Gökçeada Gezi Rehberi

Gökçeada, eski adıyla ‘İmroz’ için, mecazi anlamda Güneş’in batmadığı yer desek sanırım teşbihte hata olmaz. Uzunca bir tarihe sahip olan Gökçeada’nın ismi Homeros’un İlyada destanında İmroz olarak geçmekte olup meşhur deniz tanrımız Poseidon’un adası olarak yer verilir. Günümüzde ise 20. YY’da ismi Gökçeada olarak değiştirilen adamız, ülkemizin en batı noktasıdır ve aynı zamanda 95 km. uzunluğundaki kıyı şeridiyle sahip olduğumuz en büyük ada unvanını taşımaktadır. Sakinliği, doğal güzellikleri ve huzurlu ortamı sayesinde ise bir Cittaslow (sakin şehir) adası olarak kabul edilen Gökçeada’ya bu niteliğin verilmesinin arkasında gerçekten bir sakinlik ve huzur yatıyor. Gerek yerli halkı gerekse karaya ayak bastığınız anda size bunu hissettiren o büyülü yapısı sayesinde kafa dinleme tatili arayan bizim gibi Ege sevdalıları için çok güzel bir tatil fırsatı sunuyor. Gökçeada’nın artılarını listeleyerek buraları kalabalıklaştırmıyoruz fakat söylemeden geçemeyeceğimiz bir çok pozitif yanları bulunuyor.

Gökçeada, gerek su sporları konusunda gerekse gastronomi konusunda çokça başarılı ve gelişmiş bir ada. Kite surf, Wind surf gibi aktivitelerin merkezi olmasının yanı sıra Türkiye’nin ilk ve tek Milli Sualtı Parkı’na ev sahipliği yapan adamızda dalış imkanları oldukça geniş. Özellikle rüzgarın da cittaslow kıvamında olmaya karar verdiği sakin günlerde eşsiz bir dalış tecrübesi edineceğinizi garanti ediyoruz. Gastronomik olarak övmemizin sebebi ise adadaki güzel restoranların yanı sıra organik mutfağı eşliğinde oluşturulan yerel lezzetler ve tatlıları. Adada yerleşik olarak yaşayan Rumların da katkısıyla ortaya çıkan bu güzel lezzetleri yazının devamında sıralayacağız, eğer ki denemeden dönerseniz adaya gitmiş sayılmazsınız.

Gökçeada’ya Nasıl Gidilir?

Gökçeada’ya en kolay ve mantıklı olarak özel araba ile gidilir. İstanbul’dan yola çıkanlar için 4.5 saatlik bir yolculuk sonrası Gelibolu’nun Kabatepe mevkisine ulaşıp buradan Gestaş’ın feribotlarına binersiniz. Otobüs ile gitmeyi düşünürseniz bu muhtemelen Gelibolu’ya kadar yapabileceğiniz bir hareket olacaktır zira ne Kabatepe’de ne de Gökçeada’da herhangi bir otobüs firmasına dair işaret göremedik. Ada içi ulaşımı da sorunsuz yapmak adına bizim önerimiz kendi aracınızla gelmenizden yana olur. Önereceğimiz gezilecek yerlerin de bir çoğuna giderken toplu taşıma imkanı olmayacaktır ve ada içi mesafeler uzun olduğu için yazın sıcağında toplu taşıma çok eğlenceli olmayabilir.

Feribot biletlerine gelirsek, biletleri Gestaş’ın sitesinden buraya tıklayarak satın alabilirsiniz. Seyahat tarihinden 6 gün öncesinde biletleri satışa açtıkları için bunu hesap etmeniz gerekiyor. Dönüş bileti için de yine erkenden davranmakta fayda var aksi taktirde yer kalmama durumu olabiliyor. Feribot yolculuğu ise yaklaşık 1 saat 45 dakika sürüyor.

Gökçeada’da Nerede Kalınır?

