıyor olsa gerek.

Şimdi gelin, güzellikleri ve ona ulaşmanın yollarını detaylandırdığımız İzlanda gezi rehberi yazımızın ikinci bölümüne geçelim.

İzlanda’ya Nasıl Gidilir?

İzlanda’ya maalesef ki Türkiye’den direkt uçuş düzenlenmiyor. Eğer olsaydı da muhtemelen fiyatlar epey yüksek olurdu. Fakat bu kötü bir haber değil, aksine iyi bir haber çünkü Avrupa’nın bir çok low-cost firması bu ülkeye uygun fiyata uçuşlar düzenliyor ve bunlar arasında en çok rağbet gören firmalardan biri Wizz Air. Wizz Air ile Avusturya ve Macaristan’dan kalkışlı olarak gidiş geliş kişi başı 100 Euro civarında bilet bulmanız mümkün. Fakat bahsettiğimiz gibi, hayat pahalılığından ötürü İzlanda’ya giriş çok kolay, çıkış ise epey bir olay.

Wizz Air biletleri için şuraya tıklayabilirsiniz. Low-cost hava yolu firmalarından bilet alırken nelere dikkat edilmeli yazımızda ise hayati detayları paylaşmıştık. Okumadıysanız, şuraya bir tık daha lütfen.

Bahsettiğimiz ülkelerden İzlanda’nın Keflavik Havaalanına ortalama uçuş süresi 3,5 – 4 saat civarında oluyor. Ülkede 10’un üzerinde havalimanı olduğunu öğrenince ayrıca bir şaşırmıştık fakat muhtemelen Keflavik haricinde başka bir havaalanına Avrupa’dan uçma ihtimaliniz düşüktür diye düşünüyoruz.

Eğer bir çok gezgin gibi önce İskandinavya’yı gezip sonra buraya gelmeyi planlıyorsanız o bölgeden de İzlanda’ya çok daha sık bir uçuş trafiği olduğunu söyleyebiliriz. Artık biliyorsunuz ama biz yine de söyleyelim. skyscanner.com.tr

İzlanda’da Nerede Kalınır?

İzlanda’nın tadını çıkartmak için Countryside’da bir Cottage (Kır evi) bulunmalı ve orada kalınmalı. Hiçbir şeyin olmadığı uçsuz bucaksız, büyüleyici doğası olan bir yer düşünün. Oradayken siz de bu doğanın bir parçası oluyorsunuz ve öyle bir ortam düşünün ki orada bulunduğunuz süre boyunca sizi hiçbir şey rahatsız etmiyor, sıra dışı bir huzur ile doluyorsunuz. Bunun yanında bir de Kuzey ışıkları görme ihtimaliniz artıyor çünkü şehrin ışıklarından çoook uzaktasınız.

Biz bu mantıkla önce Hvollsvöllür de aşağıda gördüğünüz hot tub sahibi cottage’da kaldık. İsmi: İcelandic Country Palace ve bungalo.com isimli siteden bulduk. Bu ve diğerleri için bu siteyi öneriyoruz.

Sonra da Hof tarafında Guesthouse Nypugardar ismindeki kır evinde kaldık. Burayı da booking üzerinden bulduk.

İkinci bir şansımız olsaydı başkent Reykjavik’te 1 günden fazla kalmazdık çünkü başkentte görmeye değer 1-2 yer harici hiçbir şey yok. Bu yüzden İzlanda’ya gideceklere önerimiz açık. Başkent 1 gün, kır evleri her gün!

Reyjkyavik’teki o 1 gün içinse alttaki manzaranın sahibi oteli öneriyoruz. Room with a view apartment hotel. Burayı da yine booking üzerinden bulduk.

İzlanda’da Ulaşım

İzlanda’da ulaşım eşittir araba kiralama. Bizim gördüğümüz tek toplu taşıma aracı Keflavik havaalanından Reykjavik’e giden shuttle idi. İzlanda deyince, hele bir de ada ülkesi olunca akıllara küçük bir yermiş gibi geliyor fakat Avrupa haritasını açınca bir İspanya ile aynı büyüklükte. Ayrıca adanın ortasını tamamıyla kaplayan dağlardan dolayı güney – kuzey arasında direkt bir yol bağlantısı bulunmuyor, yani herhangi bir yol adayı Pisagor kesmiyor ve Güneyden Kuzeye giderken Doğu veya Batıyı dolaşmanız gerekiyor. Bu da haliyle süreyi ve mesafeyi uzatıyor.

