Granada Gezi Rehberi

Endülüs turumuzun en güzel noktalarından Granada’yı gezmeden önce diğer duraklarımızı da gezdiniz mi? Sevilla gezi rehberi için şuraya, Cordoba gezi rehberi için de buraya tık tık.

Özellikle Cordoba yazımızda bütün detaylarıyla bahsettiğimiz Arap topluluklarının yaklaşık 800 yıl boyunca yönetimi altında kalan Granada, Avrupa’nın aksiyonu bol, görmüş geçirmiş şehirlerinden bir tanesi. 711 yılında Umayyad Halifeliği tarafından fethedilen Endülüs bölgesinde 11.YY’a kadar hakim güç olmuşlar. Yoğun bir Musevi nüfusa sahip olan Granada’daki yönetim gücü, 13.YY başlarında Nasrid ailesine geçmiş ve kurdukları Granada Emirliği altında şehri bir ticaret merkezine dönüştürmüşler ve İspanyol kralı Ferdinand’ın ‘’reconquista’’ (yeniden fethediş) adını verdiği mücadelesine en uzun süre boyunca direnen şehir olarak en sonunda 1492 yılında Granada düşmüş. Diğer Endülüs şehirleri 1236 yılında İspanya kontrolüne geçmiş olmasına rağmen Granada’nın yaklaşık 250 yıl daha ayakta kalmasının gerçekçi sebebi olarak ise İspanya ile yaptığı ticari ve askeri ortaklık anlaşmalarının olduğu söyleniyor.

Granada tarihi boyunca farklı inanışlara sahip insanların bir arada yaşayabildiği türden çok kültürlü bir şehir olmuş. Günümüzde ise bu düzenin halen devam ettiğini görmek açıkçası şaşırtıcı geldi. Şehirde halen kalabalık bir Müslüman mahallesi ile Musevi mahallesi mevcut. Özellikle Müslümanların yaşadığı mahalle olan Albaicin’de gezinirken kendinizi İspanya’da değil de Fas sokaklarında geziyormuş gibi hissedebilirsiniz. Mahallenin pazarına girdiğinizde bizim Mısır Çarşısı tadında bir ortam görüyorsunuz, hele ki konuşulan hakim lisanın Arapça olduğunu fark edince biz bu işin adını zamanda yolculuk koymaya karar verdik. Bu mahallenin ayrıldığı herhangi bir alt sokağa geçtiğinizde ise sanki bambaşka bir İspanya şehrine geçmişsiniz hissiyle birlikte ‘’aslında ben bunun için buraya gelmiştim’’ noktasına gelebilirsiniz shdjsdhk işin şakası bir yana Granada gerçekten beklediğimizin üstünde çok kültürlü bir yer olarak karşımıza çıktı.

Şehrin mimarisi çoğunlukla 19.YY’dan kalma bir görüntü ile Rönesans ve Barok etkilerine sahip fakat genelin haricinde tutacağımız Alhambra Sarayı, Generalife ve Albaicin mahallesi, şehrin aslında ne kadar çeşitli bir mimariye sahip olduğunu gösteriyor. Yukarıda yaptığımız mini zaman yolculuğuna ek olarak 13.YY yapıları olan Alhambra ve Generalife’da gezerken de tarihte yolculuk hissi yürekleri dolduruyor.

İspanya’nın klasik şehir düzeni olan bitişik nizamlı blok binalar ve arabanın dahi giremeyeceği kadar dar sokakların varlığı zaten İspanyol şehirlerine şirinlik katarken bir de Endülüs bölgesine ait saydığımız çok kültürlülükten gelen karakteristik özellikleri görünce her şey çok daha güzel bir hale geliyor. Bütün bunlara ek olarak şehrin kış turizmi de var ve eğer kış turizmcisiyseniz Sierra Nevada isimli kayak merkezinin İspanya’da popüler olduğunu öğrendik, ilgililere duyurulur.

Buraya kadar bizimleyseniz, Granada gezi rehberimiz başlasın ve bu güzel şehre nasıl gidileceğiyle birlikte gezilecek yerlerini anlatalım.

