Atina

Atina Gezi Rehberi

Atina’ya gezi planı yapmadan önce muhtemelen bizi seviyorlar mı veya biz onları gerçekten seviyor muyuz ki bu ülkeye gidiyoruz diye sorular silsilesinden geçiyorsunuzdur. Gerek yok! Yeni jenerasyonla birlikte bu sorular geride kaldı ve bunları aşıp bu güzel ülkenin keyfine varalım. Atina seyahatimiz boyunca tanıştığımız insanlardan aldığımız olumlu enerjiye dayanarak bunu söylüyoruz. Bu gezi bize çok güzel bir şeyi öğretti, aslında ne kadar iç içe yaşadığımızın ve ne kadar fazla ortak değeri paylaştığımızın farkına varmış olduk. Alışkanlıklarımızdan yeme içme kültürümüze ve yaptığımız müziğe kadar bir çok ortak değere sahibiz. Bu dediklerimizi Yunan insanıyla tanıştıktan sonra paylaşacağınız bir akşam yemeği masasında daha iyi anlayacaksınız. Bu kadar ara buluculuk şimdilik yeter. Buyurun size Atina gezi rehberi;

Atina gezi bilgilerimize güzel bir haber ile başlıyoruz! Uçaktan indiniz, valizinizi almaya doğru yöneldiniz. Valizi alırken etrafınıza bakın, orada kısa boylu kır saçlı tıknaz bir pazarlamacı abi görürseniz doğru kişiye bakıyorsunuz demektir. Ellerinde haritalar, ceplerinde kuponları ile dolu dolu sizi bekliyor. Eğer ki onu bulamazsanız biz yine de söyleyelim, kendisi ücretsiz indirim kuponları dağıtıyor ve bu kuponlar restoranlardan tutun araba kiralamaya, müzelere, mağazalara, şehir turlarına ve barlara kadar size avantajlı fiyatlar sağlıyor. Restoranlar arasında Atina’daki Michelin yıldızlı restoranlar dahi var. Bu kartın ismi ise ‘Athens Spotlighted‘. Diyelim ki bahsettiğimiz abiyi bulamadınız. En azından artık kartın ismini biliyorsunuz, sorun soruşturun ve gezinize avantajlı başlayın. Unutmayın gezilecek çok yer var ve bütçemizi iyi ayarlamalıyız.

 

Atina’ya Nasıl Gidilir, Nerede Kalınır?

Atina’ya ulaşmak için THY, Pegasus ve Aegean Airlines’in düzenlediği bir çok tarifeli uçuş var. THY ve Aegean Airlines Atatürk havalimanından, Pegasus ise Sabiha Gökçen’den haftanın her günü Atina’nın El Venizelos havalimanına uçuyor. Fiyatlar genellikle uygun oluyor ve tek yön ortalama bileti 200 TL civarında bulmak mümkün.

Nerede kalınır sorusunun cevabı ise sanırım hiç bu kadar kolay olmamıştı. Direkt olarak tercihinizi Plaka bölgesinden kullanabilirsiniz. Restoranlara, tavernalara ve gezilmesi gereken yerlere yürüme mesafesinde ve Atina ruhunu en iyi şekilde yansıtan bölge olduğunu düşünüyoruz. Bize gelirsek; Omonia meydanında yer alan Dorian Inn Hotel’de kaldık. Yine fedaiyiz ve kötüde kalıp iyi anlayarak size iyiyi tavsiye ediyoruz. Kıymetimizi bilmenin zamanı sizce de gelmedi mi?