Gelelim Araba kiralama konusuna. Gelmeden önce her yerde 4x4 kiralamalısınız şeklinde öneriler görerek buna inandık ve 4x4 kiraladık. Dediler ki 4x4 kiralayın ki off-road yapın, herkesin giremediği yerlere girip daha fazla yer keşfedersiniz. İnandık, yalanmış. Burası bir Kuzey ülkesi ve Kuzey ülkelerinde kurallara uymazsanız kendinizi hapiste bile bulabilirsiniz. Eğer off-road yola girerseniz bunun cezası 2.000 Euro. Bu yüzden her denilene inanmayıp bu dediğimize kulak verin. 4x4 istiyorsanız off-road için değil konforunuz için kiralayın ve gelmeden önce ülkedeki kar seviyesine bakıp ona göre ne kiralayacağınıza karar verin.

4x4 kiraladığımız firmanın ismi ise ‘’4x4 Northern Lights Car’’ bu firmayı tercih etmemizin en önemli sebebi araba kiralama ücretinin üzerine ekstradan kredi kartınıza bloke koymuyor. Bloke olayı zaman zaman tehlikeli bir durum haline gelebiliyor ve firmalar kendilerinde hak görüp insiyatif alarak kartınızdan çekim yapabiliyor. Başımıza geldi, o yüzden almayalım.

İzlanda’da benzin konusu biraz karmaşık gözüküyordu ve benzin istasyonu bulmanın zorluklarından bahsediliyordu fakat bu da yanlış bir bilgiymiş. Özellikle Güney yakası boyunca benzin istasyonu yeterli sıklıkta mevcut. Benzin alırken de N1 isimli benzin istasyonlarını tercih edebilirsiniz. Bazı istasyonların kredi kartınızı kabul etmeme ihtimaline karşın büyük bir N1 istasyonu bularak N1 kartı isteyin ve içine para yüklemesi yapın. Sonra aracı o kart ile doldurabilirsiniz. Bu işin en kolay ve garanti yolu budur. 50 litre deposu olan bir 4x4 aracı tamamen doldurmak için ortalama 10.000 kron gerekiyor.

İzlanda Gezilecek Yerler

İzlanda gezilecek yerler bakımından epey fazla seçeneğe sahip bir Ülke ve olayların bir çoğu ülkenin 6.000 km uzunluğundaki kıyı şeridinde toplanmış durumda. Adanın iç kesimlerinde, ve teknik olarak ortasında herhangi bir hayat bulunmuyor çünkü tamamen yanardağlar, lav ovaları, glacier ve buzullarla kaplı. İzlanda’yı hakkıyla dolaşmak için kayda değer bir vakit ayırmak gerekiyor. Bu yüzden buraya ayıracağınız gün sayısına göre 2 tane rota önerisi yapacağız. İlki ve en çok tercih edileni Güney rotası, ikincisi ise direkt tüm ülke rotası J Kolay değil fakat zevkli rotalar çünkü keşfetme hissi diye bir şey varsa işte o his İzlanda’dayken en üst seviyeye çıkıyor. Güney rotasının gidiş geliş toplam uzunluğu tahmini olarak 1.200 km civarı yapıyor. Kuzey rotası işin içine karışırsa kat edeceğiniz mesafe 2.500 km seviyelerine çıkabiliyor. Adada çok fazla havaalanı olduğu için Güneyden Kuzeye geçerken uçak alternatifi düşünülebilir fakat her nerede olursanız olun o uçaktan inince bir arabaya ihtiyacınız olacağı için uçak çok mantıklı bir seçenek gibi durmuyor.

İzlanda’da yolculuk yapmak öyle müthiş bir keyif ki saatler boyunca bomboş yollarda bilinmezliğe doğru ilerliyorsunuz. Açın en sevdiğiniz müzik listesini ve yolculuğun tadını çıkarın. Yol boyunca o kadar çok defa fotoğraf çekmek için duracaksınız ki, bazen karşınıza bir şelale çıkacak bazen sizi hayrete düşürecek bir dağ yapısı veya bazen yolda gördüğünüz bir at veya koyun için bile durmak isteyeceksiniz. Bazen içinizi huzurla dolduracak bembeyaz bir güzellik içerisinde ilerleyeceksiniz bazen bulutların dansıyla.. İzlanda içimizdeki olmayan şairi ortaya çıkartmak için çok çalıştı shdksdgj

Bizim 5 gecelik bir seyahat planımız vardı o yüzden Güney rotasına bağlı kalarak Kuzeye geçmedik çünkü Kuzeye geçmek için en az 3 güne daha ihtiyacımız olacaktı ve de çok koştur koştur bir tatil olsun istemedik. Güney rotası için meşhur Golden Circle rotasını kapsayan aşağıdaki güzergahı izledik, eksiksiz bir gezi için size de aynısını tavsiye ederiz.