Granada’ya Nasıl Gidilir

Granada’ya İstanbul’dan direkt uçuş bulunmamaktadır, bu yüzden en yakın havaalanı olarak Malaga’yı seçebilirsiniz. Malaga’ya ise THY’nin düzenli seferleri bulunmaktadır. Malaga havalimanından Granada’ya ulaşım için araba kiralayabilir veya havalimanının hemen önünden kalkan otobüsleri kullanabilirsiniz. Araba kiralarsanız yolculuk yaklaşık 3 saat sürüyor. Araba kiralamak için öneri sitemiz ise rentalcars.com olacaktır. En uygun fiyatlı uçak biletini araştırmak için de skyscanner veya turna.com gibi uçak bilet fiyatı karşılaştırma sitelerini kullanabilirsiniz.

Granada’da Nerede Kalınır

Bu konunun bu sefer bizde bir cevabı yok çünkü Granada’da sabahından gecesine bir tam gün geçirdikten sonra Malaga’ya giderek orada kaldık. Eğer Granada’da kalmayı düşünseydik lokasyon olarak yeterince otantik bir ortama sahip olan Müslüman mahallesi Albaicin’de Airbnb tercih ederdik. 1 gün yeterli mi diye sorduğunuzu duyabiliyoruz. Gitmeden önce biletlerinizi alıp buna uygun programınızı yaparak gün ışığından maksimum verimi almayı kovalarsanız yeterli olacaktır.

Granada’da Ulaşım

Biliyorsunuz ki bir şehri keşfetmenin en iyi yolunun yürümek olduğunu söyler dururuz. Bu durum Granada’da sizi istemeseniz de buna mecbur bırakıyor çünkü bir sokaktan geziye başladığınız zaman sürekli bir diğerini merak edip oraya da girmek istiyorsunuz, bu şekilde bir bakmışsınız şehrin gezilecek büyük çoğunluğunu zaten yürüyerek bitirmişsiniz. Genele baktığımızda da hakikaten istisnai bir iki yer dışında gezilecek mekanların hepsi yürüyerek ulaşılabilir durumda. Sokakların güzelliklerinden de bahsettiğimize göre tavsiyemiz yeterince açık : ) Yürüyelim arkadaşlar!

Eğer yürüdük bitap düştük derseniz şehirde otobüs kullanımı yaygın ve tek binişler 1.20 Euro

Granada Gezilecek Yerler

Granada gezilmesi son derece kolay olan şehirlerden bir tanesi çünkü ilk olarak nereye gideceğini çok iyi biliyorsun; Alhambra Sarayı ve Generalife. Önceden rezervasyon yaptığımız Unesco miraslarımızı gezdikten sonra haritayı önünüze koyarak gidilmesi gereken en önemli yerlerden biri olan Albaicin’in konumuna göre yürüyüş turunuz için bir başlangıç noktası belirleyebilirsiniz. Bu yüzden Albaicin’in tepelerinin uzantısında yer alan ve bir gipsy (çingene) mahallesi olan Sacromonte’nin en yüksek noktasına çıkarak önce panaromik açlığımızı giderdik, sonra bolca fotoğraf karesinin ardından aşağıya doğru yürümeye başlayarak şehir merkezine kadar giden en mantıklı güzergahı seçtik ve yol bizi taa Granada Katedrali’nin olduğu bölgeye kadar götürdü. Granada’ya gelmeden bu şekilde bir rotayı öneren olmamıştı fakat kendi mantığımızla kurduğumuz bu rotayı bizce şehir gezi planına ekleyebilirler ve turist haritalarına manşet olabiliriz! Burada güneş gözlüklü emoji geliyor : )

Hem yüksek bir yerden yürümeye başlamanın getirdiği fotoğraf özgürlüğü hem de görülmesi gereken mahallelerin bir çok sokağını keşfedebilmeniz açısından bu şekilde bir tur yapmanızı öneriyoruz. Gelin bu tur boyunca sırasıyla nereleri gezdiğimizi anlatalım.