Aslında burayı tercih etmemizin tek sebebi 12.katında yer alan terası ve buradan beklediğimiz eşsiz manzaraydı, nitekim öyle de oldu fakat yine de lokasyon itibariyle buna değmezmiş. Ha ama ben manzara isterim 12. katta kendimden geçerim diyorsanız kapı orada! tercih sizin. Fakat sonradan anladık ki, otelin bulunduğu meydan olan Omonia’yı google’a dahi yazdığımızda arama önerisi: Is omonia dangerous at nights? olarak çıkıyordu. Nitekim de öyleydi. Meydana ilk ayak bastığımızda mahalle kavgası vardı. Eşyaları otele bırakıp çıktıktan sonra geçen 1 saat sonucunda da; yaralılar, polis ve ambulans vardı. E tabi bu durum bize Atina ile ilgili pek hoş şeyler düşündürtmedi ama Plaka bölgesine doğru ilerlediğimizde her şey daha güzel gelmeye başlamıştı bile.

 

Atina’da Ulaşım

Gelelim bu bölümdeki konumuz olan ulaşıma; Havaalanından şehre ulaşmak için uzun ve Yunanistan standardına göre pahalı bir metro yolculuğu yapıyorsunuz. Atina, bir başkente göre ucuz bir şehir fakat ulaşım imkanları pahalı. Havaalanından şehre ulaşmak için valizi alıp çıkınca karşıya geçip asansör ile 1. kata çıkıp sola dönüyor ve üst geçitten yürüyorsunuz. Geldiğiniz noktada kişi başı 9 euro ödeyip bilet alabilirsiniz. Bu mavi metro hattı ile tek yön bilettir, siz isterseniz 22 euro veya daha fazlasını verip sınırsız metro biletleri de alabilirsiniz. Biz metroya fazla ihtiyaç duymayız diye düşünüp sınırsız bilet işine girmedik. Fakat şunu söylemekte fayda var ki, metroda bilet kontrolüne yakalanmanız olası. Biz 1 defa kontrole girdik ve biletimiz olmadığı halde, havaalanı yönünden gelip o biletle günün sonunda dolaştığımız için bi’ ürktük. Fakat neyse ki cezasız atlattık. Bu bir biz ettik siz etmeyin kamu spotudur.

Yolculuk ise ortalama 45 dakika kadar sürüyor. Eğer şehir içinde taksiye binmek isterseniz de km. başına 4 euro ödemeniz gerekiyor. Fakat Türk olduğunuzu anlayan taksicilerin pazarlığa açık olduğunu söyleyebiliriz.

Genel olarak Atina’da yürüyerek gezilecek yerlere ulaşmanız mümkün. Tabi bunu daha sağlıklı yapabilmek için bu seyahati kış mevsimine getirmemekte fayda var. Şehri kasıp kavuran ve delicesine esen öyle bir rüzgar var ki aklınızı başından alıyor. Güneş olsun ve sıcaklık 7-8 derece olsun nafile! içiniz titriyor adeta. Fakat yine de bilin ki mesafeler makul ve yürünebilir seviyede.

 

Atina’da Gezilecek Yerler

Atina’da gezilecek yerler çok çeşitli olmasına karşın 2 günde müzeler hariç bu gezinizi tamamlayabilirsiniz. Çünkü mesafeler kısa. Biz gezimize Omonia meydanından yürüyerek başlamıştık. Buradan kendinizi aşağıya doğru kaptırıp meşhur Ermou caddesine ulaşabilirsiniz. Bu cadde Atina’nın popüler alışveriş caddesi olarak biliniyor. Fotoğrafta göreceğiniz üzere uzun ve trafiğe kapalı bir cadde. Buranın yukarı ve aşağı paralellerinde çeşitli tavernalar ve restoranlarla var.

Ermou caddesini bitirdiğiniz yer ve Akropolis‘e doğru paralelinde Monastiraki meydanı ve Flea Market yer alıyor. Flea market yani bit pazarının içinden geçerek Monastiraki meydanına ulaşabilirsiniz. Bit pazarı bizim pazarlarımızdan farksız. Bir sürü incik boncuk şeyler ve orijinal olmayan ürünlerden görebilirsiniz. Pazara resmen kürekle insan atmışlar, pek de kalabalık ki sormayın!