Keflavik havalimanına yakınlığından ötürü genellikle ilk tavsiye edilen yer Blue Lagoon ile başlamak oluyor fakat biz oranın tadını güzelce çıkaralım diye son güne bıraktık ve ilk günü direkt başkent Reykjavik’te geçirdik. Sonrasında başladığımız rotamızda son durağımız Hvolsvöllur oldu çünkü yukarıda fotoğrafını yazıya eklediğimiz muazzam bir cottage kiralamıştık! Ah ah yine olsa ve o hot tub’a girsek keşke!

Rotamıza geri dönersek, tamamı gezilmesi gereken yerlerden oluşan bu rotayı sabah saat 9 da yola koyularak ve rotadaki her yeri sindire sindire gezerek akşam 6 buçuk gibi tamamladık. Hele ki onca fotoğraf ve video denemesi ile birlikte bence bu bir başarı ve bu yüzden gönül rahatlığıyla önerebiliyoruz.

Sonraki gün ise aşağıdaki rota boyunca ilerledik ve bir başka kalacağımız cottage’a doğru Höfn’e kadar gittik. Yine bu rotayı sabah 9 akşam 7 aralığında tamamladık, siz de yapabilirsiniz. Tabii yol üzerindeki buz mağarası veya buzda yürüyüş gibi ekstra aktiviteleri bu süreye dahil etmiyoruz. Çünkü Höfn’e varana kadar zaten akşam saat 10 olmuştu.

Tatilin özeti olarak toplamda 1.200 km yol yapmışız ve eğer Kuzeyi planımıza katsaydık tahminen 2.500 km gibi bir yol yapmamız gerekecekti.

Bir de Kuzey ile ilgili şunu eklemekte fayda var, içimiz rahat etmediği için biraz kurcaladık ve kiminle konuştuysak Güneyi gördükten sonra Kuzeyde benzerlerini göreceğimizi söylediler. Bu yüzden içimiz aşırı buruk dönmedik fakat vaktimiz olsaydı elbette Kuzeye de gitmek isterdik.

Next time diyerek Golden Circle ile başlayan turumuzu detaylandıralım.

Thingvellir Ulusal Parkı

Amerika kıtası ile Avrupa kıtasının ayrıldığı yerin bir kısmının İzlanda’dan geçtiğini biliyor muydunuz? Thingvellir parkındaki Silfra isimli yarığa gelerek bu kırılma noktasında dalış yapabileceğinizi duymuş muydunuz? İnsan İzlanda’da gördükleri sonrasında daha neler göreceğim noktasına ulaşıyor hakikaten. Eğer burada dalış yapmak isterseniz şuraya tıklayarak 260 euro karşılığı dalabilirsiniz. Tatil bütçemizin yarısına denk geldiği için ‘ha iyiymiş’ diyerek ayrıldık.

Parka gelirsek, genel anlamıyla 1 buçuk saat gibi bir süre ayırarak dolaşabilirsiniz. Parkın içerisinde bir de Öxarafoss isminde minik bir şelale yer alıyor. Parka giriş ücretsiz.

Konum için tıklayın

Bruarfoss Waterfall

National Park sonrası yolumuzun üstündeki Bruarfoss şelalesine girmedik çünkü şelaleye giden yol özel mülke, bir otele aitmiş ve dışarıdan araç almıyorlarmış. Baktık ki şelaleye ulaşmak için 35 dk yürümemiz gerekiyordu, Google görseller daha iyilerini vadettiği için pişman olmadan yolumuza devam ettik. Yine de konumunu paylaşıyoruz.

Konum için tıklayın

Geysir (Gayzer)

İzlanda dilinde fışkırma anlamına gelen Geysir, volkanik olan güzide adamız gibi yerlerde gerçekleşen bir hadise ve Dünya’nın bilinen en eski Gayzeri tam olarak burada.