Alhambra Sarayı

Arkadaşlar Alhambra deyince bu noktada capsli uyarıyoruz. GELMEDEN EN AZ 1 AY ÖNCE MUTLAKA ONLINE REZERVASYON YAPIN. Evet bu çok ciddi bir durum çünkü rezervasyonsuz içeriye girmeniz mümkün değil. Kendinizi kapıya zincirleseniz, üstüne 5 kat para teklif etseniz dahi içeri almıyorlar. Her İspanyol’un içinde bir tutam Alman olduğunu böyle zamanlarda anlıyorsunuz. Diyelim ki üşendiniz veya unuttunuz ve bu yüzden rezervasyon yapmadınız, nasılsa gireriz abi diyerek kapısına dayandınız. Bu noktada size önerdikleri tek alternatif gece turu oluyor ve muhtemelen hakkıyla gezemiyorsunuz. Bu nedenden ötürü Online rezervasyon yapmak için şuraya tık tık.

Uyarımızı yaptık, gelelim Alhambra Sarayı’nın eşsiz detaylarına. Öncelikle mekanımız yeterince turistik. Zaten insanların genellikle şehre geliş sebebini oluşturduğu için burası bu kadar popüler ve önceden rezervasyon son derece önemli. Fakat bizim merak ettiğimiz bir konu var. Arapların bunca yüz yıllar öncesinde şimdiki hallerine göre mimariye ve sanata daha fazla önem verdiklerini görmek çok ironik değil mi? Gösteriş bu kültürde her daim oldu fakat bu bahsettiğimiz durum bambaşka bir ufuk açıyor. O dönemde bir akım ve bir sanat algısı varmış, şu anki gibi eylemsizlik ve hareketsizlik ‘’bkz.inertia’’ yokmuş ve Endülüs İslam sanatı diye bir mevzu varmış.. Alan süslemeleri, su etrafında oluşturulmuş bahçeleri, yeşile verilen önemin vurgulanması, kullanılan duvar motifleri, salonlar, avlular, kemerler ve güneş ışığının yansımasıyla ortaya çıkan daha nice güzellikler.. Mekana karakteristik katan dini öğeler ve yazılar dahi süsleme motiflerinin bir parçası halinde gözükerek mükemmel görseller yaratıyor. İşte bütün bu bakış açısı sayesinde Alhambra ve benzeri Magrip usulünde yapılar eşsiz özellikleriyle ortaya çıkmışlar. O zamandan bu zamana bu bakış açısına dair neler değiştiyse neden sonuç ilişkisiyle birlikte sebeplerini öğrenmek istiyoruz belki bir çözüm üretiriz sahdsnjh

Gelelim sarayın tarihine, burası 890 yılında Roma dönemi surlarının üzerine şu anki halinden çok daha küçük bir kale olarak inşa edilmiş ve son dokunuşları 13.YY’ın ortalarında 1. Muhammed tarafından yaptırılarak bugünkü haline getirilmiş bir saraydır. Tamamı Arap mimari üslubuna göre inşa edilen sarayda göreceğiniz bazı Rönesans dokunuşları 1492 yılında gerçekleşen yeniden fetih sonrasına denk geliyor. Sarayın büyük kısmında sonradan eklenen binalar ve bahçe değişikliklerinin olduğu söyleniyor. Saraydaki hakim renk olan kırmızımsı ton ise aslında orijinal renk değilmiş ve esasen beyaz renkte olması gerektiği söyleniyor.

Bu saray ile ilgili söylenecek çok söz var ama en güzel özeti için Yahya Kemal Beyatlı’nın aşağıdaki sözleriyle alıntı yapalım istedik.

Alhambra’ya basit bir dış kapıdan giriliyor. Girerken hârikulâde bir mekâının içine girileceğinin farkına bile varılmıyor. Girdikten sonra bir alemden başka bir aleme geçmiş, sanki bir rüyanın ortasına düşmüş gibi gözlerimi kapadım ve açtım, öylesine bir hayret içindeydim. Bu şaşkınlık daireden daireye geçtikçe arttı. Nazar değmemiş bir beyazlık içinde, sülüs bir yazı sarmaşığı gülümseyen bir güzellikle bütün duvarları sarmış; nakışın ve oymanın hudutsuz oyunları, tavanların derinliklerine kadar her tarafı örtmüş, ama her taraf yine de bembeyaz görünüyor.