Ada’da lokasyon bazında seçim yapmak gerekiyor çünkü bazı köyler arası mesafeler pek kısa sayılmaz. Tesis olarak ise pansiyon, butik otel, çiftlik evi gibi bir çok konaklama imkanı bulunuyor. Bunların arasında biz butik otel konaklaması tercih ederek Aliş Butik otelde kaldık. Biliyorsunuz ki memnun kaldığımız yerlerin isimlerini mutlaka veririz, bu otel de onlardan bir tanesi oldu ve fiyat performans açısından yüzleri güldürdü. Adada bulunan tesislere bakmak için booking.com’u veya sevgili Google’ı kullanabilirsiniz. Konaklama fiyatları komşu adamız olan Bozcaada’ya kıyasla daha uygun.

Lokasyon olarak bir öneride bulunmak gerekirse Bademli veya Kaleköy bölgesini tercih edebilirsiniz. Birbirine yürüme mesafesi kadar yakın olan bu iki köy diğer yapılması gereken aktivitelere de yakın olduğu için buraları öneriyoruz. Ayrıca en fazla tesis de Bademli ve Kaleköy’de bulunur.

Alttaki fotoğraf ise Adanın en güzel tesislerinden Cugura organik evine ait. Gökçeada için hazırlayacağımız yeme içme rehberinde buraya ve diğer lezzetlere değineceğiz.

Gökçeada’da Ulaşım

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, ada içi ulaşımı sorunsuz yapabilmek adına kendi aracınızla gitmenizi öneriyoruz. Ada merkezinden köylere minibüsler kalkıyor fakat minibüslerin gitmediği yerlere ulaşabilmek ve adayı tam anlamıyla keşfedebilmek açısından önerimiz bu yönde. Toplu taşıma kullanmadığımız için fiyatlar hakkında bilgimiz yok fakat uygun olduğunu duyduk.

Gökçeada Gezilecek Yerler

Ada’ya ilk geldiğinizde Kuzu Limanına yanaştıktan sonra muhtemelen biz nereye geldik diyeceksiniz. Çünkü bolca rüzgar alan adamız, bir diğer komşusu olan Bozcaada kadar olmasa da en az orası kadar Boz bir ada ve limanı pek bir şey vadetmiyor. Anca Limandan merkeze gelince adada hayatın başladığını göreceksiniz. Deniziyle kumuyla rüzgarıyla blrlikte ne var ne yok aşağıda detaylı bir şekilde sıraladık.

Tepeköy

Adından da anlaşılacağı üzere adanın bir tepesinin üzerine kurulu olan Tepeköy bir Rum köyü olup sıra sıra dizilmiş tavernalarıyla birlikte bizce adanın en eğlenceli yerlerinden bir tanesi. Yolu biraz uçurumlu ve dönemeçli olan Tepeköy’de, Rumlar tarafından işletilen, adanın en eski tavernaları yer alıyor. Ayrıca sokaklarını da dolaşması pek keyifli ve köy meydanında da bir çok etkinlik yapılıyor. Tepeköy aslında adanın diğer köylerinde olduğu gibi boşalan Rum köylerinin başında geliyordu fakat günümüzde yumuşayan ilişkiler nedeniyle az da olsa terse göç almaya başlamış ve Rum’lar geri gelmeye başlamış. Bu geri gelişlerle birlikte burada da taverna vb. gibi yerlerin sayısı artmaya başlayarak köye yeniden hareket kazandırmış. Bu köy için de yeme-içme konusunda ‘‘Angelika’’, ‘‘Son Vapur’’ ve ‘’Barba Yorgo’’ tavernası gibi önerilerimiz olacak ve Gökçeada yeme içme rehberimizde paylaşacağız.

Konum için tıklayın

Zeytinliköy

İsmi ‘’Zeytinliköy’’ olan bir yerin bu ismi tabii ki de zeytin ağaçlarından gelmektedir. Çok ama çok şirin, minik bir Rum köyü olan Zeytinliköy günümüzde Ada’nın çoğunluk Rum nüfusunu oluşturmaktadır. Köye girişte aracınızı park edip sokaklarında keşfe çıkın. Sokaklarda yürürken kendinizi Yunanistan’daymış gibi hissedeceksiniz. Rum mimarisiyle yapılmış taş evleri, Yunan müziklerinin sokaklara taştığı sevimli kafeleri ve çiçeklerle bezenmiş sokaklarıyla Rum mahalle kültürünü yansıtan bu şirin köyde dolaşırken çok keyif alacaksınız. Rum tarifleriyle yapılan enfes tatlıları denemeden ayrılmayın.