Bu arada Gayzer’e fışkırma anlamına gelen kelimenin verilmesinin sebebi şu; yaklaşık 2 km. derinlikteki yer altı suyunun, daha soğuk başka bir yer altı suyuyla teması sonucu belli bir ısınma seviyesine ulaşınca patlayarak yer yüzüne fışkırması. Adanın gayzerler bölgesindeki en büyük gayzer olan Strokkur’da bu patlama anı öyle muazzam gerçekleşiyor ki bizim izlerken gözlerimiz doldu. Yerin altından gelen suyun son derece yoğun hidrojen sülfürlü olmasından dolayı her yerde çürük yumurta kokusunu almak biraz mide bulandırıcı olsa da burunlar tıkanır, gayzerler izlenir!

İpucu olarak da şunu söyleyelim; ortalama 4-5 dakikada bir patlıyor. Kameralarınızı ayarlayın!

Konum için tıklayın

Gullfoss

Golden Circle’ın popüler şelalerinden biri olan Gullfoss’u henüz gitmediğimiz Niagara şelalesine benzettik. Öyle güçlü ki yakında bütün güney yakasının elektriğini tek başına karşılaması bekleniyor. Rüzgara karşı amansız bir mücadele vermeniz karşılığında ise şelalenin etrafında dolaşmanız mümkün. Gerçekten büyüleyici bir şelale!

Konum için tıklayın

Secret Lagoon Hot Spring

İzlanda’nın en güzel doğa olaylarından bir tanesi de burası. Suyun sıcaklığı ortalama 39 derece ve sürekli kendini yenileyerek temiz kalıyor. Blue Lagoon’a göre daha az popülerini, daha doğal görünümlüsünü ve daha ucuzunu yaşamak için ilk olarak burayı tecrübe edebilirsiniz. Giriş ücreti 3000 krona ve kışın akşam saat 8’e kadar açık. Bileti de gitmeden önce almakta fayda var.

Şuradan alabilirsiniz.

Konum için tıklayın

Kerid Crater

İzlanda’da görülecek şeylerin sınırı yok dedik alın size bir Krater gölü. Golden Circle turumuzun en son noktası olan Kerid 55 metre derinliğinde volkanik bir krater gölü ve inanışa göre büyük bir volkanik patlama sonucunda oluşmuş. Tam olarak nasıl oluştuğu bilinmese de epey güzel oluşmuş ve kızıl toprağıyla taşlarıyla son derece etkileyici bir yer.

Giriş ücreti 3 Euro

Konum için tıklayın

*Kerid crateri sonrası Golden Circle turunu tamamlayarak Hvolsvöllur yakınlarında kiraladığımız cottage’da geceyi geçirdik. Ertesi günü de Keldur ile 2. gün turuna başladık.

Keldur Turf Evleri

Söylenene göre, İzlanda’ya 870 yılında ilk yerleşim başladığında adanın %30’u ormanmış ve o zamanlardan gelen bir kültür ile evlerin inşasında meşe kullanılırmış. Bu geleneksel hobbit evlerinden şu an adada çok sınırlı sayıda kalmış ve bu evlerin bulunduğu bir toplu alan artık müzeye çevrilmiş. Müze akşamları saat 6’ya kadar açık. Eğer yazın geldiyseniz mutlaka uğrayın.

Konum için tıklayın

Seljalandsfoss

İzlanda’daki en etkileyici şelale bizim için burasıydı! Islanıp üşüme ve hasta olma pahasına şelalenin arkasına geçmek de mümkün. Harika etkileyici bir ortam var ve o an yapmamanız gereken bir şey olsa dahi bunu göze alıyorsunuz. O yüzden yedek kıyafetle gidin.

Absolutely stunning!

Konum için tıklayın

Eyjafjallajökull

Hani şu 2010 yılında patlayarak tüm Avrupa’yı kül bulutuna boğan meşhur yanardağ var ya, işte o tam olarak burada ve isterseniz yanardağa doğruca hiking turları düzenleniyor.

Konum için tıklayın

Skogafoss

Vikings izleyenler bilir, Floki’nin İzlanda’ya ilk ayak bastığında geldiği ve etkisi altında kalarak şoka girdiği şelale işte tam burası. Şelaleye denk geldiğimiz an gökkuşağı’nın oluşması tarifsiz bir güzellikti ve en az Floki kadar etkilendik. Fotoğrafa bakınca insan gerçekliğini sorguluyor ama umarız siz de böyle bir ana denk gelirsiniz.