Alhambra sarayı, dönemin Magrip kültürünü ortaya koyan ve o dönemde İspanya’da bulunan en ünlü zanaatkarların birleşerek ortaya çıkarttığı en önemli ve en değerli eser konumunda. Özellikle yeniden fethediş (1492) tarihinden itibaren 20. YY’a kadar geçen zamanda sürekli göz ardı edilerek bütünlüğüne zarar verilen sarayın kıymetini İspanya da son yüz yılda anlamış. Öyle ki zamanında sarayın mülteciler için hapishane olarak bile kullanıldığı olmuş. Günümüzde ise İspanya’nın en fazla turist çeken noktası. Güzelliğini ve zerafetini 1492 öncesi Arap son dönemindeki Endülüs sanatına borçlu olan ve aynı zamanda 9.YY Arap sanatının üzerinde temellenen sarayımızda ilgi alanınıza ve fotoğraf hevesinize göre muhtemelen 3 veya 4 saat vakit harcarsınız. Görmeden dönmeyin!

Açık saatleri: 09.00 – 18.00

Bilet fiyatları çok çeşitli, yukarıda verdiğimiz online rezervasyon linkinden kendinize uyan tipe göre bakmalısınız.

Konum için tıklayın

Generalife

Burası Alhambra’nın devamı olan ve hemen karşısındaki tepede yer alan Nasri Hanedanlığının 14.YY’da yapılan yazlık sarayı’dır. Girişi Alhambra ile aynı kapıdandır. Geniş ve uzun avlusu ile mini labirent tadında bir bahçesi vardır. Avlusu ve bahçesi boyunca uzanan çeşmeleriyle bizce sadece yazlık saray değil aynı zamanda harem vari kullanıldığını düşündüğümüz bir yerdir.

Burası Alhambra sarayı ile aynı seviyede ve bağlantılı olarak yapılmış fakat zaman içerisinde geçirdiği erozyon sebebiyle sanki birbirinden bağımsız iki ayrı alan gibi görülüyor. Arap (Moorish) mimarisine has gösterişli bahçe örneklerinden ayakta kalan en önemli yer olan Generalife aslında bir çok defa elden geçmiş bir yer. Biliyorsunuz ki eskiyi geri kazandırma yöntemlerindeki temel sorun, o dönem kullanılan malzeme ve tekniğin günümüzde aynı şekilde uygulanamamasıdır. Burada da tam olarak bu problem var. Bir de tabi sonradan yapılan çeşme gibi eklemeler var. Eskiden vardı da ona göre mi eklediler bilemiyoruz fakat Moorish tarzına uyması açısından 1951 yılında eklendiğini öğrendik.

Generalife’ı gezmek için hem gündüz hem de gece turları düzenleniyor. Burayı gezmek için de önceden rezervasyon yapmanız şart, aksi taktirde bizim gibi gece turuna muhtaç kalırsınız. 1 saatlik bir turun yeterli olacağı sarayımıza online rezervasyon için tık tık

Sacromonte

Albaicin’in semtlerinden birisi olan Sacromonte, Alhambra sarayını karşıdan gören bir tepenin eteklerinde yer alan çingene mahallesidir ve yukarıda önerdiğimiz gezi turumuzun başlangıç noktasıdır. Sacromonte tepesinde yer alan kaktüslerin yanına giderek en güzel Granada ve profilden Alhambra fotoğrafları için nerede olman gerektiğini artık biliyorsun sevgili Instagrammer!