Bit pazarının ortasında kalan yerin ismi ise Monastiraki Meydanı, Bu meydana metro ile de ulaşmanız mümkün. Bu meydanda bir de cami var. İsmi Tzisdarakis ve 1759 yılında inşa edilirken hemen yanında yer alan Hadrian’ın Kütüphanesinin kolonlarından faydalanılmış. Hadrian’s Library ise bir diğer antik kalıntı olup Roma İmparatoru Hadrian’ın kendi adına yaptırdığı bir kütüphanedir.

Monastiraki meydanından Akropolis’e doğru yürüyüp sağa döndüğünüzde ise Adrinaou caddesi başlıyor. Burası bize göre Atina’nın en vakit geçirilesi yerlerinin başında geliyor. Cadde boyunca uzanan bir çok güzel restoran ve taverna var. Bu cadde boyunca yürürken Antik Agora kalıntılarından Hephaestus tapınağını göreceksiniz, şaşırmayın! Bu arada şu bilgiyi de paylaşalım; Akropolis Panthenon’undan sonra en iyi korunmuş tapınak Hephaestus’dur.

Antik agora kalıntılarıyla ilgili o dönemden kalan Roman Agora ismindeki giriş kapısı da Acropolis’in eteklerinde yer almaktadır. Bu bölgenin içinde kalan Aeropagus tepesi de bir diğer gezilebilir noktamız. Biz Hephaestus tapınağına geri dönelim. Bu tapınağı solumuza alıp yol boyunca yukarıya tırmandığımızda yolun sonunda ulaşacağımız yer Mighty Acropolis!

Akropolis

Geldik Atina’nın simgesi Acropolis’e. Şehrin hemen her noktasından görülebilecek yükseklikte bir konuma yapılmış bu hisarı şehirde dolaşırken görmemek mümkün değil. Antik dönem Yunan’ında her şehrin bir Akropolisi olurmuş ve burası tapınaklar, hazinelerin saklandığı yapılar ve resmi kurumlardan oluşurmuş. 150 metre yükseklikteki Akropolisi gezmek için buraya Akropolis metrosu ile ulaşabileceğiniz gibi Anafiotika içinden tırmanarak veya Adrinaou caddesi sonundan yol boyunca yokuş yukarı yürüyerek de ulaşabilirsiniz. Akropolis’i gezmek ise ücretsiz değil, giriş için 30 euro ödüyorsunuz. Fakat AB’de öğrenci iseniz bu parayı vermeyip ücretsiz girebiliyorsunuz. 30 euro karşılığı aldığınız giriş kartı ise size sınırsız dolaşma hakkı veriyor.

Biraz tarihinden bahsedersek; Akropolis en son 1687 yılındaki Venedik kuşatması esnasında isabet eden toplar yüzünden tahrip görmüş ve o günden bu güne doğal nedenler haricinde zarar görmemiş. 1975 yılında başlayan Akropolis’i orijinal haline geri kazandırma projesi ise günümüzde devam etmekte. Adı Anastilosis olan bir teknik kullanılarak, ilk yapımı esnasında uygulanan etken madde ne ise bunu en mümkün seviyede kullanarak restorasyonu tamamlama ilkesi olarak açıklayalım. Anlayacağınız zorlu ve meşakatli bir iş.

Akropolis’ten arta kalan eserlerin bir bölümü Akropolis müzesinde sergilenirken büyük çoğunluğu aslında British Museum’da, yani Londra’da. İngilizler bizden ve Mısır’dan olduğu gibi Yunanistan’dan da eserleri kaçırmışlar. Anlayacağınız kader ortağıyız.

Akropolis’e geldiğiniz zaman göreceğiniz yerleri görüş sırasına göre sıralayalım;

Biletimizi aldık ve içeri girdik. Karşımıza ilk gelen kalıntılar;

Dionysos Tiyatrosu: Şarap tanrısı Dionysos’a adanmış bir tiyatro. Burası taş kullanılarak yapılan ilk Tiyatro olma özelliği taşıyor.

Herodes Atticus Tiyatrosu: Akropolis’in en büyük tiyatrosu olup günümüzde hala bazı etkinlikler için kullanılıyor. Buradan yukarıya tırmanmaya devam ediyoruz ve üst kısıma ulaştığımızda karşımıza Propylaia geliyor.