Burası aynı zamanda ülkenin en yoğun akan şelalesiymiş ve bir de efsanesi var. İnanışa göre buraya ilk gelen Vikingler şelalenin arkasında bir sandık saklamışlar. Yıllar sonra bu sandık köylülerce bulunmuş fakat sadece sandığın kenarında asılı olan bir yüzüğü alabilmişler. İşte o yüzük şu anda Skogar müzesinde saklanıyormuş.

Konum için tıklayın

Solheimasandur Plane Wreck

İzlanda’da böylesine bir doğa varken diyeceksiniz ki düşmüş bir uçağı özel kılan şey nedir ki! Gitmeden önce bu düşüncedeydik hatta onca yol yürünür mü boşuna ne gerek var filan diyorduk ama gelmişken içimizde kalmasın diye gittik. Simsiyah kumların arasında uzaklardan belirmeye başlayan uçak İzlanda değil de başka bir yerde karşımıza çıksa muhtemelen böyle etkilenmezdik. Pozitif ayrımcılığımıza yenik düşerek bir çok fotoğraf karesi ile uçağın yanından ayrıldık. Uçağın minik hikayesi ise şu; Amerikan ordusuna ait bu uçak 1973 yılında buraya düşmüş ve neden düştüğü hala bilinmiyor.

Öncelikle uçak enkazına ulaşmak için 4.2 km. yol yürümeniz gerekiyor ve hızlı tempo ile yürürseniz 35 dakikada gidebiliyorsunuz. Vakit değerli derseniz, kar buz eriyince Mart 2019 itibariyle shuttle  koymuşlar ve gidiş geliş kişi başı 2.500 krona ödeyerek 5 dakikada gidiyorsunuz. Bu tip işleri ve hizmet sektörünü Balkan göçmenleri yaptığı için pazarlık da yapabiliyorsunuz aklınızda olsun. Servis çalışma saatleri ise 10-18 arası.

Konum için tıklayın

Dyrholaey

Gerçek üstü İzlanda’nın en özel yerlerinden bir tanesi Dyrholaey burnudur. Her ne kadar soğuk olsa da, rüzgara karşı mücadele versek de böylesi büyüleyici bir güzellik ile daha önce kesinlikle karşılaşmadık. Dakikalar boyunca hiçbir şey yapmadan dalgaların kıyıya vuruşunu izleyebilirsiniz. Hatta bazen dalgalar öyle güçlü çarpıyor ki okyanusun spreyini yüzünüzde hissediyorsunuz. Yamacın bir tarafında Puffin yuvaları, öbür tarafında ise okyanusa karşı duran, kaya balyaları ile Avrupa’nın doğal kayadan kemeri, hemen yanında simsiyah kumsala çarpan 20 m. yüksekliğindeki dalgalar. Tepedeyken gördüğünüz elementler o kadar vahşi ki çok farklı duygular içerisine giriyorsunuz. Bir de en merak ettiğimiz şey olan, buranın Lighthouse’u aslında Guesthouse olarak kullanılıyormuş. Sizi şanslılar sizi! kim bilir kaç paradır bir gecesi shdsjhs

Eskiden burada sahile inmek serbestmiş fakat kayalar denize düştüğü için ve bir turist dalgalara kapılıp öldüğü için artık yasaklanmış.

Bu arada 4x4 kiralamamızın tek faydası olarak buradaki tepeye çıkarken kolaylıkla çıktık. Fakat aynı yolu bir Fiat Panda’da gayet çıkabiliyordu.

Konum için tıklayın

Kirkjufjara Beach

Dyrholaey’in öbür tarafında yer alan bu plaj bir Dyrholaey etkisi yaratmasa da siyah kumulu ile her zamanki gibi ürkütücü duruyor.

Konum için tıklayın

Reynisdrangar ( Reynisfjara Black Sand Beach )

Burası için Dünya’nın tropik olmayan en iyi 10 plajından birisi deniyormuş. Dalgalar kıyıdaki falezi öyle müthiş aşındırmış ki görünce sanki bir kilisenin orgunu kayaya monte etmişler gibi bir his uyandırıyor. Kıyının hemen ilerisindeki kaya balyaları da ortamın güzelliğine ayrı bir mistiklik katıyor. Yalnız buradayken çok dikkatli olmak lazım çünkü dalgalar öyle büyük ve sertçe kıyıya vuruyor ki ortamı bir an sakin görseniz hemen sonraki dalga 20 m. büyüklüğünde gelebilir. O yüzden okyanusa sırtımızı dönmüyoruz ve fotoğraf uğruna kendimizi riske atmıyoruz.