Müslüman ve Musevi çoğunluğun buraları terk etmesinin ardından kurulan ve 16.YY’dan kalma bir gipsy mahallesi olan Sacromonte, sahip olduğu otantik havasıyla birlikte keşfedilmesi gereken bir yer. Duyduğumuza göre bu mahalle çingenelerine has olan Calo isminde bir dil dahi varmış. İnsanın farklılaştıkça ekstra mutlu olan bir varlık olduğunun kanıtı bu olmalı. Ayrıca mahallede 16.YY’dan kalma mağaradan yapılmış bir çok ev bulunuyor. Bir çoğu ilginç şekilde çok kolay fark edilmiyor. Unesco tarafından korunan bir mahalle olan Sacromonte mutlaka görülmesi gereken bir yer.

Faydalı bir bilgi olarak, Sacromonte’ye ulaştığınızda maps üzerinden çevrenizdeki ‘mirador’ isimli yerlere gidin. İspanyolca anlamı manzara noktasıdır ve en güzel fotoğrafların çekilmesi için belirlenen yerlerdir. Sadece bu bölge için değil her yer için geçerlidir.

Konum için tıklayın

Albaicin (Albayzin)

1984 yılında Unesco Dünya Kültür Mirası listesine alınan Albaicin eski bir Arap mahallesi ve bizce şehrin en ilgi çekici yeridir. Yazının başında da bahsettiğimiz gibi, buradayken kendinizi İspanya değil de Fas veya benzeri bir ülkede hissetmeniz çok olası. Tam bir orta çağ Arap mahallesi olan Albaicin o eski otantik yapısını koruyarak günümüze kadar aynı şekilde ulaşmış ve halen mahallede hakim nüfusu Arap kökenliler oluşturuyor. Bir çok katedrale karşın camii de görebileceğiniz Albaicin mahallesinde Arap usulü şehir planlamasını yansıtan dar sokaklardan çokça var ve genelde bir sokağa girdiğinizde sonunun nereye çıktığını kestiremiyorsunuz. Sacromonte yamaçlarında başladığımız yürüyüş turumuza Albaicin içinden geçerek devam etmiştik ve keyifli bir tur olmuştu, size de aynı rotayı tavsiye ediyoruz. Yol boyunca solunuzdaki tepede kalacak Alhambra’yı baz alarak Albaicin camisinin bulunduğu yere kadar gidin. İşte orası daha da güzel Alhambra fotoğraflarını yakalayabileceğin yerdir Instagrammer!

Fotoğrafın çekildiği yer olan bu minik meydanın ismi ise Mirador de San Nicolas

Konum için tıklayın

Albayzin’e tarihte ilk olarak Romalılar yerleşiyor, sonrasında Araplar çöküyor ve bu etki ile birlikte mahallenin günümüzdeki ismi ortaya çıkıyor. Söylenene göre Arapça anlamı ‘avcıların mahallesi’ imiş. Bir diğer ismiyle Albayzin, aynı zamanda Realejo isminde bir Yahudi mahallesine de sahip.

Mahallenin bizce en ilginç bölümü ise La Caldereria sokağı. Bu sokağa gelen kimse o an kendisini İspanya’da hissetmesi mümkün değil. Bu farklı deneyim için mutlaka burada bir tur atın ve paralel sokaklarına göz atın. İspanya’nın göbeğinde ücretsiz olarak zamanda yolculuk sunuluyor! Bir sokak buram buram Fas veya Tunus kokarken iki sokak paraleline geçerek tekrar Granada’ya giriş yapıyorsunuz. Sokakta kına yaptıran mı dersiniz, nargile içen mi veya tespih işleyenden fal bakana kadar her türlü bizim komşu kültüre yakın öğeyi görmek mevcut. Biraz Mısır çarşısı biraz da Kapalı çarşının küçük çaptaki ortaya karışık Arap versiyonu diyebiliriz. Zamanında burası şehirdeki ticaretin merkeziymiş ve ipek, altın gibi ürünler hep burada ve Alcaiceria’da el değiştirirmiş.