Propylaia: Akropolis’in ana kapısı burasıdır. Günümüzdeki halinde sütunları yarıdan itibaren yoktur fakat dikkatli baktığınızda mimari yapısı itibariyle size Berlin’deki Brandenburg kapısını hatırlatacaktır. Tabii Brandenburg kapısı ‘Greek Revival’ neo klasik mimari anlayışından esinlenerek yapılmıştır ama bu konumuz değil.

Parthenon: Akropolis’in günümüze dek en sağlam kalan bölümü ve Yunan mimarisinin eşsiz simgesi, en büyük eseridir.  Bol sütünlu bu büyük yapı, Yunanlılar tarafından hazine odası olarak kullanılıp Bizans döneminde kiliseye dönüştürülmüştür, Osmanlı istilasında ise Türk ordusunun garnizon merkezi olarak kullanılmıştır. Ayrıca 1460 Osmanlı istilasında Parthenon içine bir minare dikilmiştir. Aslına bakarsanız Osmanlı bitek bu hisara dokunmamış. Frenkler ve Bizanslar’da burada değişiklikler yapmış fakat 19. YY’daki Yunan bağımsızlık savaşı sonrasında Yunanlılar bütün sonradan yapılan eklentileri temizleyerek Atina Akropolis’ini orijinal ve eski haline geri getirmişler.

Erekhtheion: Kadın figürlü Karyatid heykellerini göreceğiniz bu tapınak Akropolis’in doğu girişinde olup Osmanlı istilasında Vali’nin özel Haremi olarak kullanılmıştır.

Nike Tapınağı: Akropolis’in kuzey girişi buradadır. Zafer tanrısı Nike adına yapılmıştır.

Akropolis’in eteklerinde ve civarında karşınıza çıkacak olanlar ise:

Akropolis’te iken bulunduğunuz yerin en yüksek nokta olduğunuzu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Tam karşımızda yer alan Lykavittos Tepesi buradan daha yüksekte yer alıyor. Oraya ulaşmak için ise füniküler kullanabilirsiniz. Plautarchou caddesinden de ulaşım mümkün.

Akropolis’i bitirdiğimize göre artık size Yunan güzelliği ile nasıl buluşacağınızı söylemenin zamanı geldi; Hani şu Yunan adalarını bize hatırlatan renkli pencereli beyaz taş evleri var ya! İşte bu evleri Atina’da göreceğiniz söylesek bence güzel bir haber vermiş oluruz! Bu görselliği Anafiotika bölgesinde bulabilirsiniz. Acropolis’in eteklerinde yer alan bu bölgede taş evler ve şirin kafeler ile tavernalar göreceksiniz. Aşağıya doğru inerken buradan inin. Dar sokaklardaki kafeler çok keyif verecek! Buradaki Mnisikleous sokağını görmeden geçmeyin. Aşağıdaki fotoğraf buraya ait.

Tapınaklar bitti sanıyorsunuz ama yanıldınız! Aşağıdaki fotoğraf Akropolis’ten çekildi ve Zeus’un tapınağına ait. Buraya Plaka bölgesinden ulaşabilirsiniz. Plaka bölgesi ise favori noktalardan. Bir çok güzel restoran ve taverna burada mevcut. Kalacak yer olarak zaten bu bölgeyi önermiştik ama akşam için de bu bölgeyi öneriyoruz. Buraya gelip bütün sokaklarında yarın yokmuş gibi gezin!

Eğer Yunanistan’daki halk ayaklanmalarını haberlerden hatırlıyorsanız orada gördüğünüz yer Syntagma Meydanı‘dır. Parlamento meydanının bulunduğu bu meydan Yunanlılar için seslerini yükseltme noktası gibi diyebiliriz. Ermou caddemizin sonunda yer alır. Buraya aynı zamanda Syntagma metrosu ile de ulaşmanız mümkün. Tarihe doyduysanız National Gardens‘ta yeşillikler içinde bir mola verip rahatlamak da iyi bir fikir olabilir. Zira Atina’da park konusunda İstanbul kadar zayıf. Hatta Avrupa şehirleri arasında parksızlık olarak İstanbul ile tek yarışabilecek şehir gibi duruyor. Bir ortak nokta daha çıkarttık.