Konum için tıklayın

Fjaðrárgljúfur Canyon

İsmini okumamız mümkün olmayan kanyona gidişimiz de mümkün olmadı çünkü şansımıza toprak erozyonu denk geldi ve gidiş yolu kapandı. 2 milyon yıllık bir kanyonu göremeden dönmek son derece üzücü.

Konum için tıklayın

Skaftafell Ulusal Parkı

Vatnajökull ulusal parkının içinde yer alan Skaftafell parkında buz mağaralarına girebilir veya glacier yürüyüşü yapabilirsiniz. Bir çok hiking rotası da bulunan Skaftafell’de hem kolay hem de zor seviyede rotalar var. Kolay rotanın sonucunda Svartifoss şelalesine ulaşmak mümkün. Yaklaşık 35 dakika süren bir hiking rotası var ve tabelalar eşliğinde gittiğiniz için herhangi bir guide’a ihtiyacınız olmuyor, zorluk seviyesi de kolay. 35 dakikalık yolun sonucunda ulaştığınız şelale de böyle bir güzellik sizi karşılıyor. Black sand beach’te bahsettiğimiz şu kilise orguyla bir de şelale manzarası görünce yeter artık İzlanda dedirtmiyor değil açıkçası.

Bu şelalenin devamı olarak bir tane de Hundafoss isminde bir şelale daha bulunuyor.

Konum için tıklayın

Vatnajökull Ulusal Parkı

Burası İzlanda’nın en büyük ulusal parklarından birisi ve aynı zamanda sadece İzlanda’nın değil, tüm Avrupa’nın en büyük buzulu burada ve ülkenin neredeyse %9’luk bir alanını kaplıyor. Parkın tamamı ise ülkenin %14’üne denk geliyor. Varın büyüklüğünü siz düşünün. Parkta, 2 tane aktif volkan, glacier, buzul gölü, buz mağaraları ve yetmez ama evet krater gölü bile var. Parkın daha içine girmeden yola en yakın görünen kısmından şöyle bir bakınca dahi insan hayallere dalıyor. Öyle büyüleyici ki buzları yiyesiniz filan geliyor. Biz mi çok acayibiz acaba sdhgdsah

Bu arada ilginç bir bilgi olarak şunu verelim, glacier’deki buz kalınlığı 400 metre ile 950 metre arasında değişiyormuş. Kimin bunu eritmeye gücü yeter be!

1 numaralı yol boyunca ilerlerken ortam bir anda bembeyaz hale gelince adeta bir film sahnesine girmiş gibi hissediyorsunuz.

Bu parkta gitmeyi en çok istediğimiz yer Lake Askja ismindeki krater gölüydü fakat düşündüğümüz kadar kolay bir macera olmayacağını anlayınca vazgeçtik. Eğer yaz mevsimi gelirseniz Google görseller sizi oraya gitmeye ikna edecektir.

Konum için tıklayın

Jökulsarlon

1 numaralı yoldan ilerlerken bir anda etraf beyazlaşır ve bir sis bulutu etrafı kaplar, bazen bir süreliğine görüş seviyesi düşer, fakat bu korkunçlukta bir süre devam ettikten sonra sis bulutu dağılır ve mavinin tonlarında minik minik buz dağları görürsünüz. İşte burası Vatna ulusal parkının okyanusla birleştiği yerdeki buz gölü, Jökulsarlon’dur. Burada gördüğümüz manzaralar film sahnesinden kesitler gibiydi. 18 km2 bir alanı kapsayan ve aynı zamanda bir Glacier gölü olan bu göl İzlanda’nın en mucizevi yerlerinden bir tanesi ve söylenene göre 60 yıl önce oluşmuş. Gölde sürekli yer değiştiren 15-20 metre yükseklikteki buz dağlarını görmek mümkün hatta eğer şanslıysanız fokları bile görebilirsiniz!