Caldereria Konumu için tıklayın

Alcaiceria da La Caldereria’nın paralel sokaklarından birinde yer alıyor. 15.YY’dan kalma bu Pazar yeri hergün saat 10.00 – 21.00 arasında açık. Konumu için tıklayın

Royal Chapel of Granada

Granada Katedralinin hemen yanında yer alan Granada Şapeli, Gotik mimari tarzıyla inşa edilmiş bir yapı. Arapları şehirden gönderen hamleyi yapan kral Ferdinand’nin mezarı da burada ve bu yüzden 16.YY’dan kalma bu bina Kraliyet Şapeli olarak adlandırılıyor.

Şapelin hemen önünde bir Pazar yeri ve Arapların döneminden kalma bir medrese var.

Konum için tıklayın

Madrasah of Granada

Cordoba ve Granada’daki Arap medeniyetinin, o dönemin ileri medeniyeti olduğundan bahsetmiştik. Bu medrese de Granada’daki ilk üniversitedir ve 1349 yılında açılmıştır. Bu özelliğine ek olarak Nasrid döneminden bu bölgede ayakta kalan en önemli yapıdır. O dönemde burası Üniversite, Granada Katedrali ise Camiymiş. Medrese o dönemin en önemli kütüphanelerinden birine sahipken reconquista etkisiyle başlayan dini hoşgörüsüzlük sayesinde Avrupa’da çıkartılan en büyük yangınlardan birisine maruz kalarak büyük çoğunluğunu yitirmiş. Bu olayın ardından ve İspanyolların geri gelmesiyle burası şehrin yönetim binası olarak kullanılmaya başlanmış. Bu kullanım ve reconquista etkisiyle Arap izleri yavaş yavaş silinerek 1722 yılına kadar Barok bir yapı kazandırılmış. Bu yüzden Nasrid zamanından geriye sağlam kalmış yer olarak sadece mabet ile mihrap görülüyor. Burasının da sağlam kalması tamamen tesadüf çünkü medrese yakıp yıkılırken mabet fark edilmiyor ve 19.YY’da varlığı ortaya çıkıyor.

Günümüzde ise Granada Üniversitesinin bir parçası olarak kullanılan Medresede güzel sanatlar fakültesi bulunuyor. Yapının bembeyaz mermerlerden oluşan bir diğer kısmı ise Arkeoloji müzesi olarak kullanılıyor.

Medreseyi gezmek isterseniz giriş ücreti 2 Euro ve 10.30 ile 19.00 arası tura açık.

Medresenin Araplardan kalma iç mimarisi, Alhambra ve diğer Magrip yapılarında alışık olduğumuz türden.

Konum için tıklayın

Cathedral of Granada

Şehirde dolaşırken karşınıza çıkan herhangi bir katedralin eskiden camii olduğunu biliyor muydunuz? Granada Katedrali de bu şehrin en büyük katedral camilerinden. Fakat eskiden camii olduğunu anlamak pek mümkün değil zira tamamen değiştirilmiş bir yapı. Tahmin edersiniz ki İspanya Rönesansı Güney İspanya’da 16.YY itibariyle başlıyor. Burası da 1526 yılında camiden katedrale çevrilmiş barok bir yapı olup günümüzdeki haline gelmesi için tam 181 yıl geçmiş. Güzel bir meydanda ve şehrin tam olarak merkez noktasında bulunan Katedrale ulaştığımızda o ara bir düğün yapıldığı için o süslü haliyle gözümüze pek hoş gelmişti.

Konum için tıklayın

Corral del Carbon

Nasrid hükümdarlığı döneminden günümüze bozulmadan gelmiş az sayıda yapıdan bir tanesi de burası. 14.YY’dan kalma bir depo ve aynı zamanda tüccarların dinlenme yeri olarak kullanılan Corral del Carbon isimli bu alan şehrin tam olarak merkezinde, Alcaiceria’nın yan tarafında yer alıyor. Kullanılma amacı itibariyle günümüze dek ayakta kalan İspanya’daki tek yapı olmak gibi bir özelliği var. O dönemlerde bu tip yerlere Alhondiga deniliyormuş.

Günümüzde ise bir müzik merkezi gibi kullanılarak bir çok müzik aktivitesi burada yapılıyor. Giriş saatleri ise 09.00 – 19.00 arasında ziyaret edilebilen mekanı yürüyüş turunuza dahil edip şöyle bir göz atabilirsiniz.