Zeytinliköy’de bulabileceğiniz (dibek kahvesi, sakızlı muhallebi, keçi sütüyle dondurma, Barba Hristo tatlıları) gibi konular için ayrıca laflar hazırlıyoruz.

Konum için tıklayın

Kaleköy

Burası adanın bir diğer önemli yerleşim yeri ve deniz kenarında yer alıyor. Burada bir çok balık restoranı bulunuyor fakat Kaleköy’ün adını, Poseidon restaurant ve çevresi sebebiyle hiçbir zaman unutamayacaksınız. Bizim için adanın sembol noktası oldu. Gökçeada’ya gidince yapılması gereken ilk şey bu restoran veya çevresinde güneşi batırmak. Biraz fazla popüler olduğu için buraya gittiğiniz zaman güneşi alkışlar eşliğinde batırmanız olası olsa da buna değer. İsterseniz restorana oturup akşam yemeği eşliğinde, isterseniz boş bir alana sandalyenizi atarak, tercih sizin.

Konum için tıklayın

Bademli

Bademli ikiye ayrılıyor ve yeni bademli ile eski bademli olarak iki bölümden oluşuyor. Burası adanın 2. Merkezi diyebiliriz. Hem bir çok konaklama noktası burada bulunuyor hem de ihtiyaçlarınızı karşılamak için market vs. merkezden sonra en çok burada yer alıyor.

Konum için tıklayın

Marmaros Şelalesi

Bir adada şelalenin olması ne garip değil mi? Gökçeada’nın doğal güzelliklerinin arasında bir bu eksikti dedirten şelale bile var! Fakat bu şelaleyi aktif halde görmek için en geç yaz başında gelmek gerekiyor çünkü yazın ortasında çoğunlukla kuruyormuş. Ağustos sonu geldiğimiz için görme şansımız olmadı fakat daha erken gelenler için bu bilgiyi yine de paylaşalım istedik. Biz göremedik siz görün efenim.

Konum için tıklayın

Uğurlu

Türkiye’nin en batı noktasındaki köyümüz Uğurlu köyüdür. En batı dedikçe her şeyin en batısını listelemek farz olduğu için en batıdaki burunun ismi ise inceburun’dur. Gökçeada’ya geldiğinizde İnceburun’a gelip bir de gün batımını burada izlemeniz gerekiyor.

Konum için tıklayın

Şirinköy

Bulgar göçmeni Türkler için kurulmuş olan şirinköy adı gibi şirin ve ufak bir köy. Özellikle Gizli Limana yakın olmak isteyenler konaklamasını burada yapabilir.

Dereköy

Cumhuriyet’in ilk yıllarında, ağırlıklı Rum nüfusu ile Türkiye’nin en büyük köyü olan fakat sonrasında verdiği göç nedeniyle şu an belki de en küçük köyü olan Dereköy’e geçerken uğrayabilirsiniz. Nereden nereye dedirten cinste bir yer. Dereköy’de geriye kalan hatıralardan hala ayakta duranı ise Osmanlı dönemi çamaşırhanesi ve yıkık Rum evleri. Birkaç fotoğraf ve eskinin izlerini görmek için burada bir mola verebilirsiniz.

Konum için tıklayın

Gökçeada Plajları

Adada tahmin edeceğiniz üzere bir çok plaj bulunuyor sjhdsjh

Bunları aşağıda listeliyoruz fakat adanın güzelliğini en iyi anlama yolu aslında tekne turu yapmak. Sonuç olarak arabayla gidilemeyecek koylar ve kayalıklar var. Bunların arasında da en güzeli Peynir kayalıkları fakat tek sıkıntı yine rüzgar çünkü rüzgarın çok olduğu günlerde tekneler çıkamıyor. Önden bilgi alıp tekne turu ayarlamak için konaklamanızı yaptığınız yerdeki kişiler ile görüşmenizde fayda var.