Kolonaki Bölgesi ise Yunan sosyetesinin uğrak noktası. Atina’nın ekonomik olarak biraz daha hatrı sayılır bir bölgesi gibi duruyor. Her şehrin kendine göre tehlikeli olarak adlandırılan yerleri vardır. Burası Atina için eskiden Psiri bölgesi iken şimdilerde bu bayrağı taşıyan yerin adı Exarchia. Düzene karşı olarak kendilerini nitelendirenlerin ve Atina’nın yer altı dünyasını oluşturup kendilerini ‘manga’ olarak adlandıranların yaşadığı yerdir Psiri. Cümle çok havalı oldu! 50 yıllık geçmişleri boyunca şehri terörize ederlerken buraya polis dahi giremezmiş fakat durum günümüzde bu kadar katı değil tabii ki. Hatta Psiri şu anda Atina’nın taverna bölgesi olarak biliniyor. Taverna eğlencesi için bu bölge ideal. Taverna önerimiz ise: Tou Psirri

Eğer diyorsanız ki biz taşa toprağa doymadık ve daha fazla kalıntı görmek istiyoruz. O zaman size önerimiz G.O. Tours isimli firma ile irtibata geçmeniz. info@gotours.com.gr adresinden kendilerine ulaşın veya www.gotours.com.gr adresinden inceleyin. Atina çevresini kapsayan 2-3 günlük turları dahil çok kapsamlı turlar var, fiyatlar biraz kabarık.

Atina Müze Konusu

Müze ile ilgili olarak Akropolis müzesini önermiştik. Bir diğer ise Arkeoloji müzesi olacak. Paris için Louvre müzesi ne anlama geliyorsa Atina için de Ulusal Arkeoloji Müzesi o anlama geliyor. Burası Antik Yunan eserlerinin sergilendiği Dünya’daki en büyük müzesi olma özelliğini taşıyor. Çalınanlardan arta kalanları burada bulabilirsiniz. AB ülkelerinden birinde öğrenci iseniz giriş ücretsiz, aksi halde 8 euro vermeniz gerekiyor. Bilgi için buraya bir tık. Güncel açık gün ve saatlerini öğrenmek için kontrol etmekte fayda var. Bir de antik Yunan mimarisine tokat gibi bir cevap niteliğinde Modern Sanat müzesi var. Burası için bilgi almak isterseniz şuraya bir tık.

Atina Yeme İçme Konusu

Musakka, Taverna, Restoranlar, Meze, Uzo, Tsipouro, Tatlı çeşitleri ve daha fazlası. Yeme içme konusunda Yunanistan ile bir çok ortak noktamız var demiştik. Bu konuyu Atina yeme içme rehberi yazımızda, Atina’da vereceğimiz restoran önerileriyle birlikte size bilahare anlatacağız. Yazımız için buraya tıklayın.

Atina seyahatinizi ilk bahara planlamanız en doğrusu olur. Kışın giderek soğuğu gördük, yazın gitseydik de sıcağı derinden hissedeceğimizi ön gördük. Bizce en doğru zaman ilk bahar olur. Yapılacak harcamalarla ilgili olarak Atina seyahatenizde diğer Avrupa başkentlerine göre daha az para harcayacağınızı garanti ediyoruz.  Kişi başı 100 euro harcama ile 2 gün geçirebileceğiniz bir şehir. Bu harcamanın içinde 2 gece akşam yemeği de dahil.