Konum için tıklayın

Granada Charterhouse

İspanyol Barok’una merakınız varsa bu manastır ülkenin bu tarzdaki en güzel örneği. 1506 yılında yapımına başlanan ve tamamlanması yaklaşık 300 yıl süren bu yapının özellikle iç mekanında inanılmaz detaylar görüyorsunuz. Alışık olduğumuz süslü katedrallerin bir yenisi daha diyebiliriz fakat Barok merakınız varsa gelip kısa bir tur yapabilirsiniz.

Giriş ücreti 5 Euro olan manastırımız sabah 10 akşam 8 arası ziyarete açık.

Konum için tıklayın

San Jeronimo Monastery

Evet Manastırlardan gidiyoruz. Endülüs yazı dizimizin 3. kısmındayız evet eğleniyor muyuz? Ayrıca biliyorsunuz ki İspanyol Kralı bu toprakları tekrar geri kazandığında ilk işi Hristiyanlaştırma hareketlerine başlamak olmuş. Bu amaç uğrunda ilk inşa edilen yapı da bu manastır olmuş.

Giriş ücreti 4 Euro olan manastırın giriş saatleri 10.00 – 19.30 arasında.

Eğer ekstra vaktiniz varsa uğrayabilirsiniz, aksi taktirde zaten şu ana kadar gezdikleriniz yeterince doyurucu olmuştur.

Konum için tıklayın

Hammam al Andalus Granada

Hamamcıyız, severiz, sevmeyen pek yoktur diye düşünüyoruz. Hamamın atmosferi de önemlidir derseniz o zaman buraya kadar gelmişken buyurun keseler şu taraftan. Erken rezervasyon önerilir, fiyatlar bol öpücüklüdür fakat gelmişken dead skin atılır. Bilgi için tık tık

Konum için tıklayın

Plaza Nueva

Adet yerini bulsuncu olduğumuz için bir İspanya blog yazısını meydan önerisi vermeden bitirirsek eksik kalırdı. Plaza Nueva şehirdeki 162. meydandan bir tanesi fakat en gözdesi. La Caldereria’dan sonra şöyle bir bakıp daha önce hiç meydan görmemişçesine bir göz atabilirsiniz. Biraz enine doğru genişçedir, sanmayın ki farklıdır, her yerdeki meydanlardan biridir.

Konum için tıklayın

Bütçe

İspanya diğer Avrupa ülkelerine göre her daim daha ucuz olmuştur. Granada’yı da bütçe dostu şehirlerden biri olarak hatırlayacağız. Tabii eğer hamama gitmezseniz sdhsjdh

Zaruri harcamalar için konuşursak, konaklama için ödeyeceğiniz para Türkiye’deki bir motele ödediğiniz paradan daha az veya aynı seviyesinde olacaktır. Bir akşam yemeği için ödediğiniz para Türkiye’deki bir balık veya kebap restoranına ödediğiniz paradan daha az tutacaktır. Günlük ihtiyaçlar için de aynısını söylersek pahalı olarak geriye kalan tek şeyin su olduğunun altını çizelim. Bu kelimeleri yazarken Euro 6.05 ve bir suya o parayı vermek insana epey koyuyor fakat diğer bütün harcamalar bu büyük çarpana rağmen Türkiye’deki herhangi bir tatilden daha ucuza veya kafa kafaya geliyor. Gezip gördüğünüz ve deneyimlediğiniz yenilikler ile tarih bilgisi de cebinize kar kalıyor. Ekstra harcama olarak gezilecek yerlere verilen giriş ücretleri yüksek kalsa dahi bunun da çözümü bu gezileri eğer mümkünse Pazartesi günü yapmak, böylece girişler ya ücretsiz ya da ücretsize yakın oluyor.