Buzul gölünün bir diğer özelliği ise buranın turizme kazandırılarak buz mağarası ve glacier turlarının yapılması. Glacier üzerinde yürüyüş turları ve buz mağarası gezme turları biraz daha ucuz olsaydı yapabilmek çok isterdik fakat özellikle buz mağarası turu için kişi başı minimum 150 euro ödemek gerekiyor. Sadece mart ayı için mi geçerlidir bilmiyoruz ama o günlerde gezilebilecek 2 tane buz mağarası olduğunu söylediler, 3-4 farklı tur şirketi de bu mağaralara turlar düzenliyor. Mağaralardan bir tanesine devasa büyük jeep araçlar ile 45 dakika git, 45 dakika gel ve 30 dakika mağarayı gez şeklinde yapılan turlar minimum 2 saat sürüyor. Diğer mağaraya ise glacier üzerinde hiking yapılarak gidiliyor ve bu şekilde her iki aktiviteyi yapmış oluyorsunuz.

Turların bazıları hakkında bilgi almak için şuraya bakabilirsiniz. Önceden rezervasyon yaparak gelirseniz sıra beklememiş olursunuz bu yüzden kararlıysanız online olarak satın alın.

Konum için tıklayın

Fjallsarlon buzul gölü

Jökulsarlon glacier gölüne 5 dakika uzaklıkta olan Fjallsarlon buzul gölünde ise eğer şanslıysanız iceberg’lerin arasında bot turu yapabiliyorsunuz. Biz oradayken göl tamamen donmuş vaziyette olduğu için bu mümkün değildi. Muhtemelen yaz mevsimlerinde bu imkan oluşuyordur.

Konum için tıklayın

Diamond Beach

Glacier dedik, buz gölü dedik, iceberg dedik fakat eriyip siyah kumlara vuruyor dememiştik. İşte orası bu eşsiz sahil. Jökulsarlon glacier’inin okyanus kıyısı olan ve glacier’İn erimesiyle birlikte okyanusa taşınan minik iceberglerin Atlantik okyanusu dalgalarına kapılıp gitmeden önce siyah kumul plajda birikmesiyle ortaya çıkan bu görsel şölene Diamond Beach denir. Biraz uzun bir cümle oldu kabul ediyoruz fakat bir çok elementi içinde barındırdığı için uzun bir tarifi hak ediyordu.

Mavinin bütün tonlarıyla birlikte en güzel fotoğrafları yakalamanızı diliyoruz.

Konum için tıklayın

Blue Lagoon

Geldik zurnanın yerine göre zırt dediği yer olan İzlanda’nın en popüler noktasına. Biz Blue Lagoon’u son güne bıraktık fakat Keflavik havalimanına indikten hemen sonra da gelmek düşünülebilir. Biz en güzeli en sona bırakalımcılardan olduğumuz için böylesini yaptık. Öncelikle Blue Lagoon’a gelmeden önce erken rezervasyon şart. Hem de bayaaa erken rezervasyon şart. Eğer aylar öncesinden ayarlarsanız 51 Euro’luk Comfort paketi alabilirsiniz. İçinde 1 adet drink var tatlı kıs.

Eğer amaan bişey olmaz derseniz o fiyatlar bir anda 90 Euro + 1 drink dahil şekline dönüşür ve üzülürsünüz. Bu yüzden öncelikle rezervasyon için şuraya konum için de buraya tıklayabilirsiniz.

Bir de şunu belirtelim; bizce sabah erken gelin. Böylece hem kalabalığa daha az yakalanırsınız, hem de sabah erken saat biletleri daha ucuza satılıyor.

Gelelim suyun inanılmaz rengine; bunun için sudaki silica maddesine teşekkür borçluyuz. Aynı zamanda suda yoğun miktarda tuz ile yosun mevcut. Suyun sıcaklığı ise 37 ile 39 derece arasında değişiyor. Girmeden önce ise duş almak gerekiyor ve bu duş esnasında size sunulan saç kremi ile saçlarınızı yıkamanız gerekiyor aksi taktirde suyun yapısı saçların düşmanı olduğu için kafamızı suya sokmamız önerilmiyor. Saçlar için ekstra jöle etkisi yaratıyormuş. Buna ek olarak Comfort paket alınca dağıtılan bir yüz kremi var. Adet yerini bulmasın diyerek biz sürmedik o yüzden yorum yapamıyoruz.