Atina’da dolaşırken sokaklarda çok fazla göçmene rastlayacaksınız. Dilenci yoğunluğu yaşanıyor diyebiliriz ama en azından git dediğiniz zaman gidiyorlar. Yunanlar sıcak insanlar ve gerçekten bizden biriler. Fiziksel olarak dış görünüşlerimize kadar birbirimize yeterince benziyoruz. Komşu ülkeler arasında birbirimize bu kadar benzediğimiz başka bir ülke yok ve burada iyi vakit geçireceğinize inanıyoruz. Eğer hala şüpheleriniz varsa söyleyin bize; Sazlı sözlü akşam yemeği ve meze kültürü başka hangi ülkede var? Rakı soframızı deniz mahsulü mezelerimizle başka hangi ülkede kurabiliriz? :)

İyi tatiller!

Bilinmesi Gerekenler

*Yunanistan’a gelebilmek için Schengen vizesi almanız gerekmektedir. Yaz sezonu istisnalarıyla bazı Yunan adalarına kapı vizesi ile gidilmesi mümkündür. Vize için: http://www.vfsglobal.com/greece/turkey/

* Atina, antik çağlarda da önemli bir ticaret ve kültür merkeziydi. Şehrin ismi ise zeka, sanat, strateji, ilham ve barış tanrıçası Athena’dan gelmektedir. Mitolojiye göre; Barış’ın simgesi olan zeytin dalı Athena’ya halk tarafından verilmiştir.

*Yunanca, Hint Avrupa dil ailesinde kendi başına bir koldur ve başka bir dil ile kök kardeşliği paylaşmaz. Modern Yunanca ise Antik Yunanca’dan farklıdır.

*Türkçe’deki meyve, sebze, balıkçılık ve denizcilik terimlerinin çoğu Yunanca’dan dilimize girmiştir.

*Atina, Yunanistan’ın başkentidir.

*Yunanistan’da geçerli para birimi Euro’dur.

*Atina’da en soğuk ay 10 derece ile Ocak ayı olup en sıcak ay ise 30 derece ile Ağustos’tur. Ama sıcaklığı boşverin ve denizden esen rüzgarı ciddiye alıp ilk baharı tercih edin.

*Atina Akropolisi UNESCO Dünya Kültür Miras listesindedir. Akropolis’in yunancada kelime anlamı en yüksek nokta demektir. Yukarıdaki şehir anlamına gelir.

*Atina Akropolis’i milattan önce 450’li yıllarda yapılmıştır ve Antik Yunan mimarisi Mısır’dan etkilenmiştir.

*Parthenon Yunan mimarisinin en önemli eseri olarak kabul edilir ve Atinalılar tarafından Athena adına yapılmıştır.

*Akropolis müzesi Dünya’nın en güzel 3. müzesi seçilmiştir.

*Atina Ulusal Arkeoloji Müzesi, antik eserlerin sergilendiği Dünya’nın en büyük müzesidir.

*Monastiraki meydanında yer alan Tzistarakis Camii, Yunan bağımsızlık savaşı sonrasında hapishane ve ambar olarak kullanılmış. Günümüzde ise Yunan folk müzesi olarak kullanılmakta.

*Agora: Spor, sanat, ruhani ve politik hayatın sürdüğü şehir bölümünü tarif etmekte kullanılır. Aynı zamanda antik Yunan’da şehir meydanı olarak da ifade edilir. Kralların insanları meydanlara topladığı ve konuşma yaptığı yerdir. Alışveriş yerleri de buraya kurulur. Günümüzde bunun en iyi örneği Atina’daki Roman Agora’dır.

*Atina’ya gitmeden önce Yunan mitolojisini biraz olsun araştırmanızı, yanınıza mitoloji kitapçığı almanızı şiddetle öneririz.

*Atina’da akşam yemekleri ve gece eğlencesi olsun hayat erken bitmiyor. Akdeniz ülkelerinden ve bizden farksız.

*Atina’da musluk suyu içebiliyorsunuz. Oturduğunuz her restoranda su ücretsiz olarak masaya geliyor. Suya ek olarak bir de yoğurt sarımsak ve pul biber karışımı meze geliyor.

0 Comments

Submit a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Pin It on Pinterest

Share This