Kısaca kişi başı yapılacak harcamalara ortalama örnekler verirsek;

Kahve: 1 – 1.5 Euro

Bira: 1 – 3 Euro

Sangria: 3 Euro

Su: 60 cent market fiyatı, restoran fiyatı 1 Euro

Güzel bir akşam yemeği: 18 Euro

Ortalama bir akşam yemeği: 10 Euro

Ucuz bir akşam yemeği de mümkün! 7 Euro

Bu harcamaların çok üstünde sürpriz ile karşılamazsınız. Eğer tutup da Michelin yıldızlı restorana giderseniz ona bir şey diyemeyiz.

Biz İspanya aşıkları olarak tahmin edersiniz ki Granada’yı da diğerleri gibi çok sevdik, özellikle Alhambra ve Albaicin’de gezmeye ve fotoğraf çekmeye doyamadık! Gideceklere tavsiyemiz şudur ki bizim yaptığımızı yapmayın ve gelmişken 1 gece kalın.

Sevgiler!

Bilinmesi Gerekenler

* İspanya’ya gelebilmek için Schengen vizesi almanız gerekmektedir. Vize için şu adresten randevu alabilirsiniz. İspanya vizesi

*İspanya’da geçerli para birimi Euro’dur.

*Madrid, İspanya’nın başkentidir.

*Granda’nın Arapça ismi Gırnata’dır.

*Granada’ya ve hatta Endülüs’e gitmeden önce mutlaka hava durumunu göz önünde bulundurun. Çünkü yazları ortalama sıcaklık 40 derece olduğu için erime garantisi var. Öneri olarak ilkbahar veya sonbaharı tavsiye ediyoruz.

*Nasrid Hükümdarlığındaki Granada Emirliğinde o dönemde 137 adet cami bulunuyormuş.

* 1232 yılında kurulan Granada Emirliği, İberya yarımadasında kurulan en uzun ömürlü ve son bağımsız İslam Devletidir. Diğerlerinden daha uzun süre ayakta kalmasının temel doğal sebebi olarak Sierra Dağları’nın gördüğü bariyer görevi gösteriliyor.

*Alhambra, Generalife, Albaicin UNESCO Dünya Kültür Mirasi listesinde yer almaktadır.

*Alhambra Sarayı, İspanya’nın 12 hazinesi listesinde yer almaktadır.

*Granada’ya gelmeden önce hava sıcaklığı ortalamasını mutlaka kontrol edin ve mümkünse yazın gelmek yerine ilkbahar veya sonbahar dönemini tercih edin. Yazları ortalama sıcaklık 40 derece seviyelerine çıkabiliyor.

* İspanya’dayken Google maps üzerinden çevrenizdeki ‘mirador’ isimli yerlere gidin. İspanyolca anlamı manzara noktasıdır ve en güzel fotoğrafların çekilmesi için belirlenen yerlerdir. Sadece bu şehir için değil her yer için geçerlidir.

Temel İspanyolca Kelimeler

  • Si – Evet
  • No – Hayır
  • Buenos Dias – Günaydın
  • Buenas Tardes – Tünaydın
  • Buenas Noches – İyi akşamlar
  • Mucho Gusto – Memnun oldum.
  • Adios – Hoşçakal
  • Como esta? – Nasılsın
  • Gracias – Teşekkürler
  • De Nada – Bir şey değil
  • Disculpe – Pardon!
  • Socorro! – Yardım!
  • Por Favor – Lütfen
  • No entiendo – Anlamıyorum
  • Cuanto cuesta? – Bunun fiyatı kadar?
  • La cuenta por favor – Hesap lütfen
  • Que es esto? – Bu nedir?
  • Donde esta el bano? – Tuvalet nerede?
  • Puedo fumar? – Sigara içebilir miyim?
  • De donde viene usted? – Nereden geliyorsunuz?
  • Que hora es? – Saat kaç?
  • Que me recomienda para comer? – Yemek için ne tavsiye edersiniz?
  • Como puedo ir a …. ? – ….. nasıl gidebilirim?

2 Comments

  1. Seda

    Hep çok güzel detaylar çok aydınlatıcı ve okunası yazıyorsunuz teşekkürler

    Reply
    • Yol Kure

      Çok teşekkür ederiz :)

      Reply

Submit a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Pin It on Pinterest

Share This