Ada hemen her daim rüzgarlı oluyor ve girilecek denizi seçerken rüzgarın durumunu hesaba katmanız gerekiyor. Tabii ki adanın güneyinde de rüzgar almayan ve çoğu zaman esintinin uğramadığı koyları var fakat kuzeyde kalan da epey güzel yerler mevcut. Tam olarak bu noktada, adaya gittiğiniz zaman rüzgarı koklamalı ve poyraza mı lodosa mı denk geldiniz buna bakıp ona göre seçiminizi yapmalısınız. Size yardımcı olmak adına aşağıdaki Gökçeada’da denize girilecek yerler listemizi ikiye ayırdık.

Rüzgarlı olan Plajlar

Yıldız Koyu

Burası Kaleköy’den yaklaşık 1 km uzaklıkta olan bir koydur ve Türkiye’nin ilk ve tek su altı milli parkı tam olarak buradadır. Su altı efsanedir fakat Poyraz esmesini beklemeniz gerekir çünkü adanın kuzeyinde yer aldığı için çoğunlukla deniz dalgalıdır. Eğer şanslıysanız ve dalgasız bir güne denk gelirseniz ise mutlaka gözlüğünüzle paletinizle gelin, sudan çıkmak istemeyeceğinizi garanti ediyoruz. Ve işte o gün mutlaka bu koyda dalış yapmalısınız. Koyda dalış için tesis, konaklama için kamp alanı ve bir adet de kafe bulunmaktadır. Ayrıca geldiğiniz zaman mutlaka kayalık kısmına çıkın ve suyun aşındırmasıyla oluşan doğal güzellikleri gözlerinizle görmeden dönmeyin.

Koyun isminin Yıldız olmasının sebebi ise burasının gündüz deniziyle meşhur olması kadar akşam da yıldız seyir keyfinin harika olmasından gelir. Mutlaka bir de gece gidip yıldızları seyredin.

Konum için tıklayın

Kefaloz (Aydıncık Plajı)

Adamız için surf’ün başkenti demiştik, eğer vaktiniz varsa ve Wind surf ile Kite surf öğrenmek istiyorsanız doğru yerdesiniz demektir. Her daim rüzgarlı olan Aydıncık Plajında bir çok surf eğitim merkezi bulunuyor ve yaklaşık 1 km uzunluğundaki sahil şeridi de kumlu biz deniz sunuyor. Surf okullarında eğitim alabilir ve surf malzemelerini kiralayabilirsiniz. Fakat bu aktivite için geniş vakit lazım çünkü eğitimler 4-5 saat sürebildiği gibi 2-3 gün de sürebiliyor, dahası bağımlılık yapabiliyor ve sizi Gökçeada’ya da bağlayabiliyor :)

Adadaki bir diğer popüler ama bizce biraz garip olan bir aktivite de bu sahilin hemen iç tarafında bulunan tuz gölünün çamuru. İnsanlar buraya gidip zift kokan çamura bulanıyorlar ve bunun şifalı olduğu düşünülüyor. Sonrasında ise çamurdan kurtulmanın yolu sadece denize girmek değil aynı zamanda keselenmek. Biz önermiyoruz fakat tercih sizin.

Konum için tıklayın

Laz Koyu

Gökçeada zamanında Karadeniz’den çok fazla göç almış ve bu yüzden hakim Türk nüfusunun çoğunluğu için Laz oldukları söyleniyor. Burasının ismi de bu yüzden Laz koyu olmuş. Denizi taşlık ama güzel bir koydur ve sahilinde laz bir amca tarafından işletilen bir tesis bulunur.

Konum için tıklayın

Rüzgarsız olan Plajlar

Uğurlu Plajı

Uğurlu köyünde bulunan Uğurlu plajı denize girmek için biraz uzak fakat güzel bir noktadır. Çoğunlukla adanın muhafazakar kesiminin tercih ettiği bir plajdır.