Bu arada hayalleri yıkan bilgiyi veriyoruz. Evet burası aslında insan yapımı bir lagün ve suyun kaynağı hemen yan taraftaki Svartsengi ismindeki jeotermal elektrik santrali. Su da, elektrik üretimindeki türbinlerde kullanılan bir lav akıntısından geliyor. Türbinden geçen su aynı zamanda lagünü besliyor. Zengin mineraller ise yer altından geliyor. Suyun ise ortalama yenilenme süresinin 2 gün olduğu söyleniyor.

İyi haberler ise; istediğiniz kadar havuzda takılabilirsiniz. Mayonuzu getirmeyi unuttuysanız kiralamanız mümkün, yanlış güne rezervasyon yaptıysanız o hakkınızı orada bulunduğunuz güne çevirtebiliyorsunuz kıllık çıkartmıyorlar. Evet bu üçünü de yaptık. Ayrıca içeride şifalı suyu bulup Türk usulü varislerini ovalayan teyzelerden çok daha farklı bir kitle var.

Konum için tıklayın

Reykjavik

İnsan yazarak daha kolay öğrenirmiş derler ya işte bizde Reykjavik yaza yaza sonunda doğrusunu öğrendik fakat hala ona kısaca ‘Rey’ diyoruz. Başkentimiz ülke nüfusunun 3’te 1’ine sahip ve Dünya’nın en güvenli şehirlerinden bir tanesi. Şehir öyle güvenli ve sakin ki burada insanların eğlenme alışkanlıkları var mı bundan bile şüphe ettik. Aradığınızı kolaylıkla bulabileceğiniz kompaktlık seviyesinde olan Rey’deki en hareketli cadde Laugavegur isimli alışveriş caddesi. Buranın paralel caddelerinde ise bir çok bar ve restoran bulunuyor. Şehir merkezi öyle küçük ki muhtemelen lokaller birbirlerinden epey bir sıkılmıştır.

Rey gezilecek yer bakımından da son derece zayıf olduğu için buraya sadece yarım gün ayırmanız yeterli olacaktır. Aşağıdaki iki yeri gezdikten sonra Lighthouse’a gidip günü batırmanız tavsiye edilir. Lighthouse konumu için şuraya bir tık. Eğer şehirde kalıyorsanız burası Kuzey ışıkları için ideal bir nokta.

Hallgrimskirkja Kilisesi

İzlanda’da onca doğa güzelliği ve gerçek üstü bileşen arasında insan eliyle yapılmış yerlere göre bizce pek bir şey yok ama ülkenin simgesi olan bir yapı olduğu için sayın kiliseyi burada ödüllendiriyoruz. 1945 yılında yapılan kilise başkent Reykjavik’in her yerinden görünen ve ülkenin en yüksek yapılarından bir tanesi olma özelliğini taşıyor. İçeri girişler 8 euro ve inanın buna hiç gerek yok.

Konum için tıklayın

Epal Harpa

Biz bu insan eli değme muhabbetine İzlanda’da pek bir tutulduk. %100 insan elinden çıkma en güzel eser olarak Epal Harpa’yı ilan ediyoruz. Burasını bir Konser ve Event Hall gibi düşünebilirsiniz. Binanın ön tarafı volkanik İzlanda’dan etkilenmiş ve bir bahanesi var fakat İçerisinin girift tasarımı için nereden esinlenmişler merak ediyoruz çünkü son dönemde gördüğümüz en güzel tasarıma sahip bina oldu.

Kısa bir tur için öneriyoruz.

Konum için tıklayın

Bütçe

Arkadaşlar İzlanda çok pahalı. Şaka yapmıyoruz öyle böyle değil aşırı pahalı. Bu yüzden hem bütçe ile ilgili hem de İzlanda’da size yardımcı olacak hayati bilgilerle alakalı olarak ayrı bir yazı hazırladık, buradan ulaşabilirsiniz. Buna ek olarak en çok merak edilen şeylerden bir tanesi olan İzlanda’da kuzey ışıkları meselesi ile ilgili de ayrıca bir yazı hazırlıyoruz.

Son olarak yazımızı İzlanda için geliştirdiğimiz özlü bir sözümüzle bitiriyoruz. sahdjshd

İzlanda’yı görmeseydim, bu kadar güzel olacağını hayal dahi edemezdim!

Sevgiler,

 

1 Comment

  1. Yeşim Erdem

    İnanılmaz güzel anlatımınızla ben de gezdim sanki teşekkürler:)

    Reply

Submit a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Pin It on Pinterest

Share This