Konum için tıklayın

Gizli Liman

Türkiye’nin en batısından denize girmek ve yine burada gün batımını izlemek isterseniz Gizli Liman’a geliyorsunuz. Buranın denizi de güzel ve uzunca bir sahili var, istediğiniz yere sandalyenizi atıp denize girebilirsiniz. Günbatımını izlemek için de sahilin en sonuna gidip tepeye doğru yaklaşık 5 dakika boyunca yürüyerek vardığınız yerden gün batımını izleyebilirsiniz.

Konum için tıklayın

Kısa Kısa

*Yeterince yüzüp gezdiysek bütün bunlara ek olarak adada bir Kent müzesi ile Zeytincilik ile Zeytinyağı müzesi bulunuyor.

*Gökçeada’ya, eğer denk getirebilirseniz 14-16 Ağustos tarihlerinde gitmelisiniz. Bu tarihlerde Rumlar tarafınca yapılan Meryem Ana Panayırı ile ye iç tabak kır tadında fedon vari eğlenceler döndüğünü duyduk.

Bütçe

Gökçeada kesinlikle bütçe dostu bir tatil noktası. Hem konaklama hem de yeme içme ve denize girme konularında bir çok tatil bölgesine kıyasla çok daha ekonomik kalıyor. Öncelikle bizim ayar olduğumuz ve yurt dışında tatil yapma sebebimiz olan denize girerken para ödeme muhabbetini burada yaşamıyorsunuz. Gidin istediğiniz yerde denize girin maksimum 5-10 lira şezlong parası veriyorsunuz.

Restoranlar ise; İstanbul’dan gelenlerin bizimle hemfikir olacağına emin olarak söylüyoruz ki daha uygun ve çok daha kaliteli. Konaklama da bayram dönemleri ekstra yüksek olsa dahi bir Bozcaada kadar yüksek değil.

Doğasıyla, yerel lezzetleriyle, ekonomik olması sebebiyle, kolay ulaşılabilirliğiyle ve farklılık katan Türk-Rum havasıyla biz Gökçeada’yı çok sevdik! Bundan böyle her yaz geleceğiz ve bu sefer 3 gün yerine 4 veya 5 gün kalacağız.

Sevgiler :)

Bilinmesi Gerekenler

*Gökçeada, komşusu Bozcaada ile birlikte Çanakkale’ye bağlı bir adadır.

*Adanın en yüksek noktası olan Doruk tepesi 673 m. yüksekliktedir.

*Gökçeada’da 4 adet gölet ve 1 adet baraj gölü bulunmaktadır.

*Ortodoks aleminin ruhani lideri olan Bartholomeos Zeytinliköy’de doğmuştur.

*Mübadele öncesinde adanın toplam nüfusunun %95’i kadar olan Rum nüfusu şu anda toplam nüfusun %5’ini oluşturuyor

*Ada’nın bir yerlisinden aldığımız bilgiye göre Rum nüfusunu adadan göndermek için 1960-70’li yılların ortasında adada bulunan hapishanedeki mahkumları Rumlara zarar versinler diye dışarıya salarlarmış. Bu dönemden sonra Rum nüfusu kayda değer şekilde azalma göstermiş. Berbat bir trajedi olarak hatırlayacağız..

*Ada’dan ayrılmadan mutlaka merkezde yer alan Efi Badem pastanesine uğrayarak Efi Badem kurabiyesinden satın alın. Sadece bu da değil, bal kabaklı dondurmasının tadına bakıp taze karadut suyundan için.

*Yine merkezde bulabileceğiniz yerel ürünler olarak damla sakızlı ve kavunlu Türk kahvesi ile zeytinyağı kolonyası alabilirsiniz.

* Adamız yeterince büyük olduğu için zaman zaman Kuzeyi ile Güneyi arasında sıcaklık farklılıkları da hissedebiliyorsunuz. Bu yüzden akşamları üstünüze kalın bir şey alın.

2 Comments

  1. Çiğdem

    Yazınızda yine çok güzel detaylar var…insanın soğuk fln demeden hemen gidesi geliyor teşekkürler…

    Reply
  2. Ferhat

    Sizi ve gezilerinizi ailece zevkle takip ediyoruz devam gençler…

    Reply

Submit a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Pin It on Pinterest

Share This